| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, Meclis için kara günlerden biridir; abartmadan söylüyorum, yasama-yürütme erkleri arasındaki ayrım sona ermiştir. Türkiye Büyük Millet Meclisi, önümüzdeki hafta, Ankara'da yapılacak NATO Zirvesi dolayısıyla Danışma Kurulunun, Grup Başkan Vekillerinin, milletvekillerinin onayı olmaksızın kapatılmıştır. Genel Sekreter, bütün personele mail atarak "Haftaya tatilsiniz." deme cüreti göstermiştir. Bu mail Meclisin hükümranlığı açısından son derece ürkütücüdür, bunu bilgilerinize arz etmek isterim.
İkinci olarak...
LEYLA ŞAHİN USTA (Ankara) - Sen gel çalış istiyorsan.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Başkanım, süremi durdurursanız... Saniyem boşa gitmesin, Leyla Hanım bir şey diyor.
BAŞKAN - Siz devam edin, ben size ek süre veririm.
Buyurun.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Teşekkür ederim.
İkinci olarak; bu Meclisin 7-8 Temmuz tarihlerinde kapatılmasından daha kötü bir durum olamaz. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar) Havaalanından şehre kadar âdeta utanç abidesi zannedilerek pek çok iş yerinin önü kapatıldı.
MEHMET EMİN EKMEN (Mersin) - Ankara'yı kapattılar, Meclis ne ki! Bütün devlet kurumları kapalı.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Bugün bütün devlet kurumları kapatıldı, bürokrasi tatil yapıldı ama Meclisin tatil yapılmasına ancak Meclis karar verir, ne yazık ki aşıldı ve ne yazık ki NATO'nun çalıştığı, zirve yaptığı günlerde bu Meclis, açık olup orada görüşülecek hadiseleri müzakere etmesi, NATO'ya karşı tavrını ortaya koyması gerekirken tamamen feshediliyor. Zaten, on günden beri bir OHAL süreci yaşıyorduk, hele de Meclisin kapatılacak olması, bu resmen, fiilen bir çeşit darbedir arkadaşlar.
Değerli milletvekilleri, NATO nedir? NATO SSCB'ye karşı kurulmuş bir eli kanlı katiller çetesidir. Sovyet tehlikesi bittiği günden beri tek hedef Müslüman ülkelerdir. Zaten 5'inci maddesi hiçbir dönemde yürürlüğe girmemiştir, ortak savunma zaten olmamıştır ama 2001 yılında El Kaide bahane edilerek Afganistan'a saldırı gerçekleşmiştir. Bunun dışında, yakın dönemde Irak'taki, Afganistan'daki, Libya'daki, İran'daki saldırıları biliyoruz. NATO üyesi ülkeler, kaldı ki Ukrayna'ya silah vererek bir şekilde varlıklarının sadece barış değil, savaş olduğunu ortaya koydular. Bizim bu Meclisin NATO üyeliğini gözden geçirmemiz gerekir. Bugün, ne yazık ki NATO üyeliği ülkemiz açısından anlamsız hâle gelmiştir. NATO'nun varlığının tek bir sebebi vardır, o da İsrail'in güvenliğini korumaktır ne yazık ki.
Değerli milletvekilleri, şu dönemde de yakın coğrafyamızda yaşanan hadiseleri, Doğu Akdeniz'de İsrail'in, Yunanistan'ın, Fransa'nın, Hindistan'ın iş birliklerini, bunları konuşmamız gerekir. Bu Meclis, NATO'nun çalıştığı gün kapalıysa bu ülkede Meclis yok anlamına gelir.
Değerli milletvekilleri, yaşadığımız hadiseleri hepimiz biliyoruz. S-400, burnumuzdan getirildi, Çelik Kubbe'nin akıbeti meçhul. Savunma sanayisi alanında işler yapılıyor, temenni ederiz çok başarılı olsun ama biliyoruz ki ne füze yapma imkânımız var ne tankımızın ne helikopterimizin ne de uçağımızın motoru elimizde ama iş vitrine gelince ne yazık ki vitrin malzemesi olarak kullanılıyor. Evet, "drone" var ama bu son derece yetersiz. Onun için Türkiye'yi Avrupa Birliğine almıyorlar "Başımıza bela olursunuz, zenginliğimizi paylaşmayız." diyerek ama bizi ileri karakol olarak kullandıkları için işte NATO'nun içerisindeyiz. Şu Türkiye'de OHAL yaşadığımız, bütün İslam dünyasına kan kusturan bu katil çeteleriyle övünmenin, iftihar etmenin hiçbir mantıklı izahı yok, hele de Meclisin kapatılması hem millî iradeyi susturmaktır hem de hani çok önemli bir misafiri geldiğinde evin yaramaz çocuklarını kenara kaldırırsın aman misafire ses gürültü yapmasın diye, bugün Meclise yapılan muamele de bundan farksız değil. Onun için, NATO'ya "hayır" NATO katiller sürüsüdür, NATO'nun ülkemize vereceği hiçbir fayda yoktur, bütün yaptıkları baştan sona her tarafta ortadadır.
Gelelim Suudi Arabistan'la yapılan anlaşmaya. Evet, biz komşu ülkelerin tümüyle iyi ilişkiler içerisinde olunmasını isteriz, yabancı yatırım gelmesini isteriz, GES yatırımları gelmesini isteriz ama belli kimselere imtiyaz tanınmasına karşıyız, muğlak ifadelerle iş yapılmasına karşıyız. Şu anda görüşmekte olduğumuz yasada o kadar çok belirsizlikler var ki buna bir insan nasıl "evet" der, imza atar anlamak mümkün değil. Komisyon tutanakları ortada. Halkın temsilcileri, Türkiye Büyük Millet Meclisinin üyeleri anlaşma içeriğine dair bilgi soruyor "Kim bu şirket? diyor, beyefendiler cevap veriyor, ne diyorlar: "Bizim bunu açıklama zorunluluğumuz yok." Devletin içerisinde kümelenmiş bir bürokratik, oiigarşik yapı ne yazık ki hâlen hüküm sürüyor. Anlaşma içerisinde o kadar çok durumlar var ki hani Mevlânâ'nın tekkesi gibi "Gel, ne olursan ol." diyen bir vaziyette. Ülkemizi âdeta dilenci muamelesi gösteren, para gelsin de ne sebeple gelirse gelsin, biz âdeta iflas etmiş bir tüccarız, önümüze getirdiğiniz bütün belgeleri imzalarız, yeter ki para gelsin anlayışıyla yapılmış bir anlaşma. Eğer siz bu yabancı şirkete tanıdığınız imtiyazları yerlilere tanısanız çok daha fazlası yapılabilir. Şimdi, öyle anlaşmalar var ki yer tahsisi devlete ait, kamulaştırma varsa devlete ait, sonrasında belge alınacaksa ruhsat, muvafakat devlete ait, mera alanı vasfının giderilmesi, ormandan izin alınması, hepsi üzerimize kalmış. Sonrasında, bu süreçte kamu zararı ne kadar, getirisi, götürüsü nedir; anlaşılmıyor ve ne yazık ki Dışişleri Bakanlığı gibi çok önemli bir kurumun alet olduğu yüz kızartıcı bir suçta ortada çünkü burada açıklanan rakamlar gerçeği yansıtmıyor. Kamuoyuna yansıtılanlarla sonraki dönemdeki fiyatı bugünmüş gibi göstererek yanıltıcı bir bilgi veriliyor; bu da gerçekten üzüntü verici.
Yasanın içerisinde öyle anormal durumlar var ki alım garantisi var, fiyat garantisi var, sonrasında kamu zararı gizli vergi muafiyeti var; bütün sorunlar, yükümlülükler, her şey ülkemize ait, karşıdakinin hiçbir sorumluluğu yok. Sonradan havuç uzatırcasına diyorlar ki: "Otuz yıl sonra bunların hepsi bizim olacak." Ya, sizin aklınız başınızda mı? Otuz yıl sonra bunların hepsi hurda olacak, enkaz olacak. Ne özelliği kalacak? Ve siz tam otuz yıl boyunca "Bir ürünü kaça alacağız?" diye bugünden imza atmanız, hepsini kabul etmeniz anlamsız. Yani evet, yabancı sermaye gelsin ama biliyoruz ki ülkemizdeki şu otoriter rejim elimizdeki yerli insanları bile yatırımdan kaçırıyor, elimizdeki yabancılar kaçıyor. Siz hukuki düzenleme yaparsınız, ülke müreffeh, ortam huzurlu olur, zaten kendiliğinden gelir. Gidip de "Aman gel..." Yalvarırcasına birilerini çağırmaya mecburiyet kalmaz.
Değerli milletvekilleri, tabii, anlaşma baştan sona problemli, baştan sona bütün maddelerinde çok ciddi çekinceler var ama zannediyorlar ki Suudi Arabistan deyince... Evet, Suudi Arabistan'la işbirliği yapılmasını isteriz; İran'la da Irak'la da bütün komşularımızla iyi ilişki içerisinde olalım ama bu ülkeyi bu kadar zillete düşürmenin de bir alemi yok.
Anlaşmada karşı şirket özel şirket, adı saklı ve madde konmuş, eğer zarar ederse zararını tazmin edeceğiz, ileride bir durum olursa. Sonrasında şirket başkasına %35'i hariç tamamını devredebilir. Pekâlâ belki de içeriden birilerinin -perde arkasında duruyor- "Şimdilik senin, sonra biz anlaşma imzalandıktan sonra alırız." diyebileceği bir durum var. Onun için de hele de uluslararası sözleşmelerde Meclisin teamülü var, hepimiz her şeye "evet" diyoruz çünkü bu ülke bütünlüğüyle, devlet politikasıyla ilgili bir durumdur diye ama burada da lütfen bu iyi niyetimizi istismar etmeyin.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Burada soru sorulan bütün müphem durumların hepsini ortaya koyun. Kârımız, zararımız nedir, kamuya maliyeti nedir; görelim ve siz yabancıya tanığınız bu hakları yerli bir insana tanısaydınız neler olurdu onu görelim.
İletim bedeli... Bugün enerji piyasalarının en büyük sorunu, problemi iletim bedeli. Bugün, yakın dönemde başa bela oldu alandaki yatırımcı için. İletim bedelinden de beyefendiler muaf. Niye? Çünkü biz âdeta iflas etmiş durumdayız zannediyorlar, onun için de "Para gelsin, her ne olursa olsun." gibi bir anlayış içerisinde bu yasa getirilmiş.
Onun için, sözümü toparlıyorum, diyorum ki: NATO'nun Ankara'da olduğu gün bu Meclis sesini yükseltmelidir. Bu katiller çetesine karşı bu Meclisi kapatmak bu ülkenin millî iradesine vurulmuş büyük bir darbedir. (CHP sıralarından alkışlar)
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Hele de Meclisin bilgisi olmadan memurlara yazı gönderilmesi de ayrıca bir sorundur.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)