| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri, ekranları başında bizleri izleyen kıymetli vatandaşlarımız; Genel Kurulda AKP iktidarının getirdiği bir başka torba kanunu görüşüyoruz. Malum iktidar ülkeyi torba kanunlarla yönetmeye meraklı; her madde için şerhlerimizi dile getiriyor, uzun uzun anlatıyoruz ama nafile. Yapılmak istenen düzenlemeler vatandaşı özellikle ekonomik olarak rahatlatmaktan çok uzak. Ülkeye turizm geliri açısından en büyük katkıyı sunan memleketim Muğla'da turizmin mevcut durumunu ele alarak vatandaşın gerçek ihtiyaçlarının neler olduğunu iktidara bir de bu perspektiften anlatmaya çalışacağım.
Bildiğiniz üzere Muğla Bodrum, Marmaris, Fethiye, Datça, Milas gibi dünya çapında tanınan destinasyonlarıyla Türkiye turizminin en güçlü merkezlerinden birisi. Bununla birlikte Muğla'da kâğıt üzerinde altı ay olarak görülen sezon sahada gerçek karşılığını bulamamakta. İşletmeler on iki aylık maliyeti üç aylık gelirle karşılamak zorunda kalmakta. Yüksek enflasyon, artan maliyetler ve döviz politikaları turizm sektörünü doğrudan etkilemekte. Türkiye'nin birçok pazarda fiyat avantajını kaybetmesi özellikle yabancı turist sayısında dalgalanmalara neden olmakta. Yerli turist açısından ise alım gücündeki düşüş iç turizmin hareketliliğini sınırlamakta. Enerji giderlerindeki yükseliş, yüksek kira ve işletme giderleri, kısa sezon nedeniyle gelir yetersizliği, finansmana erişim zorlukları da turizmin belli başlı sorunları arasında. Ayrıca, kayıtsız çalışan yabancıların maliyetlerinin düşük olması, yerel çalışanların işsiz kalması anlamına gelmekte. Bu koşullar altında birçok işletme ayakta kalmakta zorlanmakta.
Turizm sektöründeki en önemli sorunlardan biri de nitelikli personel eksikliği. Çalışma koşullarının ağırlaşması ve gelirlerin yetersiz kalması nedeniyle birçok çalışan sektörden uzaklaşmakta. Bu durumda da kısıtlı bir istihdamla yüksek hizmet kalitesi beklentisi mümkün olamamakta. Artan kiralar nedeniyle işletmelerin personel bulmakta zorlanması ise bir başka olumsuz faktör olarak işletmeleri zora sokmakta. Muğla turizmi için vurgulanması gereken bir diğer önemli husus, ülke ekonomisine yüksek katkı sağlayan illerden biri olmasına rağmen, kamu kaynaklarının dağılımında resmî nüfus esas alınması, yaz aylarında katlanan fiilî nüfus dikkate alınmaması sebebiyle bütçeden yeterli pay almaması. Bu durum altyapı yetersizliklerine, hizmet aksaklıklarına, yoğun sezonda ciddi baskıya neden olmakta ancak unutulmamalıdır ki ülke turizminin korunması sadece yerel yönetimlerin alanı değil, ilgili bakanlıkların asli görevlerinden. Turizmin on iki aya yayılması için somut teşvikler uygulanmalı, yabancı turist getiren işletmelere destek verilmeli, küçük ve orta ölçekli işletmeler ile yerel ekonomi desteklenmeli, enerji ve maliyet yükleri azaltılmalı, personel istihdamını güçlendiren politikalar geliştirilmeli, barınma ve lojman sorunu çözülmeli, bütçe dağılımında fiilî nüfus dikkate alınmalı.
Sayın milletvekilleri, gelinen noktada bütün bu olumsuz faktörlerin yanı sıra, Muğla turizmi açısından elbette en önemli husus, kıyıların ve ormanların yok olma tehlikesiyle karşı karşıya olması. Yapılaşma ve kontrolsüz kullanım iktidarın gelecek nesilleri düşünmeyen, doğayı korumaktan uzak çevre politikaları sebebiyle yerel yönetimler, bölge halkı ve sivil toplumun yürüttüğü önemli çevre mücadelesine rağmen şirketler ve rant odaklı turizm politikaları Muğla gibi önemli turizm kentleri için en büyük tehlikeyi oluşturmaktadır. Oysa herkesin bildiği gibi, doğa ve tarih korunmadan turizm sürdürülemez, yaşam korunmadan gelecek var edilemez. Bugün turizmde yaşanan sorunlar doğru ekonomi ve vergi politikalarıyla, insan, yaşam ve doğa odaklı yaklaşımlarla giderilebilir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın
SÜREYYA ÖNEŞ DERİCİ (Devamla) - Değerli milletvekilleri, Muğla olarak AKP iktidarı geldiğinden bu yana gerek Akbelen'de gerek Deştin'de zeytinliklerimizin yok edilmesine ya da son günlerde yaşadığımız üzere Datça'daki kamu alanlarının, kamu arazilerinin özelleştirilme girişimlerine, kısaca köylü yerine şirketleri koruyan bu rant düzenine karşı halkımız, sivil toplum, çevre örgütleri ve belediyelerimizle birlikte var gücümüzle mücadele ettik, etmeye devam edeceğiz. Akbenen'i de Deştin'i de Datça'yı da vermeyeceğiz ve hiç kimsenin şüphesi olmasın ki en sonunda da bu düzeni hep birlikte değiştireceğiz.
Teşekkür ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP sıralarından alkışlar)