| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Hatay) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; ne yazık ki bir sansür yasasıyla karşı karşıyayız. Keşke içinde önemli maddelerin, bu milletin yararına olan hususların olduğu bir kanun görüşülürken bunun içerisine sansür de eklenmeseydi. Her ne kadar Anayasa Mahkemesinin kararı doğrultusunda, uyum nedeniyle bu maddenin çıkarıldığı söylense de bu, hukuki ambalajla bürokratik baskının artırılmasıdır. Bugüne kadar gazetecilere gözdağı veriliyordu, hapse atılıyorlardı, bir de ekonomik olarak darboğaza sokmak için yeni maddeler ihdas ediliyor. Burada şunu sormamız gerekir: Acaba bugün, son dönemde ihdas edilmiş olan bu sansür mekanizmaları yetmedi de yenileri mi devreye giriyor? Bu ülkede İletişim Başkanlığı, Dezenformasyon Başkanlığı, Siber Güvenlik Başkanlığı, Basın İlan Kurumu, her biri dört bir koldan bu insanları susturmak, baskılamak için uğraşıyor. Bugün bu yapılan da "Bunlara bir taraftan yayın cezası verelim, bir taraftan da kamudan almaları muhtemel reklam gelirlerini keselim." diyerek susturmaktır. Bugün geldiğimiz noktada, ne yazık ki gazeteciler ülkede en güvensiz dönemlerini yaşıyor, herhangi bir haber yapan kişi hapse atılıyor ama haberin içeriğine dair olayın faili olan kimseyle ilgili soruşturma bile açılmıyor; bu bir akıl tutulmasıdır, bunu da ne yazık ki yaşıyoruz.
Ne yazık ki bugün, ülkemizde yerel basın tamamen susturuldu, ulusal basın tekelleşti, tek ses havuz medyasıyla ülkede yayınlar devam ediyor. Oysa bilinmelidir ki bu ülkede haber alma özgürlüğü basından daha çok, ülkenin sigortasıdır. Bu özgürlüğe gazetecilerden çok, hepimizin ihtiyacı vardır çünkü Meclis nasıl halk adına denetim yapıyorsa basın da sessiz denetim yapan kurumdur. Aynı zamanda, kamunun da bir şekilde sigortasıdır ama ne hazin ki ülkemiz dünyada gazetecilerin en fazla hapis edildiği ülkeler arasında zikrediliyor. Yine, uluslararası yayınlara göre, ülkemiz Basın Özgürlüğü Endeksi'nde dünyanın en geri 30 ülkesinden biri; ben bunu abartılı buluyorum ama biliyorum ki kesinlikle, basın özgürlüğü son derece vahim noktada.
Bakın, bu ülkede çok tehlikeli kurumlardan biri TRT'dir. TRT, ne yazık ki çok uzunca bir süredir iktidarın borazanıydı, şimdi yine. Bugüne kadar kimleri neyle suçladığıysanız iktidara geldikten sonra hepsinin beş beteriyle daha fazlasını yaptınız. Onun için de al külah, ver külah ne yazık ki bir şey değişmedi. Bugün basın ahlak ilkelerinden bahsediliyor. Allah aşkına, hangi ahlak? Ahlak görmek istiyorsanız A Haberi açın, sabah kuşağı programlarını seyredin, ülkedeki sanal bahis kumarları... Vergisini almadığınız için yasa dışı gördüğünüz... (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Dolayısıyla öyle muğlak ifadelerle Demokles'in kılıcı gibi muhalifleri susturmaya yönelik atılacak her bir adım bu ülke adına büyük bir kayıptır. Muhalefetin sesinin susturulması aynı zamanda bir millî iradenin gasbıdır. Bu açıdan da hem bu hem önceki maddenin çekilmesini, düzenlenmesini, talep ettiğimizi özellikle ifade etmek istiyorum.
Değerli milletvekilleri, burada başka bir husus daha var. Alt madde Reklam Kuruluyla ilgili. Allah aşkına Reklam Kurulu güya tüketici haklarını korumak üzere geliyor. Kurul 19 kişiden oluşuyor, 4 kişi daha eklenecek, 23 kişiye çıkacak. Şimdi, soru şu: Bu 19 kişinin yapamadığı hangi işi 23 kişi yapacak? Kurullar eklenecek üyeler 4 ayrı genel müdür yardımcısı, bakanlıktan. Herhâlde bu genel müdür yardımcıları boş oturuyorlardı onlara ilave iş yükleyelim denildi.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
NECMETTİN ÇALIŞKAN (Devamla) - Ya da dendi ki: "Burada salt çoğunluk direkt bizden talimat alan memurlardan oluşsun, böylece bu kurumu da hantallaştıralım, denetleyemediğimiz bir birim vardı, onu da ortadan kaldıralım." Ve bugün, yerel basın çöktü, ulusal basın kartelleşti, havuzlaştı iktidarın tekelinde kala kala, insanımızın tek özgür alanı internet üzerinden yaptığı yayınlardı, internette bu kadar değerlerimize, inancımıza, medeniyetimize aykırı yayınların hiçbirisi umurunuzda değil ama bir tane muhalif çıkıp konuşacak "Ona nasıl müdahale ederiz, internet üzerinden, sosyal medya üzerinden nasıl bu insanları sustururuz." diye yayın yapıyorsunuz. Bilesiniz ki bu böyle gitmez. Bu açıdan bu hususun tekrar değerlendirilmesini arz ediyorum. (YENİ YOL ve CHP sıralarından alkışlar)