GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:103
Tarih:17.06.2026

MURAT EMİR (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Öğretmenlerimiz yıllardır "Mülakatı kaldırın, liyakatle atayın bizleri." diyorlar. 1 Milyon öğretmenimiz atanmayı bekliyor. Özel sektör öğretmenlerimiz yıllardır "güvenceli iş" diyorlar, sendikalaşma talep ediyorlar. Özel sektör işverenleriyle bir masada buluşmak ve sorunlarını konuşmak istiyorlar, taban maaş istiyorlar ama onların sesini duyan hiç kimse yok. En nihayetinde, geldiler, üç gündür açlık grevi yapıyorlar, anneleriyle geldiler, çocuklarıyla geldiler, açlık grevi yaparken bile kaldıkları otelde çembere alınıyorlar, dışarı çıkmalarına izin verilmiyor, yürümek istiyorlar, yürütülmüyorlar, Meclisin önüne geliyorlar, orada da darp edildiler. Daha bir saat önce 14 öğretmenimiz gözaltına alındı, güvenlik güçlerinin orantısız şiddetine maruz kaldılar ve maalesef, siyasi iktidar öğretmenlerin bu mücadelesinden, onları korkutarak, tutuklayarak, copla, gazla, şiddetle kurtulabileceğini zannetmektedir ve ne gariptir ki tam da bu saatlerde Meclisimizde okul saldırıları komisyonu çalışıyordu, hâlâ çalışıyor. Bir taraftan okul saldırılarını konuşmaya çalışıyorsunuz Komisyonda ama öğretmenlerimiz, açlık grevindeki öğretmenlerimiz seslerini duyurmak için milletin Meclisine gelmek, orada konuşmak, orada toplanmak istediklerinde buna izin verilmedi. Böylesine hazin bir günü yaşıyoruz değerli arkadaşlar. Bu nedenle, İçişleri Bakanını, Millî Eğitim Bakanını, siyasi iktidarı, sarayı ve buradaki AKP'li milletvekillerini daha sorumlu davranmaya davet ediyoruz. Öğretmenleri açlığa mahkûm ediyorsunuz, güvencesiz çalışmaya mahkûm ediyorsunuz, özel sektörün insafına terk ediyorsunuz ve sonra da Meclisin önünde, Meclis kapısında coplatıyorsunuz, gazla, şiddetle önlemeye çalışıyorsunuz. Bunu hiçbir vicdan kabul etmez, kendinize gelin.

Bakınız, eğitimle ilgili bir konuyu daha ifade etmek isterim: İBB sanıklarından Murat Kapki'nin oğlu 8 yaşında, TED Acarkent Kolejinde kaydı yenilenmemiş. Gerekçe, "Çocuklar senden korkuyorlar" Vicdan yok, pedagoji yok, bilim yok, akıl yok, saygı yok. 8 yaşındaki bir çocuğa "Senin baban İBB dosyasında sanık." diye diğer çocukların "Biz seninle artık aynı sıralarda olmak istemiyoruz." demeleri mümkün müdür? Bu okul idarecilerinin işgüzarlığı apaçık ortada değil mi? Ve sonrasında anlıyoruz ki veliler de bundan çok rahatsızlar ve kendi aralarında imza topluyorlar. Nerede kaldı masumiyet karinesi? Bakın, bunların sebebi şu: Peşinen çıkıyorlar, peşinen suçluyorlar, peşinen yargılıyorlar, peşinen tutukluyorlar, peşinen bir ay sonra "Yüz yüze bakamayacaklar." diyorlar, peşinen "Bir ay sonra göreceksiniz, milyar milyar dolarları nerelerden almış, nerelere götürmüşler." diyorlar ama sonunda hiçbir şey çıkmıyor. İşte, on bir aydır hâlâ iddianameyi bekleyen belediye başkanlarımız var, hâlâ İBB duruşması görülüyor -nihayet görülmeye başlandı, iki aydır görülüyor- on altı aydır tutuklu Sayın Ekrem İmamoğlu ve arkadaşlarımız ve orada tek bir kuruşluk somut para hareketi yok, tek bir kuruşluk somut rüşvet ilişkisi yok, tek bir kuruşluk verilen kamu ihalesi yok. Vehimler üzerinden, iftiralar üzerinden "duydum"lar "gördüm"ler üzerinden "Birileri söyledi, o anlattı; onu anlattım."lar üzerinden, HTS kayıtları üzerinden insanların masumiyet karinesi ayaklar altına alınıyor; peşinen suçlanıyorlar, özgürlükleri yok ediliyor. Onları seçen halka, halkın iradesine saldırı yapılıyor, darbe yapılıyor ve bundan çocuklar dahi etkileniyorlar, 8 yaşındaki bir yavru bile bundan etkileniyor. Oturun, şapkanızı önünüze koyun ve düşünün, siz bu işin neresindesiniz diye. Siyasi iktidarın bu işin tam ortasında olduğunu biliyoruz ama her biriniz de bu olayın bir yerindesiniz; önünüze bakarak sorumluluktan kurtulamazsınız.

Yine bir eğitim haberi vermiş olayım, Silivri Belediye Başkanımıza olmayacak iddialarla yine bir sabah vakti...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

MURAT EMİR (Ankara) - ...yine bir operasyon yapıldı, rüşvet iddiaları var, tabii hemen gözaltı, tabii tutuklama, Türkiye'de artık garantili tutuklama var eğer Cumhuriyet Halk Partiliysen, gözaltına alındıysan mutlaka tutuklanırsın neredeyse bunun istisnası yok. Bizim Belediye Başkanımız Bora Balcıoğlu'nun da oğlu yıllardır LGS sınavlarına hazırlanıyordu, bir gün sonra sınava girecekti, o çocuğun vebalini kim taşıyacak, kim verecek? Bu kadar vicdansız nasıl olabiliyorsunuz? Elbette ki herkes suç işlemiş olabilir, herkes elbette ki yargı önünde hesap verebilir ama bağımsız yargının ama tutuksuz olarak ama usulüne uygun gözaltılarla ama davet edip ifadesini almalarla olmalıdır. Size böyle yapıldı, Tayyip Erdoğan'a böyle yapıldı, o da gitti, dört ay yattı, haklı haksız geldi Türkiye'de şimdi Cumhurbaşkanı ama siz böylesine...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

MURAT EMİR (Ankara) - Toparlıyorum Sayın Başkanım.

BAŞKAN - Buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - ...hukuku ayaklar altına alırsanız, Türkiye'de demokrasiyi böylesine katledersiniz, sonunda Türkiye'yi mevcut olduğu yerin çok çok gerisine götürürsünüz ve hak etmediği şekilde ekonomik kriz de yaşar, demokrasi krizi de yaşar, uluslararası dünyada da hak ettiği yeri bulamaz.

Bir konu var, çok tartışılıyor, çok uzun tartışmaya gerek yok ama önemli, Avrupa Parlamentosu Türkiye Taslak Raporu'nu bugün oylayacak.

TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Oylandı.

MURAT EMİR (Ankara) - Oylandı ve bu rapor içerisinde hiçbirimizin, sizin de bizim de hiçbirimizin içimize sindiremeyeceğimiz ifadeler var: Türkiye'de demokrasinin geriye gittiği, hukuk devletinin âdeta ortadan kaldırıldığı gibi ifadeler var. Bunlar gerçek mi? Maalesef gerçek. Bunu biz söylüyoruz, vatandaşlarımız söylüyor, herkes söylüyor, her gören söylüyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

MURAT EMİR (Ankara) - Avrupa Parlamentosu öyledir böyledir, her şey söylenebilir ama yine de Türkiye Cumhuriyeti'nin bu hâllere düşürülmemesi gerekir. Bu konuda da keşke biraz aklınızı başınıza toplasanız ve bu ülkeye ve bu millete bunca zorluğu çektirmeseniz.

Bir konu daha Sayın Başkan, kısaca ifade edeceğim. Övünürler şimdi; "yoksullukla mücadele" adı altında 2026 yılının ilk beş ayında 190 milyar lira harcamışlar ve 2026 yılında yaklaşık 3 milyon 600 bin vatandaşımızı yine bu desteklere ekleyecekler yani 3 milyon 600 bin vatandaşımıza da destek yapmaya başlayacaklar. Bunda övünülecek hiçbir şey yok, herkesi yoksul yapmışsınız, herkesi destekleme fonlarına, o küçücük ödentilere...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.

MURAT EMİR (Ankara) - ...küçücük gelirlere mahkûm etmişsiniz ve gerçekten insanların onuruyla çalışacağı, emek vereceği, alnının terinin hakkını alacağı, güvenceli çalışacağı, sendikalı çalışacağı bir Türkiye'yi bitirmişsiniz, herkesi sadakaya muhtaç hâle getirmişsiniz; bu rakamlar bunu söylüyor.

Sözlerimi tamamlarken 9'uncu Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel'i saygıyla, rahmetle anıyorum. Kendisi zaman zaman bizim ait olduğumuz siyasi çizginin dışında, bazen içinde, bazen yakınında olurdu ama bugünden baktığımızda, bunları gördüğümüzde daha iyi anlıyoruz ki bir yılmaz demokrasi ve hukuk savunucusuydu. Bu nedenle, rahmetli Sayın Süleyman Demirel'i arıyoruz, özlüyoruz ve minnetle yâd ediyoruz.

Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)