GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:105
Tarih:23.06.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA BURAK DALGIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum. Bugün Türkiye'nin gerçek bir beka meselesi olan beyin göçünü konuşmak üzere huzurunuzdayım.

Bu meseleyi, tabii, sadece bir milletvekili olarak değil bursla mastera gitmiş, orada çalışmış ve sonra Türkiye'ye dönmüş bir arkadaşınız olarak ele almak istiyorum. Bu meseleyi pek çok tanıdığı yurt dışına gitmiş, yurt dışına gitme hazırlığı yapan veya yurt dışında bulunup Türkiye'ye dönmek istese de dönemeyen bir arkadaşınız olarak yapıyorum. En önemlisi, bu konuşmayı evladının geleceğini Türkiye'de de görmek isteyen bir baba olarak yapıyorum.

Değerli arkadaşlar, öncelikle şunu belirteyim: "Bilgi çağı" "katma değerli ekonomi" "muasır medeniyet seviyesi" gibi lafları hepimiz söylüyoruz fakat bunun temelinde insan yatıyor. Nitelikli insan kaynağı yoksa bu işlerin hiçbiri yok, o yüzden de bu memleketin evlatlarına "Giderlerse gitsinler." demeye hiç kimsenin hakkı yok. Türkiye'nin en temel kırılganlıklarından bir tanesi cari açık -ekonomide konuşuyoruz- bundan çok daha tehlikelisi bir yetenek açığı, bunu ele almak durumundayız.

Esas meselemiz, tabii, gençlerin yurt dışına gitmesi değil ama "Ne olursa olsun gideyim." demesi. Vatandaşlarımızın yeni tecrübe edinmesi tabii iyidir ama "Ne olursa olsun." diyerek kaçar gibi gitmesi kötüdür. Yurt dışını bir cennet gibi görmek de fevkalade tehlikelidir zira oranın da kendine özgü riskleri var, bunu da bir hatırlayalım. Tabii "beyin göçü" deyince biz hep buz dağının üstünü görüyoruz, giden vatandaşlarımızın sayısına bakıyoruz; bu, hayli eksik bir hesap çünkü gitmek isteyip gidemeyenler orada yok, hayatının bir kısmını oraya taşıyanlar orada yok, orada yaşayıp dönmek istese de dönemeyenler o hesapta yok ama en temelinde Türkiye'de hayatını devam ettirirken şu veya bu sebeple potansiyelini değerlendiremeyen vatandaşlarımız hiç yok; aslında bu da beyin göçünün bir parçası.

Değerli arkadaşlar, beyin göçü tabii çok ciddi bir karar. Değerli Yazar Menekşe Tokyay şöyle özetliyor: "Beyin göçü salt bir yer değiştirme değildir, insanın kendini yeniden doğurduğu ve yeni bir yaşam alanı kurduğu bir olgudur ama göç eden bunu da göze alarak, yarar-maliyet hesabı yaparak yola çıkar ve büyük bir enerji göstermesi gerekir." Peki, vatandaşlarımız neden böyle büyük bir iddialı harekete girişiyorlar? Şuna bir bakalım. Üç tane temel sebebi var: Bir tanesi imkânlar, bir tanesi fırsatlar, bir tanesi de hürriyetler.

İmkânlara baktığımızda, meşhur orta direğin hayali olan iki anahtara bir bakalım: Bir ortalama ev 5 milyon lira, giriş seviyesi bir araba 1 milyon lira. Evlenmek isteyenlerin düğün yapması zor. Çocuk sahibi insanların çocuklarını milyonluk okullarda okutması zor yani imkânlar tarafında sınıfta kalıyoruz.

"Fırsatlar bugün kötü ama yarın daha iyi olacak." hissiyatı neredeyse hiç kimsede yok. Nitekim İSO 500'ün dahi istihdam kaybettiği bir ekonomideyiz, nitekim hem üniversitelere hem kümeslere kayyum atanan bir ülkedeyiz; bunun olduğu yerde tabii fırsatlar konusunda da iyimser olmak zor.

Nihayet, hak ve hürriyetler... Demokraside dünyada ilk 100'e giremeyen, basın özgürlüğünde dünyada ilk 150'ye giremeyen bir ülkede yaşıyoruz maalesef ama en temel hak olan insan hakkını unutmayalım, yaşama hakkını unutmayalım. Bugün öldürülen Kurye Samet Özgül'ün kız kardeşi beni ziyarete geldi. Kendisi Gazi Üniversitesinde öğrenciydi, bir motokuryeydi aynı zamanda; 5 Kasım 2022'de Ankara'da katledildi bıçaklanarak. Kendisini öldürenler bir şekilde istinaf mahkemelerinde vesairede süreci uzattılar, dosya hâlen Yargıtayda. Şimdi, vatandaşların can güvenliğinden emin olmadığı bir yerde tabii beyin göçü falan gibi meselelerin önü de açılıyor ister istemez.

Değerli arkadaşlar, pek çok alanda çok ciddi kayıplarımız var veyahut da gitmek isteyen vatandaşlarımız var. Mesela sağlık, mesela savunma sanayisi, mesela prestijli liseler, mesela yetkin akademisyenler; Türkiye temel kaynaklarını bu şekilde kaybediyor. Bunu durdurmak için yapmamız gereken şey, aslında Türkiye'nin daha düzgün bir ülke olması için yapmamız gereken şeyle aynı şey: Kalkınma hamlesini hızlandırmak; adaleti, hakkı ve hürriyeti tesis etmek ve dünyayla entegrasyonu artırmak.

Tabii, şunu da belirtmek istiyorum: Yurt dışında kalan vatandaşlarımızın da Türkiye'ye yarar sağlaması mümkün. Bu noktada hem istihdam yaratan hem kültürel temsili sağlayan hem de Türkiye'ye yatırım aktaran pek çok vatandaşımız var. Bunu artırmak için etkin bir diaspora yönetimi bizim için elzem, Çin ve Hindistan bunu başarıyla yapıyor; biz de aynısını hatta daha iyisini yapabiliriz. Bir adım daha ileri gideyim; beyin göçü, sadece bir tehdit değil fırsat da olabilir, Türkiye yetenekli beyinler için gelinebilecek bir ülke hâline de gelebilir ama dediğim gibi bunun için hakkı, adaleti, hürriyeti tesis etmemiz şart.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)