| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
SELCAN TAŞCI (Tekirdağ) - Değerli milletvekilleri, teklifin 7'inci maddesi, Basın İlan Kurumu teşkiline dair kanunda değişiklik öngörüyor. Doğru, Basın İlan Kurumunun değişikliğe ihtiyacı vardır ama bu değişiklik basına yaptırım yetkisini artırmak değil, resmi ilan kayırmacılığını yasallaştırmak değil, gazeteleri birleşmeye zorlayacak fiziki şekli mecburiyetler icat ederek yerel basının cenaze namazını kıldırmak değil; bu değişiklik, Basın ilan Kurumunu her yıl 100 milyonlarca liralık ilanı kime, neye göre dağıttıklarını izahla yükümlü kılmak üzere yapılmalıdır; bu değişiklik, dağıtılan ilan meblağlarıyla ilgili ticari sır kalkanını ortadan kaldırmak üzere yapılmalıdır; bu değişiklik, okuru olmayan gazetelerin tirajlarının kamu kurumları ve iktidar yanlısı kuruluşlar eliyle şişirilmesiyle oluşan tiraj yolsuzluklarına engel olmak üzere yapılmalıdır; bu değişiklik, haber sitelerini kapanmaya götürecek baskılar geliştirmek için değil, algoritma emperyalizmine karşı ondan kurtarmak üzere yapılmalıdır; bu değişiklik, Basın İlan Kurumunu komisyoncu olmaktan çıkarıp koordinatör kılmak üzere yapılmalıdır. Ama öyle mi yapılıyor? Hayır tabii ki. İlan geliri Demokles'in kılıcı gibi sallandırılarak basın bir kere daha biatta zorlanıyor.
Değerli milletvekilleri "Amaç ne olabilir?" belki daha anlaşılır ifade edilmiştir diye Komisyon tutanaklarını okudum bu maddeyle ilgili. İktidar sözcüsü arkadaşımız şöyle başlıyor bu maddenin izahına: "İnternet sitelerinin vasıf ve ödevlerini belirliyoruz." Belirleyemezsiniz. Her şeyden önce gazetecilik siyasi iktidarlardan ödev alan bir meslek değildir; bu nedenle, belirleyemezsiniz. Gazetecilik kamu yararını esas alır ama kamu yahut devlet hiyerarşisi içinde emir komuta, ast-üst zinciri içinde değildir; bu nedenle, belirleyemezsiniz.
Bakın, 1961'den bu yana var bu Kurum ve AYM'nin bugüne kadar bu Kurumla ilgili olarak verdiği toplam 11 iptal kararının 7'si AK PARTİ iktidarı döneminde. Tek başına bu oran bile kamu gücünün medyayı borazanlaştırmak üzere araçsallaştırıldığının kanıtıdır arkadaşlar, yapmayın. Keser döner, sap döner; gazetecileri tasfiye edip onların yerine palazlandırdığınız o haysiyet cellatları, o tetikçiler namlularını size çevirirler.
Komisyon aşamasında tartışıldı basın ahlak esasları, "basın yayın ilkeleri" olarak değiştirilmesi konusu. Dezenformasyon yasasını, Cumhurbaşkanına hakaret suçunu, terörle mücadele yasalarını, hukuk fakültelerinde utanç olarak okutulacak uygulamalarla gazeteciliği âdeta suça dönüştürerek -bu arada gazetecilik suç değildir- "Vallahi, basını susturmak için yapmıyoruz." diye taahhüt de ederek ama bu düzenlemelerin topunu günün sonunda 900'den fazla gazeteciyi tutuklatmak için kullandıktan sonra adına "ahlak" deseniz de uymaz, "ilke" deseniz de uymaz arkadaşlar. Ana akım medyanın yüzde 90'ından fazlasını kamu ihaleleriyle palazlandırılmış taşeronlara devretmenin ve bunun da kamu bankaları dolandırılarak yapılmasına seyirci kalmanın ahlakı da olmaz, ilkesi de olmaz. En temel basın ilkesidir, gazeteci kaynağını açıklamak zorunda değildir. Bunu bile idrakten yoksun olan hiç kimse sabaha karşı -nasıl oluyorsa bu orada kaçmayan birinin yakalanması- evinde yakaladığı gazeteciye haber kaynağını soran, sorduran ve açıklamazsa da yani jurnalci olmayı, yani muhbir olmayı kabul etmezse de gazeteciyi tutuklayan, tutuklatan hiç kimse ilke tanzim edemez gazetecilere. Devletin en mahrem, en stratejik kurumlarını ancak düşmana teslim ettikten sonra FETÖ olduğuna hükmettikleri paralel devlet yapısının ele başına serenatlar yapan bir kadını devletin yayın organı olan TRT'nin yönetimine getiren hiçbir irade ilke tanzim edemez gazetecilere. Devletin bölünmesine kastetmiş, bebek katletmiş, kadın katletmiş, öğretmen, asker, polis katletmiş bir terör örgütünün cani başına özgürlük istemek üzere miting yapmaya yani terörü ve teröristi, yani suçu ve suçluyu övmek suç işlenmesine göz yuman, yol veren, bu suçu, bu aleni isyan girişimini algıda legalleştirmeye girişen hiçbir irade ilke tanzim edemez gazetecilere.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, bitirin.
SELCAN TAŞCI (Devamla) - Bitiriyorum.
Zira, bu nevi bir isyanı hazmedebilmek bizatihi ilkesizlik gerektirir. Neymiş? Basın İlan Kurumu basın hürriyetini güçlendirecekmiş, gölge etmesin yeter. Basın, hürriyetini kamu ilanı alma hakkı kazanmakla mı elde ediyor ki İlan Kurumu olsun özgürlüğünün güvencesi. Bu bile meselenin hiç ama hiç anlaşılmadığının göstergesidir. Basın, hürriyetini de gücünü de halkın haber alma hakkından alır, garantörü Anayasa'dır. Basın İlan Kurumunun da iktidarın medyaya mülkiyet darbesinde kullandığı diğer araçların da bizzat iktidarın da Anayasa(ya uyması kafidir.
Genel kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)