| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 104 |
| Tarih: | 18.06.2026 |
İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Değerli milletvekilleri, bugün burada milyonlarca asgari ücretlinin, emeklinin ve sabit gelirli vatandaşımızın giderek ağırlaşan geçim mücadelesini konuşuyoruz.
Türkiye'de yaklaşık 14 milyon emekli ve hak sahibi ile 8 ila 9 milyon arasında asgari ücretli çalışan bulunmaktadır. Yani, nüfusumuzun çok büyük bir bölümü ya emekli aylığıyla ya da asgari ücretle geçinmeye çalışmaktadır. Bu nedenle, asgari ücret ve emekli maaşları, artık belli bir kesimin değil doğrudan doğruya Türk toplumunun tamamının meselesidir. Bugün 28 bin lira olan asgari ücret 35 lira olan açlık sınırının da ciddi olarak altındadır. Hepimizin kabul etmesi gereken bir gerçek var: Yüksek enflasyon karşısında ücretler erimiş, vatandaşın satın alma gücü ciddi şekilde azalmış, asgari ücretli de emekli de maaşını aldığı gün ile ay sonu arasında büyük bir kayıp yaşamaktadır. Mutfaktaki yangın, pazardaki fiyatlar, kiralardaki artış ve temel ihtiyaç maliyetleri artık toplumun çok geniş kesimlerini derinden etkilemektedir. Bu noktada sıkça vurguladığımız gibi, çalışanların ve emeklilerin uğradığı reel gelir kayıplarının telafi edilmesi, bir tercih değil sosyal devlet olmanın bir gereğidir. İnsanlarımızın insanca yaşayabilecekleri bir gelire sahip olması devletin en temel sorumluluklarından biridir. Temmuz ayında ücretler ve emekli maaşları tabii ki gözden geçirilmeli, vatandaşın yükü hafifletilmeli. En basitinden yıl sonu beklenen enflasyon artık yüzde 30 olarak kesinleşmiştir. Hükûmet hiç zaman kaybetmeden yıl sonu enflasyonu ve orta vadeli planla açıklanan enflasyon arasındaki fark kadar düzeltmeyi yapmalıdır asgari ücrette ve emekli maaşlarında. "Asgari ücreti artırmak enflasyonist etki yapıyor." bahanesine de sığınmak hiç doğru değildir çünkü ülkemizde geçmiş dönemlerde asgari ücretin arttığı ve enflasyonun düştüğü dönemler yaşanmıştır. Tabii ki sırf bu düzenlemeyi yaparsak ve burada durursak da eksik kalırız. Mesele yalnızca zam yapmak da değildir, eğer enflasyonu düşüremezsiniz bugün verdiğiniz zammı birkaç ay sonra market lafları zaten geri alır. Eğer üretimi arttıramaz, verimliliği yükseltemezsiniz, yatırım ortamının güçlendirmez ve ekonomiye güven kazandırmazsanız vatandaşımız her yıl aynı kısır döngünün içine mahkûm olur. Dolayısıyla yapılması gereken iki yönlü bir politikadır. Bir yandan bugün geçim sıkıntısı yaşayan vatandaşlarımızın gelir kayıpları giderilmeli, diğer yandan Türkiye'yi yüksek enflasyon, düşük verimlilik ve gelir adaletsizliği sarmalından çıkaracak yapısal reformlar acilen hayata geçirilmelidir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)