| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 103 |
| Tarih: | 17.06.2026 |
AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Değerli milletvekilleri, görüşmekte olduğumuz maddeyle, taksi, dolmuş, minibüs ve servis aracı işletmelerinin sahip oldukları ticari plakaların satışından elde ettikleri kazançların gelir vergisinden istisna edilmesi öngörülmektedir. Öncelikle belirtmek isterim ki gerçek usule geçiş nedeniyle ortaya çıkabilecek mağduriyetlerin önlenmesi tabii ki bizim açımızdan da önemlidir. Ancak burada çok temel bir soruyu sormak zorundayız: Türkiye Büyük Millet Meclisi olarak neden sürekli yeni vergi istisnaları üretmek durumunda kalıyoruz? Neden vergi sistemini herkes için adil, öngörülebilir ve sade hâle getirmek yerine her torba kanunda belirli kesimlere yeni ayrıcalıklar tanıyoruz? Bugün ticari plaka sahiplerine istisna getiriyoruz. Dün yurt dışından para getirine yirmi yıl vergi istisnası getirdik, sonra başka bir gruba gelecek. Sonuçta ortaya çıkan şey istisnalarla delinmiş adalet duygusunu zedeleyen karmaşık bir vergi sistemi. Daha da önemlisi, burada korunan, gerçekten direksiyon başında ekmeğinin peşinde koşan esnaf mıdır, yoksa plaka üzerinde oluşan rant mıdır? Bugün taksici esnafının, dolmuşçunun, minibüsçünün temel sorunu plakasını satarken ödeyeceği vergi değildir; mazottur, yüksek faizdir, sigorta maliyetleridir, yedek parça fiyatlarıdır, BAĞ-KUR primleridir, krediye ulaşamamaktır. Bu nedenle, İYİ PARTİ olarak biz dedik ki: Şehir içi taşımacılık yapan taksi, dolmuş, minibüs ve servis araçlarında kullanılan mazottan alınan vergi yükünü kaldırın veya ciddi bir şekilde vergi indirimi yapın çünkü vatandaşı taşıyan bu esnafın en büyük gider kalemi akaryakıttır. Siz esnafa bir defalık vergi istisnası veriyorsunuz ama ertesi gün pompadaki fiyat artışıyla verdiğiniz desteği geri alıyorsunuz.
Değerli milletvekilleri, düzenlemenin bir başka sakıncası daha vardır. Ticari plaka devrinde gelir vergisi istisnası getiren bu düzenleme kamu vicdanını sarsabilecek bir rant transferi ihtimalini de içinde barındırmaktadır. Hadi, "Birden fazla olamıyor." deniliyor ama bununla ilgili de şaibe var; ticari plakayı yatırım aracı olarak elinde tutan kişiye bu kişilere tanınan vergi avantajı sağlamak kesinlikle sosyal devlet anlayışıyla da bağdaşan bir mantık değildir. Bugün gerçekten direksiyon başında çalışan esnaf ile bu plakayı yatırım aracı olarak kullananları aynı kefeye koymak doğru değildir. Bu düzenleme mevcut hâliyle emeği koruyan değil, plaka rantını koruyan bir kalkan görünümündedir. Üstelik, getirilen istisna belirli bir süreyle de sınırlandırılmamıştır, kanunun yürürlüğe girdiği tarihte plaka sahibi olanlara âdeta ömür boyu bir vergi güvencesi verilmektedir. Bir mükellefe gelecekte ne zaman satacağı belli olmayan bir varlık için bugünden itibaren sınırsız vergi muafiyeti tanınması mali disiplin ve kamu maliyesi ilkeleriyle de bağdaşmaz. Bunun piyasalarda yeni bir adaletsizlik yaratacağı da apaçık ortadadır. Vergiden muaf plakalar ile vergilenecek plakalar arasında farklı piyasa değeri oluşacaktır. Aynı nitelikteki iki plakanın fiyatı yalnızca vergi avantajı nedeniyle farklılaşacaktır. Bu da ticari plaka piyasasında yeni bir spekülasyon alanı yaratacaktır. Değerli milletvekilleri, sorunun temelinde yanlış bir vergilendirme yaklaşımı da yatmaktadır. Gerçek usule geçiş sürecinde yapılması gereken şey tarihî maliyetlerle bugünkü rayiç değer arasındaki farkı yeniden değerleme gibi adil yöntemlerle güncellemek ve gerçek kazancı vergilendirmektedir. Siz bunu yapmak yerine tüm kazancı vergi dışına çıkaran kolaycı bir yöntem tercih ediyorsunuz. Sonuç olarak bu düzenleme basit usulden gerçek usule geçiş sorununu da çözememektedir. Vergi sistemini daha adil bir hâle getirememektedir. Tam tersine, yeni ayrıcalıklar ve yeni çarpıklıklar üretmektedir. Bir tarafta büyükşehirlerde oluşan milyonlarca liralık ticari rantlar vergiden korunurken diğer tarafta Anadolu'nun küçük ilçelerinde faaliyet gösteren esnafa gerçek usulde vergi yükü de dayatılmaktadır. İşte, vergi adaletsizliği de tam budur. İYİ Parti olarak rantı değil emeği koruyan, ayrıcalıkları değil adaleti esas alan, günü kurtaran istisnalar yerine kalıcı çözümler üreten bir vergi sistemi gerektiğini bir kez daha bu kürsüden dile getirmek istiyorum. Küçük esnafın üzerindeki vergi ve prim yükünün azaltılması, şehir içi taşımacılık yapan esnafın mazot üzerindeki vergi yükünden kurtarılması ve vergi sisteminin herkes için eşit kurallarla işletilmesi gerektiğini bir kez daha ifade ediyor, yüce heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)