GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: 23 Haziran Hatay’ın ana vatana kavuştuğu günün yıl dönümüne, Türkiye’nin sorunlarının çözümüne, yaz okullarının ve özel okulların fiyatlarına, NATO zirvesi için alınan önlemlere, Ankara’da yapılan huzur operasyonuna ve Mersin Milletvekili Burhanettin Kocamaz’a ilişkin açıklaması
Yasama Yılı:4
Birleşim:105
Tarih:23.06.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulumuzu ve ekranları başında bizleri izleyen yüce Türk milletini saygılarımla selamlıyorum.

Bugün, 23 Haziran 2026; bundan tam seksen yedi yıl önce Hatay'ımızın ana vatanımıza, ana vatanımızın da Hatay'ımıza kavuştuğu günün yıl dönümü.

Fransız mandası altında ezilen Hataylı kardeşlerimizin iradesiyle gerçekleşen bu birleşme, Mustafa Kemal Atatürk'ün "Yurtta sulh, cihanda sulh!" ilkesinin ve millî diplomasimizin büyük bir zaferidir. Hatay, Türk milletinin kadim bir parçası olarak bağımsızlık mücadelesinin en güzel örneklerinden biri olmuştur. O gün atılan imzalar bugün de sınırlarımızın ve birliğimizin teminatıdır.

Evet, tabii, Sayın Mehmet Emin Ekmen, Türkiye'nin kanayan yaralarını tek tek ifade etmeye çalıştı ama verilen süreler Türkiye'nin sorunlarını tek tek ifade etmek için yeterli değil, günlerce, saatlerce konuşsak... Türkiye'nin sorunlarını aslında hepimiz çok da iyi biliyoruz ama üzerinde çözmeye ilişkin üç şeye ihtiyacımız var; akıl, vicdan ve niyet. Dolayısıyla, ben bugün iktidar sahiplerinin akıllı olduklarını kabiliyetlerini ortaya koydukları siyasette görüyorum, kendileriyle ilgili hususlarda ne kadar vicdanlı olduklarına da şehadet ettim ama niyetlerine ilişkin aynı kefaleti koyamayacağımı ifade etmeliyim.

Evet, bu cuma günü okullar tatil oluyor. Ben de bir evlat babasıyım, cuma günü itibarıyla ailelerin tamamı için kara günler başlıyor, özellikle çalışan anne ve babalar için. Ne yapacağız diye düşünüyorlar; yaz okullarına bakılıyor, ben de aynı arayıştayım. Yaz okulları almış başını gitmiş; Millî Eğitim Bakanlığının 2026-2027 rakamları da bu utancı aslında resmen tescil ediyor. Başlangıç sınıflarındaki zam oranı yüzde 43,92 olmasına rağmen bugün özel okul ücretleri 1 milyon Türk lirasının çok çok daha üzerine geçmiş durumda. Ankara'daki birtakım özel okulların fiyatlarını öğrendim ama buradan ifade etmek istemiyorum, zaten bugün özel okulda çocuğu olan bütün ebeveynler bu fiyatların ne olduğunu biliyorlar.

Türkiye'de her 5 okuldan 1'i özel okul olmuş. Devlet okullarında kalitesiz bir eğitim, özel okullarda da fahiş fiyatlar; ebeveynler bu iki bıçak arasında bütün vicdanlarıyla, bütün çabalarıyla evlatlarını okutmaya çalışıyorlar, evlatları için bir gelecek oluşturmaya çalışıyorlar. Geçtiğimiz aylarda Maraş ve Urfa'daki yaşanan olaylardan sonra özel okullarda çocuklarını okutma eğilimi velilerde daha da çok arttı, bütün imkânlarını zorlayarak çocuklarını özel okullarda, daha doğrusu, güvenli okullarda okutmaya çalışıyorlar. Bu, aslında çok daha acı yani 2026 Türkiyesinde evladınızı okutmak için okuldaki güvenliği önceliyor olmanız; bu, ebeveynler için çok zor olduğu kadar bir iktidar için de utanç kaynağı olması gerekiyor.

Evet, sayın milletvekilleri, geçenlerde katılmış olduğum bir televizyon programında önümüzdeki NATO zirvesiyle ilgili başkentteki hazırlıkları ifade etmiştim; orada bir hastanın, bir hamilenin bu NATO zirvesi için alınan önlemlerde ne yapacağını sormuştum. İktidara yakın kaynaklar ya da iktidara yakın medya tarafından bütün hastanelerin çalıştığı ifade edildi. Ben "Hastaneler tatil edildi." ifadesini kullanmadım. Bugün Ankara'da herkes bunu merak ediyor. Şu an Ankara'daki birçok cadde, birçok sokak, birçok muhit NATO zirvesi için aşırı güvenlik önlemleriyle kapatılıyor. Bu kapatma sonucunda esnafın birçoğu doğru bilgilendirilmediği için dükkânlarını kapatmayı düşünüyor. Bu konuyla ilgili, sanıyorum iktidarın ve Ankara'yı yönetenlerin bu konuyla ilgili vatandaşa ve esnafa doğru bilgilendirme yapmaları zaruri.

Aynı şekilde, bu süreçte, özellikle NATO zirvesine gelecek olan liderlerinin kalacakları bölgelerden bir tanesi Ankara siyasetinin yakından bildiği Çukurambar bölgesi, diğeri Çankaya bölgesi yani şehircilikte de "oteller adası" denilen bölge. "Oteller adası" denilen bölgedeki o şehrin sakinleri, o mahallenin sakinlerinin kendi mahallelerine giriş çıkışlarında olağanüstü tedbirler alınacağı rivayet ediliyor, hâlâ bu konu bir açıklığa kavuşmuş değil. Dolayısıyla, bu güzergâhların çoğunda yolların kapalı olacağı ifade ediliyor. Benim zaten sorduğum da bu; bir hastanın özellikle -NATO zirvesine gelen liderlerin kalacağı bölgelerden biri olan bu bölgede, sadece bu bölgede 5 tane hastane var- bu hastanelerde planı olanın, programı olanın o hastanelere ulaşımda, erişimde nasıl bir metot, nasıl bir yöntem izleyeceğidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Başkentin huzuru Türkiye'nin huzuru olarak bu süreç tanımlanıyor. Başkent gerçekten bir gelin gibi süsleniyor; bunun için tüm yetkililere, hem yerel yönetime, Ankara Büyükşehir Belediyesine ve diğer belediyelere hem de iktidara teşekkür ediyoruz başkente bu özeni gösterdikleri için ama aslında bir anlamda sistem ediyoruz yani Ankaralılar bu hazırlıkların sadece kendileri için yapılmasını da sanıyorum beklerlerdi. Yani bugün hem merkezî yönetimin, iktidarın hem yerel yönetimin büyük bir iş birliği ve koordinasyon içerisinde götürdükleri bu süreci uzun zamandır hem Ankaralılar özledi hem Türk siyaseti hem Türkiye özledi ama bu hazırlıkların, bu şehri güzelleştirmenin Ankaralılar için değil de NATO zirvesi için gelen liderler için olması da biraz düşündürücü, biraz da ironik.

Bu konuya ilişkin aynı şekilde, Ankara'da ciddi bir huzur operasyonu yapılıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Bununla ilgili Ankara Emniyeti de çok dikkatli ve titiz bir çalışma içerisinde. Bu vesileyle de geçen hafta Sayın Başkanım, Mersin Milletvekilimiz Sayın Burhanettin Kocamaz'ın başına talihsiz bir olay geldi; kendisi bu "telefon dolandırıcılığı" dediğimiz hadiseyle dolandırıldı.

Şimdi, tabii, Sayın Burhanettin Kocamaz'ın sürecini beraber yönettik; şu kadarını söyleyeyim: Bu sürecin tamamında Sayın Burhanettin Kocamaz'la ilgili hem haberlerde hem iktidara yakın kanallarda hem de sosyal medyada özellikle yönetilen bir algı vardı ama hiç kimse, bir Allah'ın kulu da şunu sormadı: Bir milletvekilinin, eski bir büyükşehir belediye başkanının, eski bir belediye başkanının tüm kişisel verilerinin üçüncü kişilerin elinde ne işi vardı? Herkes, Burhanettin Kocamaz'ın bu dolandırıcılara nasıl para kaptırdığını ya da bu dolandırıcıların hangi argümanları kullandığını değerlendirdi. Öncelikle, Burhanettin Kocamaz'ın cep telefonuna bir mesaj geliyor, kendilerini Emniyetten diye tanıtan kişilerce.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

Son dakikayı veriyorum.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Burhanettin Kocamaz'la ilgili sadece devletin elinde olması gereken tüm tapu kayıtları, tüm banka hesap numaraları, tüm sicil bilgilerini üçüncü şahıslar Burhanettin Kocamaz'a Whatsapp uygulaması üzerinden gönderiyorlar ve sadece kendisi değil, kendisi, eşi, çocukları, çocuklarının şirketine ilişkin. Burhanettin Kocamaz da bir devlet insanı olarak diyor ki "Bunlar ancak devletin elinde olabilir, üçüncü bir kişinin, hele bir dolandırıcının elinde olamaz." diye düşünerek bu rezil kumpasa düşüyor.

Dolayısıyla, burada sanıyorum medyada çıkan haberler de dâhil olmak üzere herkesin oturup kişisel verilerimizin nasıl böyle pervasızca dağıtıldığını ve nasıl dolandırıcılar tarafından böylesine haince kullanıldığına ilişkin, bunun sorumlularının tespiti ve sorumlularla ilgili ne yapılıp yapılmadığını hepimizin şapkayı önümüze koyup düşünmemiz gerekiyor.

Teşekkür ediyorum.