GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:105
Tarih:23.06.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; teşekkür ediyorum.

Ekranları başında bizi izleyen vatandaşlarımız görmüyor ama yaklaşık yarım saat önce bu salonda 300'e yakın arkadaş vardı, şimdi 15 kişi var.

BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Gelseler suçlular, gelmeseler suçlular.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Ben de bir yönüyle şanslıyım, sakin bir şekilde, bahusus Sayın Bahadır Yenişehirlioğlu'na derdimi anlatacağım. Onun da eminim ki vicdanı, kalbi, ahlakı burada aldığı emaneti yerine ulaştıracaktır.

Aslında söze bir önceki oturumun kapanışında yapılan 2 oylamadaki bariz bir farka değinerek başlamak istiyorum. Oylamalardan ilki -uluslararası sözleşme- 233 kabul oyuyla geçti, ikincisi ise 258 oyla yani arada 25 oy farkı var kabul yönünde. Burada bir gelenektir, muhalefet partisi milletvekilleri de çoğunlukla bu uluslararası sözleşmelere "evet" demeyi tercih ederler, nadiren "ret" verirler, bazen arada kalırlarsa çekimser verirler. Peki, acaba, niçin 25 arkadaşımız 2'nci sırada yer alan sözleşmeye, Brezilya'yla yapılan sözleşmeye "evet" derken 1'inci sırada yer alan sözleşmeye, Suudi Arabistan'la yapılan sözleşmeye "evet" diyemedi? Bence bunun iyi bir şekilde tefekkür edilmesi lazım ve buradan ileriye doğru bu sözleşmeyle ilgili atılacak adımlarda ve başka konularda bu hassasiyetlere dikkat edilmesi lazım.

Bugün Sayın Genel Başkanımız Ali Babacan Bey'le Meclis gündemini konuşurken eski Hazine Müsteşarımız Sayın İbrahim Çanakcı da oradaydı, ikisi bakıverdiler ve ben de tekrar kısa bir araştırma yaptım, bir özel işe dair ilk kez bir uluslararası sözleşme geçiyor arkadaşlar. Bazen kanun maddelerinde bazı yatırımlar için özel düzenlemeler oluyor ama bir özel yatırıma ilişkin ilk defa bir uluslararası sözleşme yapıldı. Bu da aslında Türkiye'deki yatırım ortamının güvensizliğiyle ilgili bir mesele. Çünkü öyle ya da böyle kanun metinleri Anayasa Mahkemesi denetiminden geçebiliyorken uluslararası sözleşmelerde sadece şekil denetimi yapılıyor ve bu uluslararası sözleşmede de çok bariz birtakım problemler var. Mesela, kamuoyuna hep ikinci dönem fiyatları üzerinden bilgilendirme yapılmışken ilk beş yıl için 0,47 euro/sent üzerinden bir fiyatlandırma yapılacak ve bu, Türk yatırımcılarının ortalama yüzde 25'inden yüksek bir rakam demek. Bir başka problem, burada yatırımcıya getirilen vergi ve gümrük muafiyetlerinin maliyeti nedir bilmiyoruz. EÜAŞ ve TEİAŞ'ın verdiği güvencelerin ve yapacakları ön kamulaştırma ve diğer arazi tahsis işlemlerinin kamuya maliyeti nedir, onu da bilmiyoruz. Ekonomik bozulma hâlinde bir tedbir olarak sunulan ekonomik denge korunmasının da -5'inci maddede- ne sonuç üreteceğini bilmiyoruz. Hiçbir Türk yatırımcısına tanınmayan bir madde var "al ya da öde" yani üretilen enerji bir şekilde kullanılamayacak olsa ve satın alınmayacak olsa dahi bedeli ödenecek en az 5 maddeyle; bunun bütçemize getireceği ek maliyeti bilmiyoruz, zaten normalden daha pahalı bir ödeme yapılacak. Yerli yatırımcıyla açık bir eşitsizlik var, yerli yatırımcıda 3,5 euro/sente kadar düşen bir fiyatlama burada 4,5 euro/sentten yapılacak. İki fazlı bir iş; ikinci faza ilişkin Komisyonda tartışılan, önergeyle reddedilen ve Genel Kurulda getirileceği taahhüt edilen Meclis denetimine dair de bir girişim söz konusu değil ve en önemlisi arkadaşlar, biz bu yatırımcı şirketin -Sayın Yenişehirlioğlu- fistanlı bir Arap kardeşimiz mi, bıyıklı bir Türk vatandaşı mı olduğunu bilmiyoruz çünkü proje geliştirici şirketle ilgili hiçbir bilgi yok. Yarın bir kısım hisseleri bir Türk vatandaşa ait olan bir şirket de karşımıza gelse Türk vatandaşları ve emsallerine göre yüzde 50'ye varan daha cazip bir yatırımın tarafı olacak. Borsada meşhur bir ifade olan "bıyıklı yatırımcı, bıyıklı yabancı" ifadesi bu sözleşmede belki de karşımıza çıkacak. İşte bu nedenlerle biz muhalefet olarak bu sözleşmeye "evet" diyemedik. İnşallah, sözleşmenin uygulanmasında kamu zararının en az olacağı şekliyle uygulanır. Bakın, hiç olmayacağı bir ihtimal yok çünkü bariz -"kapitülasyon" kelimesi sizi irrite ediyor ama- açık bir şekilde Türk vatandaşlarından esirgenen bir imtiyaz devri söz konusudur ve bu sözleşme, sadece pusula kriziyle değil aynı zamanda bir şirket için imzalanan ve yürürlüğe giren ilk uluslararası sözleşme olarak da bir ayıp olarak tarihimize geçmiştir.

Görüşülmekte olan kanun tam bir torba kanun. Torba kanunla ilgili burada defalarca kez derdimizi anlattık, iktidarın dikkatini çektik ama kimseye maalesef bir adım attıramadık. Bu düzenleme içerisinde tam 13 kanun var arkadaşlar. Peki, bir torba kanun yapmak zorunda kalabilirsiniz, bunu bir derece anlamaya çalışalım, o zaman ilgili ihtisas komisyonlarından bu kanun metinlerini kaçırmayın. Bizzat bize dağıtılan sıra sayılı metnin kapağına göre bu kanunun Plan ve Bütçeden sonra İçişleri Komisyonunda ve Sanayi, Ticaret, Enerji ve Tabii Kaynaklar Komisyonunda da görüşülmesi gerekirdi ama bu Komisyonun da çoğunluğu Cumhur İttifakında olmasına rağmen, İçişleri Komisyonu ile Sanayi, Ticaret, Enerji Komisyonunun uzman birikiminden bu kanun görüşülmeyerek kaçırılmıştır. "Zaman baskısı var." diyorsunuz ama NATO haftasında Meclisi çalıştırmayacaksınız. Arkadaşlar, Allah aşkına, NATO görüşmeleri devam ederken Genel Kurulun çalışmasının NATO görüşmelerine nasıl bir etkisi olabilir? Tek bir etkisi olabilir, biz burada hem NATO'yla hem NATO'nun uluslararası politikalardaki ayıpları ve tutarsızlığıyla hem de Türkiye ve NATO ilişkileriyle ilgili eleştiriler yaptığımızda bu, basın bültenlerine düşebilir ve yabancı liderler ülkemizdeyken bunu görebilirler. Peki, bundan utanıyorsunuz da bundan çekiniyorsunuz da ilişkilerinizi niçin buna göre dizayn etmiyorsunuz?

Şimdi, haber var, videolar var; yabancı devlet erkânının geçeceği yollardaki binalar boyanıyor. Soruyorum Sayın Yenişehirlioğlu: Yabancı devlet erkânının geçtiği güzergâhtaki aç vatandaşlarımız da doyurulacak mı acaba? Binaların boyanmasını sağlıyoruz da oradaki sosyal kriz alanlarına ne zaman müdahale edeceğiz? Ve biz niçin olayın hep ekran görüntüsü, hep imaj kısmı, hep sunum kısmındayız da Futbol Millî Takımı'mızın başarısızlığında olduğu gibi işin esasına bir türlü nüfuz edemiyoruz?

Bakınız, Anayasa Mahkemesi burada çıkarılan torba kanunlarla ilgili olarak sadece 2025 yılında açılan 384 iptal davası ile 1.300 itiraz başvurusunun 52'sinde iptal kararı vermiş, 226'sında itiraz başvurusunu gündeme almıştır. Cumhurbaşkanlığı İletişim Başkanlığına Anadolu Ajansı'nın örgütlenmesi ve insan kaynakları üzerinde denetim yetkisi veren düzenlemeyi, Kültür ve Turizm Bakanlığına bütçe dışı ön ödeme imkânı tanıyan kararnameyi, dijital materyallerde arama ve el koymaya ilişkin bazı hükümleri, hükmün açıklanmasının geriye bırakılmasına ilişkin bazı düzenlemeleri, Türk Parasının Kıymetini Koruma Kanunu'nda Cumhurbaşkanına tanınan geniş yetkileri, kamulaştırma alanında mülkiyet hakkını etkileyen hükümleri, üniversitelere Cumhurbaşkanlığı kararnamesiyle kadro ihdasını öngören düzenlemeleri Anayasa Mahkemesi iptal etmiştir. Burada tek bir kanunu, bir bölümü görüşebilmek için saatlerce müzakereler yürütülüyor ve burada saatlerce görüşmeler yapılıyor. Bu düzenlemeler Anayasa Mahkemesine götürülmeden önce -iddia ediyorum, açınız tutanakları- tamamında muhalefet burada bunların Anayasa'ya aykırılığını, bunların hukuka aykırılığını anlatmıştır. Burada dinlemediğiniz düzenlemeler Anayasa Mahkemesinden geri geldiğinde de kimi zaman Anayasa Mahkemesinin iptal gerekçelerini yok sayan, âdeta etrafında dolanmak şeklinde aynı kelimeleri, aynı anlamı farklı bir yorumla tekrar yazmaktan da imtina etmiyorsunuz.

Arkadaşlar, Meclisin yasama kalitesinin kriterlerinden biri de Anayasa Mahkemesinin denetimidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MEHMET EMİN EKMEN (Devamla) - Eğer yaptığımız içerikler, çıkardığımız kanunlar kimi zaman usulden, kimi zaman şekilden ama çoğu zaman da esasa dair meselelerden Anayasa Mahkemesinden geçmiyor ise biz orada kaliteli bir yasama faaliyetinden bahsedemeyiz. Bu nedenle acele etmeyin diyoruz, bu nedenle gündeminizi aylık, üç aylık zaman aralıklarıyla belirleyiniz ve buyurunuz, bunları hep beraber tartışalım, konuşalım, önerilerimizi dikkate alın, bu teklifler muhalefetten geliyor diye reddetmeyin ve günün sonunda milletimizin menfaatine olan, vatandaşımızın yararına olan ve ortak aklın gereği olan düzenlemeleri yapalım diyoruz ama maalesef, sizi bir kere daha milletimize şikâyet ediyoruz ki buradaki düzenlemelerde muhalefetin ortak akıl katkısının alınma payı sıfırdır, bir bile değil sıfırdır.

Teşekkür ediyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)