GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:103
Tarih:17.06.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA BİROL AYDIN (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. Görüşmekte olduğumuz kanun teklifinin birinci bölümü üzerine grubumuz adına söz almış bulunuyorum.

Öncelikle bir şeyin altını çizerek sözlerime başlamak istiyorum: Türkiye Büyük Millet Meclisinin NATO zirvesi sebebiyle çalışmalarına ara vermesi kabul edilemez. Türkiye Büyük Millet Meclisi belli zamanlarda çalışmalarına ara verebilir ancak sırf NATO toplantısı nedeniyle Türkiye'nin sigortası olan bu çatı kapalı tutulamaz. Kaç Grup Başkan Vekili, kaç milletvekilini ilgilendiriyor NATO toplantısı? Hangi gerekçeyle Meclis çalışmalarına ara veriliyor? Bilakis, böyle bir ortamda, hatta NATO'nun içindeki bir kısım emperyal anlayışın varlığı dolayısıyla Türkiye Büyük Millet Meclisinin bu zamanda açık tutulması gerekiyor, bunu yüksek bir inançla ifade ediyorum.

Değerli arkadaşlar, önemli bir uluslararası toplantının Türkiye'de yapılıyor olması başka bir şey, bu toplantı gerekçesiyle başkentte âdeta hayatı durdurmak başka bir şey. Türkiye'ye yaraşır bir ev sahipliği yapmak başka, aylardır sürekli alınan güvenlik tedbirlerini, yapılan özel havalimanını, memurlara verilen idari izinleri, kapatılacak yolları, mahalleleri ilan etmek ve bunlar üzerinden algı oluşturmak başka bir durumdur. Bu söylediklerimi iktidar sırasındaki arkadaşların anlayabileceklerini zannetmiyorum ama ifade ediyorum, anlayacak olsaydınız bunları konuşuyor olmazdık fakat ben tarihe şerh düşüyorum. Bu toplantı vesilesiyle TBMM'nin kapalı tutulması kabul edilebilir bir şey değildir. Türkiye'nin tarihî karizmasına yakışmayan bir psikoloji içerisinde iktidar. Bu zirve son on yılda Amerika Birleşik Devletleri'nde, Belçika, İtalya, Hollanda, Polonya, Litvanya'da da yapılmadı mı? Nedir bu telaş, nedir bu coşku ve nedir bu ergen tavırlar arkadaşlar? Güçlü bir ülke olmak demek, neye, ne kadar önem atfedileceğini bilmekten geçer. Güçlü Türkiye Trump'ın gelişine bu kadar anlam yükler mi? Bizim nezdimizde Sayın Cumhurbaşkanı Erdoğan'ın NATO toplantısı sebebiyle ABD'ye ya da başka bir ülkeye gitmesi ne derece önemli ise ne anlam taşıyorsa Trump'ın veya bir başka devlet başkanının ülkemize gelişi de aynı şekilde öyledir, daha fazlası değildir arkadaşlar.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bu nedenle iktidarda bulunan arkadaşları içine düştükleri bu telaştan öncelikle kendilerini, sonra Ankara'mızı ve ülkemizi kurtarmalarını temenni ediyorum. Öz saygı ve öz güven kavramları çerçevesinde içinde bulundukları psikolojiyi yeniden sorgulayacaklarına zor da olsa inanmak istiyor, kendilerini güçlü Türkiye'ye yaraşır olgunluğa davet ediyorum. Bu kapsamda Türkiye Büyük Millet Meclisinin NATO toplantısı nedeniyle kapalı tutulamayacağının altını bir kez daha çiziyor, tüm siyasi partileri bu konuda duyarlı olmaya da davet ediyorum.

Değerli arkadaşlar, kıymetli milletvekilleri; konuşmakta olduğumuz kanun teklifine gelince, teklifin tümü üzerine yapılan konuşmalarda diğer milletvekillerimizin de ifade ettiği gibi bu torba kanun alışkanlığı yasama kalitesini günbegün düşürmektedir. 26 maddelik bu teklifte birbiriyle son derece alakasız birçok madde bulunmakta; Emniyet teşkilatına dair düzenlemelerden vergi istisnaları ve düzenlemelerine, Basın İlan Kurumunun yetkilerinden Merkez Bankası çalışanlarının disiplin süreçlerine, belediye gelirlerinde yapılan düzenlemelerden petrol piyasası lisans düzenlemelerine, Karayolları Trafik Kanunu kapsamında araçların satış ve devir işlemlerinden Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği seçimlerine dair düzenlemelere varıncaya dek ne varsa hepsi bir torbaya doldurulmuştur. Bu koşullarda neyi, nasıl ayırt edecek, teklifler üzerinde nasıl derinlemesine bir kanaat oluşturup parmak kaldırıp indireceğiz?

Değerli arkadaşlar, hep aynı taktik; birkaç maddede olumlu bir iki düzenleme getirilip geriye kalan ve çoğunluğu anlaşılmaz, muğlak, hukuki açıdan sakıncalı, tuzaklarla dolu olan maddeleri de aynı çuvalda yan yana getirip yangından mal kaçırırcasına bir kanunlaştırma süreci yapılıyor. Kanun sürecinin kalitesi, yasama faaliyetlerinin şeffaflığı ve öngörülebilirliği yine hiçe sayılmaktadır. Anayasa Mahkemesinden dönen kararları iptale gerekçe olan ilkeler göz önünde bulundurulmadan bir şekilde kılıfına uydurarak yeniden düzenlemekten başka bir anlayış göremiyoruz.

Değerli milletvekilleri, geciken adalet adaletsizliktir. Getirilen bu teklifin 3'üncü maddesinde "polis sağlık yönetmeliği mağdurları" diye bilinen arkadaşlarımızın aylardır beklediği düzenleme var. Evet, olumlu bir adım ancak "Neden bu kadar beklendi?" diye sormak gerekmez mi? Hani bu yeni sistem hızlı kararlar almayı sağlayacaktı. Bu arkadaşlar hemen hemen her hafta Meclise geldiler; sizi, bizi, bütün milletvekillerini ziyaret ettiler, dertlerini anlattılar ve pek çok milletvekilimiz bu konuyla ilgili görüş beyan etti, 3 Haziran 2025 tarihinde ben de bir soru önergesi verdim ve her zeminde bunu dile getirdik. Peki, neden böylesi basit bir düzenleme için aylarca beklendi? Hak arayışları neden görmezden ve duymazdan gelindi ve hâlâ geliniyor?

Değerli arkadaşlar, bunu şunun için söylüyorum: Şimdi de mülakat mağduru ve özel okullarda çalışan öğretmenlerimizin seslerini duyurmaya çalışıyoruz, onlar seslerini duyurmaya çalışıyor. Yine kulaklar tıkalı, gözler kapalı. 30'lu yaşlarındaki bu gençlerimiz 60-70 yaşlarındaki anne-babalarıyla, kucaklarındaki çocuklarıyla sesini duyurmak için Meclisin önüne geldiler, yaka paça gözaltına alındılar. Nereye gidecek bu insanlar? Bakanlık önü yasak, Meclisin önü yasak "Parkta toplanalım." diyorlar, orası da yasak; Beştepe zaten imkânsız. Ne yapacak bu insanlar? Bu ülkede hakkını arayıp da cop yemeyen, biber gazıyla tanışmayan hiçbir toplum kesimi kaldı mı? Madencilerimiz, emeklilerimiz, KHK'liler, hakkını arayan onlarca farklı grup, muhalefet partileri, STK'ler, Filistin için eylem yapan gençler hepsinin karşısına anlayışla değil TOMA'yla çıktınız ve çıkıyorsunuz. Sizin döneminizde karakolla, adliyeyle, cezaeviyle tanışmayan toplum kesimi kalmadı arkadaşlar. Türkiye'de mülakat problemi var mı, yok mu? Özel okullarda asgari ücretle çalışmaya mahkûm ediliyor mu bu genç öğretmenler, edilmiyor mu? "Yok." diyorsanız bu gençleri bir dinleyin bakalım; "Var." diyorsanız, o hâlde, gelin, birlikte çözelim diyoruz.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; iktidar işine gelince "Şeriatın kestiği parmak acımaz." deyip söz konusu kendi parmağı olunca şeriatı kendine uydurmaya, hukuku tanımamaya artık son vermelidir. Anayasa'ya ve yasalara uymadıkça Anayasa'yı ve yasaları kendine uydurmaya çalışmaktan vazgeçmelidir. Yasama organını hiçe sayarak yürümek isteyen yürütme organının eninde sonunda ayağı tökezleyecektir ve de tökezlemiştir de zaten. Son yıllarda yaşadıklarımızın, problemlerin temel nedeni de budur.

Sözün burasında son bir şeyi hatırlatmak isterim: Türkiye, milletvekilleri ve siyasetçileri baypas edilerek bir avuç bürokratla yönetilecek bir ülke değildir, birilerinin ya da sizin zannettiğiniz gibi değildir. Türkiye Büyük Millet Meclisi Beştepe'den büyüktür! (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar) Son günlerde popüler olan kavramla, varsa bir devlet aklı, o akıl işte bu çatıdır. O akıl Erzurum'dan Sivas'a, Amasya'dan Hatay'a, İzmir'den Trabzon'a, doğusundan batısına, güneyinden kuzeyine ülkesi ve milleti için dertlenen insanların aklıdır. O akıl Ankara'da Türkiye Büyük Millet Meclisini karargâh ilan edenlerin aklıdır. Türkiye Büyük Millet Meclisi Beştepe'den de diğer bütün kurumlardan da daha kadimdir ve her zaman kaim ve daim olacaktır.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

BİROL AYDIN (Devamla) - Bu nedenle, o aklı hiç kimse kendine ciro etmeye kalkmasın. Hiç kimse Türkiye Büyük Millet Meclisini ne NATO bahanesiyle ne "Yeni sistem böyle gerektiriyor." yok "Dünyanın yeni düzeni böyle." cümleleriyle saf dışı bırakabileceğini zannetmesin diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)