GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:105
Tarih:23.06.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Ankara'nın orta yerinde maalesef öğretmenlerimize yapılan zulüm bitmek bilmiyor. Sekiz gündür açlık grevindeler ve bu öğretmenlerimiz taban maaş uygulaması istiyorlar, 20 bin lira, 25 bin lira asgari ücrete mahrum bırakılmak istemiyorlar, kamudaki öğretmenler gibi ücret almak istiyorlar, güvenceli iş istiyorlar, yazın harçlıksız dahi kalmamak istiyorlar ve hiç olmazsa seslerini duyurmak istiyorlar. Daha önce de bu mücadeleyi verdiler. Sayın Bakan hâlâ kulak vermediği için sekiz gündür açlık grevindeler ve hâlâ ablukaya alınıyorlar, gaz sıkılıyor onlara, şiddet uygulanıyor ve maalesef daha dün 1'i anne olmak üzere 5 öğretmenimiz hastaneye kaldırıldılar yakın mesafeden gaz uygulandığı için ve 1 öğretmenimiz de acil olarak tomografiye alındı. Böyle bir Türkiye'den bahsediyoruz.

"Mülakatı kaldıracağız." dediniz 2023'te, seçim vaadi verdiniz, hatta ağza alınmayacak şeyler söylediniz ama şimdi unuttunuz. Verdiğiniz sözü tutmadığınız gibi, 1 milyon öğretmenin umuduyla oynadınız. Öğretmenine gaz sıkan, öğretmenine darp emri veren bir siyasi iktidar gençlerin geleceğini, Türkiye'nin geleceğini nasıl kuracak?

Ve değerli arkadaşlar, buradan sesleniyoruz: Öğretmenlere böylesine bir zulmü reva görmeyin, en doğal haklarını karşılayın, dinleyin; onlara gaz sıktırmak, darbettirmek, ablukaya almak, tutuklamak, gözaltına almak yerine, onları da Türkiye'nin geleceği olan, umudu olan çocuklarımızı yetiştirecek kadrolara atamayı başarın. Sizden beklenen budur.

Değerli arkadaşlar, geçen perşembe günü Meclisimiz açısından hiçbirimizin arzu etmeyeceği, hepimizin üzüldüğü ama en çok da buna yol açanların yani burada olmadığı hâlde pusula vererek buradaymış gibi oy kullananların yüzünün kızaracağı bir akşam yaşadık. Bu, örtbas edilemez, görmezden gelinemez, yokmuş gibi davranılamaz. Elbette ki İç Tüzük'ümüzde bir milletvekilinin, bırakın bir milletvekilini, 76 milletvekilinin burada olmadığı hâlde buradaymış gibi sahteciliğe başvuracağı öngörülmediği için bir düzenleme yapılmamış ama böyle bir düzenleme yok diye ne Meclis Başkanlığı ne bizler ne Grup Başkan Vekilleri ne de her biriniz böyle bir sahteciliği görmezden gelemezsiniz.

Ve değerli arkadaşlar, öylesine utanç verici bir uluslararası anlaşma ki Suudi Arabistan'a istisna veriyorsunuz, teşvik veriyorsunuz, ayrıcalık veriyorsunuz, arazideki bütün sorunları çözme sözü veriyorsunuz, otuz yıl alma garantisi veriyorsunuz, Suudi Arabistan fiyatı beğenmezse tekrar oturup değerlendirme sözü veriyorsunuz, eğer bir sorun çıkarsa uluslararası tahkimi öngörüyorsunuz, kendi mahkemelerinize dahi güvenmediğinizi söylüyorsunuz ve sonrasında o uluslararası anlaşmayı buradan geçiremiyorsunuz. Anlaşmaya baktığımızda "Altı ayda geçiremezseniz tekrar oturacağız." diyorlar yani değerli arkadaşlar, sadece bu bile sizi rahatsız etmeli. Hani böyle "büyük Türk milleti" "yüce Meclis" falan diyorsunuz ya, siz içini boşalttınız bunun. Bir ülkeyle bir anlaşma yapıyorsunuz, diyorsunuz ki: "Meclis altı ayda geçirmezse tekrar oturacağız." Siz ne biliyorsunuz Meclisin ne yapacağını? Çünkü kurşun asker gibi buraya pusula bırakıp gideceğinizi öngörüyorsunuz ama bu sefer takıldınız.

Ve değerli arkadaşlar, böylesine kapitülasyon sayacağımız, böylesine Türkiye'nin kaynaklarını bilemediğimiz kirli pazarlıklar üzerinden Suudi Arabistan'a veya başka ülkelere peşkeş çeken uluslararası anlaşmaları bir daha getirmeyin, burada da oylatmaya kalkmayın; buradan uyarıyoruz.

Değerli arkadaşlar, bir yargı paketi getirdiniz. Bu yargı paketinin bir de özel durumu var, ismini değiştirmişsiniz, şimdiye kadar sadece "paket" diyordunuz, "yargının etkin ve verimli çalışması için paket" diyorsunuz; yargı etkin ve verimli çalışacakmış.

Değerli arkadaşlar, bu paket içerisinde öyle dişe dokunur, yargıyı gerçekten etkin, verimli yapacak bir şey olmadığı gibi aslında burada ne olmadığını konuşmak lazım.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Sayın Emir, buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum.

Türkiye'de adalet sistemi yerle bir olmuş, adalet kanıyor. Mahkemeler bırakın adalet dağıtmayı, iktidarın sopası olmuş, söyleyenin, düşünenin, ifade edenin, sokağa çıkanın, hak arayanın, öğretmenin sırtında sopa olmuş ve siz hâlâ derde deva olacak hiçbir hüküm getirmiyorsunuz. Haftalar önce paylaştınız, dediniz ki: "Böyle bir yargı paketi getireceğiz, 60 madde." Bakın, IBAN mağdurları için düzenleme olacaktı, nerede? Çocuk hükümlüler için düzenleme olacaktı, nerede? Sosyal medya hesaplarında kimlik doğrulama olacaktı, nerede? Veya silah taşımayla ilgili, şiddetin azaltılmasına dönük maddeler olacaktı, televizyondaki şiddet özendirici sahnelere ceza getirilecekti, nerede?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Evet, buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - Yoksulluk nafakası gelecekti, nerede? Yine dersinizi çalışmamışsınız. Daha geriye gidelim; reform yapacaktınız, reform paketleri getirecektiniz, o kadar söz verdiniz, dilinizde tüy bitti, her defasında açıkladınız Türkiye'ye demokrasi getireceğinizi dediğiniz yıllarda; artık lafını bile etmiyorsunuz. Mesela, hâkimlere coğrafi teminat getirecektiniz sekizinci yargı paketinde; on ikinci oldu, hâlâ yok ortada. Bir infaz reformu... Cezaevleri tıka basa dolu, 450 bin mahkumu geçti; görmezden geliyorsunuz, duymazdan geliyorsunuz ama orada insanlar feryat ediyorlar.

Yine, suça sürüklenen çocuklar için hani çalışacaktık; neredesiniz, niye getirmiyorsunuz? Niye böylesine işinizi yapmıyorsunuz?

Aynı şekilde, bakın "Yargı bağımsızlığını sağlayın, tutukluluk peşinen ceza olmasın." dediğimizde bize kulak vermiyorsunuz ama kimlere kulak veriyorsunuz veya kimler size sesleniyor?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, son dakikayı veriyorum.

MURAT EMİR (Ankara) - O Futbol Federasyonu Başkanı Sayın Adalet Bakanına sesleniyor: Perişan olmuş, dökülmüş. Türkiye'de ne kadar hastalık varsa sistematik olarak aynısı Türk futbolunda da var, Federasyonda da var. Sahada tükenmişsiniz, sahada yerle bir olmuşsunuz, tek gol atamadan dönmüşsünüz; al bayrağımızın rengi kırmızı ama sizin yüzünüz kızarmaz olmuş, göğüslerinde o al bayrağı taşıyan futbolcular... Ve sonrasında öz eleştiri yapacağınıza, özür dileyeceğinize dönüyorsunuz "Bizi eleştirmesinler." diye "Kanun çıkart." diyorsunuz Adalet Bakanına. Türkiye, böyle bir ülke oldu arkadaşlar; kimse konuşmasın, kimse eleştirilmesin, küçük bir başarıyı herkes sahiplensin ama böylesine çöküşlerde hiç kimsenin yüzü kızarmasın, hiç kimse özür dilemesin; bunu kabul edemeyiz.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Bakın, Mustafa Kemal'in kızlarını hatırlatarak sözlerime son veriyorum: "Şampiyon olduklarında Atatürk'ün sporcu kızları ülkesi adına kazandıkları başarıyı pazarlık konusu yapmaz, ne prim ister ne de başka özel bir şey. 85 milyona yaşattığımız mutluluk bize yeter." demiştir. (CHP sıralarından alkışlar) Atatürk'ün kızları böyle derken villa alamadıkları için üzülen, özür dilemeyen futbolcular, özür dilemeyen Federasyon, böylesine bir çöküşü hazırlayan Spor Bakanı ne yapar Allah aşkınıza!

Teşekkür ederim Sayın Başkan. (CHP sıralarından alkışlar)