GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:104
Tarih:18.06.2026

ÖZGÜL SAKİ (İstanbul) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Evet, bugün, burada, iktidar eliyle toplumun siyasal İslamcı icraatlarla nasıl dizayn edildiğinden bahsetmek istiyorum.

Önce bütçeden başlayalım. Merkezî bütçeden "kâr amacı gütmeyen kuruluşlara transferler" adı altında bu yılın ilk beş ayında yaklaşık 5 milyon TL, iktidarın vakıf ve dernek dediği, bizim tarikat ve cemaat dediğimiz kuruluşlara yine milyonlar aktarıldı ve üstelik, bunların hangi kurumlar olduğunu sorduğumuzda ise hiçbir şekilde yanıt alamıyoruz. Biz bunu şuradan biliyoruz: Geçmiş yıllarda eğitimden gençlik politikalarına kadar farklı alanlarda kamu kurumlarıyla yapılan protokollerle TÜGVA, TÜRGEV, Ensar Vakfı, İlim Yayma Cemiyeti ve vakfı, İHH'ye ayrılan yapılar ve Peygamber Sevdalıları Vakfı gibi iktidara yakınlığıyla bilinen çok sayıda yapının kamusal alan içinde güçlendirildiğini ve toplumu dizayn etmeye çalıştığını biliyoruz. Ve soruyoruz: Biraz önce söylediğimiz 5 milyon TL kaynak kime peşkeş çekildi, hangi vakıflara verildi? Bunların listesini istiyoruz.

Üstelik, bunlar yapılırken buna bir de çocuklar alet ediliyor. İktidarın çocukları tarikatların, cemaatlerin ve denetimsiz yapıların insafına bırakmak için elinden geleni yaptığını biliyoruz. Çocukların korunması meselesinde son günlerde en sarsıcı dosyalardan bir tanesi de H.K.G. Hiranur Vakfı kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel'in tahliye haberiyle gündeme geldi: H.K.G. çocuk yaşta İsmailağa cemaatine bağlı Hiranur Vakfının kurucularından Yusuf Ziya Gümüşel tarafından 6 yaşındayken cemaat içerisinde 29 yaşındaki mürit Kadir İstekli'yle dinî nikahla evlendirildiğini, uzun yıllar boyunca sistematik cinsel istismara maruz bırakıldığını ve bunun aile ile çevresindeki cemaat mensubu yetişkinler tarafından normalleştirildiğini anlattı ama bunu çocukken anlatamadı, yetişkin olduğunda anlattı ve dedi ki: "Yıllar boyunca konuşamadığım, maruz bırakıldığım bu istismarı ancak şimdi ifade edebiliyorum." Ve kadın hareketinin, bir bütün olarak bu sese kulak verenlerin basıncıyla dava açıldı ve on dokuz yıl dokuz ay hapis cezasıyla cezalandırıldı Yusuf Ziya Gümüşel. Peki, ne oldu sonra, ne oldu? Bu on dokuz yıl dokuz ay hapis cezası alan Yusuf Ziya Gümüşel adli kontrolle serbest bırakıldı hastalık nedeniyle. Siz bizimle dalga mı geçiyorsunuz? Üstelik bir de çıktığı anda sosyal medyada kendisi dedik ki: "Emeği geçen yetkililere teşekkür ederim." Şimdi, biz soruyoruz: Kim bu yetkililer? Kim bu çocuk istismarcısını, bu kadar ağır yılla cezalandırılan istismarcıyı elini kolunu sallaya sallaya serbest bıraktırıyor? Üstelik bir de serbest kalışı sanki çok büyük bir marifetmiş gibi coşkuyla karşılanıyor, o coşkuyla karşılayanlar da ağır suçlar işliyorlar.

Şimdi, bu tekil vaka değil aslında, buna benzer birçok vakayı görüyoruz. Ve sonra, şimdi bunu "tekil vaka" diye ifade edebileceğini düşünerek iktidarın... Bakın, daha yakın zamanda başka ne oldu? Çocuk istismarının bir başka yönü, sosyal medyada çok büyük yankı uyandırdı bu. Neydi o? Batman'da Alimler ve Medreseler Birliği bünyesindeki "medrese" denen yapılarda kız çocuklarının dinî ritüeller etrafında kurgulanmış bir toplu gösteriyle, adına "mezuniyet" denen gösteriyle; gözleri bile görünmeden, tamamen kapatılmış vaziyette küçücük kız çocuklarının törenine şahit olduk biz. Oysa bu kız çocukları, tüm çocuklar; özgürce kendilerini ifade edebilecekleri, oyunlar oynayabilecekleri, beyinlerinin daha şimdiden "Kapanma. Senin toplumda asla görünmemen lazım." mesajlarıyla değil, özgürce oyun oynayabilecekleri alanlarda kendilerini geliştirmesi gerekir ama bunu neden yapmıyor iktidar? Çünkü yeni bir toplumsal yaşam inşa etmeye çalışıyor, bunu her yerde yapıyor; mimarisiyle yapıyor, yasalarıyla yapıyor. Dinî referanslarla bir bütün olarak toplumu itaatkâr bir toplum, bağımlı bir toplum, erkeğe, tarikata bağımlı bir nesil yetiştirmek için yapıyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

ÖZGÜL SAKİ (Devamla) - Ve bu politikalardan sadece çocuklar değil, kadınlar, gençler bir bütün hâlinde eşitçe, özgürce yaşamak isteyen tüm kesimler etkileniyor.

Şimdi, biz diyoruz ki: İktidarın bu siyasi tercihleri kamusal kaynakların da buralara doğru aktarılmasına sebep oluyor. Bu memlekette yoksulluk, açlık, çocuk yoksulluğu, yaşlı yoksulluğu katmerlenirken Diyanetin bütçesinin 6 katına çıkartılmış olmasının, Eğitim Bakanlığının bütçesinden, Aile Bakanlığının bütçesinden bu tarikat ve cemaatlere kaynak üzerine kaynak aktarılmasının açıklanmasını istiyoruz ve bunlar suç; bu bütçenin kaynaklarını bu şekildeki cemaatlere, üstelik de ismini bile veremediğiniz cemaatlere aktarmak suçtur diyoruz ve teşekkür ediyoruz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)