| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
CHP GRUBU ADINA NAMIK TAN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; şu an önümüzde kamuoyuna masum bir iş birliği anlaşması olarak sunulan fakat ülkemiz için kısa ve uzun vadede hayırlı sonuçlar içermeyen bir anlaşma duruyor. Biz Cumhuriyet Halk Partisi olarak Dışişleri Komisyonuna havale edildiği günden itibaren bu anlaşmayı ayrıntılı bir şekilde inceledik. Biz isterdik ki bu anlaşma Dışişleri Komisyonuna gelmeden önce tali komisyon sıfatıyla Sanayi, Ticaret, Enerji, Tabii Kaynaklar, Bilgi ve Teknoloji Komisyonunda görüşülsün ve konusunda uzman milletvekillerinin görüşlerinden faydalanılsın fakat maalesef birçok kez olduğu gibi, konu tali komisyonda görüşülmeden alelacele önümüze sürüldü. Bunun üzerine kendi aramızda bir araya gelerek enerji konusunda uzman milletvekili arkadaşlarımızın da desteği ve katkısıyla anlaşmanın ne gibi sakıncalar içerdiğini tespit ettik. Nitekim, anlaşmanın Suudi Arabistan menşeli yatırımcıların Sivas'ta ve Karaman'da birer güneş enerjisi santrali kurmasını teminen ilk bakışta Türkiye'ye yabancı yatırım getiren sıradan bir iş birliği girişimi gibi takdim edildiğini gördük. Detaylı incelememizde, gerek Türkiye Cumhuriyeti Hükûmeti gerek ülkemizin yerli güneş enerjisi yatırımcıları açısından yanıtlanması gereken birçok soru işareti karşımıza çıktı. Anlaşmada yabancı yatırımcıya sağlanması öngörülen tavizlerin fazlalığı mezkûr anlaşmanın yabancı sermayeye alan açarken yerli sermayenin önünü kestiğini açık seçik ortaya sermektedir. İktidarınız döneminde aldığınız kararlarla bugün güneş enerjisi yatırımcıları yüzde 25 gelir vergisi, yüzde 20 katma değer vergisi öderken aynı zamanda sistem kullanım bedeli ve yıllık işletim ücreti de ödemek zorunda bırakılmıştır. Bu düzenleme sebebiyle hükûmetiniz güneş enerjisi kârının neredeyse yüzde 70'inden feragat etmek durumunda kalmaktadır. Yenilenebilir enerji gibi hem çevreyi koruyan hem de ülkemizin enerjide dışa bağımlılığını azaltacak ve kalkınmamıza büyük katkı sağlayacak bir alanda yerli üreticileri teşvik etmek yerine neden var olan üreticileri caydırmak istiyorsunuz? Geçtiğimiz on yılda hükûmetleriniz, yerli üreticinin ürettiği güneş enerjisini depolaması ve serbest piyasa koşullarında satmasının önüne geçecek her türlü kararı sırasıyla uygulamaya geçirdi. Aslında yerli üreticiye verdiğiniz zararı konuşmak için on dakika değil, bir saat bile yetmez. En son kendi evinde veya tesisinde kullanım fazlası enerji üretenlerden bile ücret almaya başladığınızı biliyoruz. Kısaca, siz kendi yerli üreticinize "Güneş sektöründen çekil veya kazancının aslan payını bize bırak." diyorsunuz. Ben şahsen dünyada sizinkinden başka hiçbir hükûmetin kendi üretici ve yatırımcılarına bu kadar gaddarca muamele ettiğini duymadım. Dilinize yıllardır pelesenk ettiğiniz "yerli ve millî" söyleminizle bu eylemlerinizi nasıl bağdaştırıyorsunuz, bunu anlamak mümkün değildir.
Bir ülkenin kendi üreticisini sorumlu kıldığı yükümlülüklerden başka bir ülkenin üretici ve yatırımcılarını muaf tutmasına "kapitülasyon" adı verilir değerli arkadaşlar. Sizin karşımıza getirdiğiniz bu anlaşma da yerli üretici ve yatırımcımız aleyhine yabancı bir ülkeye verilen kapitülasyondur. (CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) İster Suudi Arabistan'dan ister başka ülkelerden gelsin, ülkemizde güneş enerjisi yatırımlarının yapılmasına bizler karşı değiliz. Bu hususu bir kez daha altını çizmek üzere tekrarlıyorum: İster Suudi Arabistan'dan ister başka ülkelerden gelsin, ülkemizde güneş enerjisi yatırımlarının yapılmasına karşı değiliz lakin yerli üreticilerimiz için hangi vergiler ve yükümlülükler öngörülüyorsa yabancı yatırımcılar da aynı şartlarda Türkiye'de faaliyet göstermelidir. Nitekim dışarıdan gelen yatırımcılar ile bizim yerli yatırımcılarımız arasında dengeli bir rekabet ortamı sağlanabilseydi biz bu anlaşmayı büyük bir memnuniyetle kabul ederdik, oysa durum bundan çok uzak.
Bu anlaşmada öngörülen tesisler tam kapasiteyle inşa edildiği takdirde bunların toplam kapasitesi Türkiye'nin toplam kapasitesinin yüzde 10'unu aşkın bir dilimine tekabül edecektir. Üstelik bu tesislerde üretilen elektrik için alım garantisi de veriyoruz. Ayrıca, kurulacak santraller için gerekli malzemelerin Türkiye'den tedarikine dair herhangi bir bağlayıcı hüküm de yer almıyor. Anlaşmayı incelediğimizde görüyoruz ki yabancı yatırımcı tek bir Türk vatandaşı bile çalıştırmadan faaliyetlerini sürdürebilir. Sizler tesisin kurulacağı arazileri istimlak ederken dilerim bölge halkına istihdam sözü vermemişsinizdir çünkü tesisin sahipleri için böyle bir yükümlülük bulunmuyor. Velhasıl, bu anlaşmada Türkiye'nin kazancının ne olduğunu bir türlü tespit edemedik. Yerli üretici kazanmıyor çünkü karşılarına onların ödediği vergileri ödemek zorunda olmayan bir rakip çıkıyor. Üstelik devlet yerli üreticilere alım garantisi vermezken bu yabancı yatırımcıya alım garantisi sunuyor. Devlet kazanmıyor çünkü yabancı yatırımcılar yerli yatırımcının ödediği vergileri devlete ödemekle yükümlü değil. Milyonlarca dolar değerinde elektrik üretecekler ve devlet vergi almayacak. Üstelik devletin alacağı elektrik de yerli üreticinin sağlayacağı elektrikten daha ucuz veya avantajlı değil. Devlet uzun vadede de kazanmıyor. Otuz yıla kadar faaliyet göstermesi gereken bu santral bu sürenin sonunda sözüm ona devlete kalıyor. Aslında, siz teknolojinin bu kadar hızlı geliştiği bir çağda otuz yıl öncesinin koşullarıyla üretim yapacak devri geçmiş, miadı dolmuş bir sistemi devralıyorsunuz. Yerel halk kazanmıyor çünkü biraz önce değindiğim üzere, yabancı yatırımcının yerel halkı istihdam etme yükümlülüğü bulunmadığı gibi, vatandaşımız için değerli olabilecek mera alanları yabancı yatırımcılara tahsis ediliyor. Tüm bunları bir arada değerlendirdiğimiz zaman size sormadan edemiyoruz: Biz, ülkemize, devletimize ve halkımıza açıkça fayda sağlamayan bu anlaşmayı imzalamak zorunda mıyız? Kaldı ki biz, Türkiye olarak toplam yenilenebilir enerji kapasitesi bağlamında, sizin yerli üreticiye yönelik biraz önce değindiğim tüm engellemelerinize rağmen dünyada 11'inci sıraya kadar yükselmişiz. Bugün bizim Suudi Arabistan'da güneş santralleri kurmamız ve ülkemize buradan gelir akıtmamız gerekirken bu suretle bizim kadar kapasiteye ve belki teknik olanaklara sahip olmayan Suudi yatırımcılar Türkiye'de santral kurmaktadır.
Değerli arkadaşlar, bizler yoğun bir çalışma sonrasında bu sonuçlara ulaştık ve enerji konusunda uzman milletvekillerimizin de katıldığı Komisyon toplantısında endişelerimizi iktidar kanadıyla paylaştık fakat maalesef, kamu yararını gözetmeyen, yalnızca yukarıdan gelmiş olan anlaşmayı süratle Komisyondan geçirme talimatını yerine getirmeyi önceleyen bir tavırla karşılaştık. Bu kadar kapsamlı bir anlaşmaya muhalefet şerhi hazırlamamız için dahi bize sadece yirmi dört saat süre tanındı.
Tüm bu yaşananlardan sonra sormak istiyoruz: Arkadaşlar, acelenizin sebebi nedir? Onlarca anlaşma Dışişleri Komisyonunda beklerken, birçok anlaşma önceki dönemlerde kadük olmuşken bu anlaşmayı neden bu kadar hızlı yürürlüğe sokmak istiyorsunuz? En azından Türkiye adına kimsenin kazanmadığı, yalnızca yabancı yatırımcıyı ihya eden bu anlaşmayı neden bize dayatıyorsunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın.
NAMIK TAN (Devamla) - Unutmayın, bu anlaşmayı kabul ettiğiniz takdirde, yerli güneş enerjisi üreticilerimize bir darbe de siz vurmuş olacaksınız. Dolayısıyla, bu anlaşmaya "evet" oyu kullanacak arkadaşların insafına ve vicdanına bırakıyorum.
Hepinize saygılar sunarım. (CHP sıralarından alkışlar)