| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 102 |
| Tarih: | 16.06.2026 |
CHP GRUBU ADINA AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Manisa) - Saygıdeğer Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Geçen hafta kamuoyunun gündeminde biliyorsunuz BYD fabrikası vardı. Bilindiği gibi, BYD fabrikası Manisa'da bir yatırım yapacaktı; yaklaşık 1 milyar dolarlık bir yatırım olacak, 5 bin kişi çalışacak ve yılda da 150 bin araç üretilecekti. Ancak BYD firması geçtiğimiz hafta Türkiye'deki yatırımını askıya aldığını ve Macaristan'da yatırım yapacağını açıkladı. Şimdi bile hatırlarsınız, 2024 yılında Sanayi Bakanı BYD temsilcileriyle beraber bir yatırım anlaşması yapmıştı, bir tören yapılmıştı, hatta o törene Cumhurbaşkanı da katılmıştı. O törende o anlaşma metninin ne olduğunu biz ısrarla sorduk ancak cevap alamadık. Birçok teşvik vardı ama teşviklerin ne olduğunu bilmiyorduk. Bildiğimiz bir şey, bu anlaşmadan sonra adrese teslim, BYD'ye özel, hatta BYD'nin üretmiş olduğu bir modele özel bir yasal düzenleme yapılmıştı. Vergi indirimleri yapıldı. Mesela Çinli firmalara, yurt dışından araç getiren Çinli firmalara uygulanan yüzde 40 ilave gümrük vergisinden muaf olacaktı BYD firması ancak onca teşvike, onca vergi indirimine rağmen yatırım askıya alındı. BYD bu süre içerisinde tüm bu indirimlerden, istisnalardan, muafiyetlerden, avantajlardan faydalandı. Öyle ki 2025 yılında 500 milyon dolarlık bir avantaj sağladığı söylenmekte ve bu da beraberinde haksız rekabeti getirdi. BYD 2025 yılında yaklaşık 45 bin araç satarak sektörde lider durumuna gelmiş oldu. Peki burada sorulması gereken sorular var. Bu soruları biz daha önce sorduk ancak yanıt alamadık, bir kere daha tekrar etmekte fayda var, belki cevap alabiliriz. Burada ne kadar vergi avantajı sağlandı? 500 milyon dolar rakamı var, 1 milyar dolar rakamı var; bu rakamlar doğru mudur, değil midir? Ne kadar vergi avantajı sağlandı ve buna karşılık herhangi bir teminat alındı mı? Alındıysa ne kadar teminat alındı, bunun ne kadarı tahsil edildi ve burada kamu zararı var mı? Eğer varsa -ki biz var olduğuna inanıyoruz- bunun sorumlusu kim? Şimdi neden BYD yatırımını askıya aldı? Yani evet, o kadar teşvike, vergi indirimine, istisnaya, muafiyete rağmen neden Macaristan'a gitti BYD?
Şimdi, değerli milletvekilleri, bir ülke düşünün. Bu ülkenin ana muhalefet partisine, birinci partisine, cumhuriyeti kuran partisine geçtiğimiz günlerde -ki ben de o genel merkezdeydim milletvekili arkadaşlarımla beraber- polisler zorla girdiler, gaz sıktılar, biber gazı sıktılar, plastik mermi kullandılar. Gerçekten de demokratik yaşamımız adına tüyler ürpertici manzaralar. Şimdi bu manzaraları gören aklı başında bir yabancı yatırımcı Türkiye'ye yatırım yapar mı? Yapmaz. Mesela dünya siyasi tarihinde, hukuk tarihinde verilmemiş bir karar; Cumhuriyet Halk Partisine mahkeme kararıyla kayyum atandı. Kayyumun olduğu yere yabancılar gelir mi arkadaşlar? Veyahut da gene Cumhuriyet Halk Partisinin Cumhurbaşkanı adayının alın teriyle aldığı, anasının ak sütü gibi helal olan diploması usulsüzce, akla ziyan kararlarla elinden alındı. Bir memlekette diplomanın bile garantisi yoksa o memlekete yabancı yatırımcı gelir mi? Yani demokrasinin olmadığı bir yere yabancı yatırımcı gelmez, hukukun askıya alındığı bir yere yabancı yatırımcı gelmez. Rakamlar da bize bunu söylüyor, 2006 yılında dünyadaki doğrudan yabancı yatırımların yüzde 1,44'ü bu memlekete geliyordu, yüzde 1,44; en fazla yatırım olan ilk 20 ülke arasındaydık.
OĞUZ ÜÇÜNCÜ (İstanbul) - Hangi parti?
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Türkiye Cumhuriyeti'nden bahsediyorum.
OĞUZ ÜÇÜNCÜ (İstanbul) - AK PARTİ'ydi.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Adalet ve Kalkınma Partisi iktidardaydı. Gene, Adalet ve Kalkınma Partisinin iktidarda olduğu 2025 yılında bu rakam yarıya düştü; 0,75. 2008 yılında Hukukun Üstünlüğü Endeksi'nde 60'ıncı sırada olan ülkemiz, 2025 yılında 143'üncü sıraya düşmüştür. Yani demokrasinin olmadığı yerde, hukukun olmadığı yerde yabancı yatırımcı bu ülkeye gelmez. Ne demiştik? Kayyumun olduğu yere doğrudan yatırım gelmez.
Biz bunları tartışırken gene yakın bir zamanda beyaz et sektöründe faaliyet gösteren 13 tane firmaya -ki bu firmaların büyüklüğü yüzde 80'den fazla- yani bir sektöre, beyaz et sektörüne kayyum atandı. Bu haberi kimden aldık? Adalet Bakanı Akın Gürlek'ten aldık. Gerekçe neydi? Rekabeti ortadan kaldırmışlar ve tüketiciyi korumak amacıyla böylesine bir karar alındı, kayyum kararı alındı. Esasına bakılırsa bu konudaki otorite kurum, bilindiği gibi, Rekabet Kurulu yani esasına bakılırsa geçmişini de bildiğimiz zaman şunu görmekteyim: Hükûmetin beyaz et sektörüyle bir bilek güreşi var. Ramazan öncesinde bir zam yapmaya kalktı sektör, bu engellenmeye çalışıldı, engellenmeyince ihracat yasağı konuldu, şimdi de kayyum atanıyor. Oysa şöyle bir gerçeklik var, araştırdım: Avrupa'da en ucuz beyaz et Türkiye'de. Mesela 1 kilogram tavuk fileto 4,79 dolarken Türkiye'de, Yunanistan'da 10,5 dolar, Almanya'da 11,9 dolar -16 dolar, 17 dolar- yani Avrupa'daki en ucuz beyaz et Türkiye'de. Peki, Avrupa'daki en pahalı kırmızı et nerede? O da Türkiye'de.
Bakın, beyaz ette dünyadaki en büyük ihracatçılardan bir tanesiyiz, 7'nci sıradayız. Peki, dünyada en fazla et ithalatı, kırmızı et ithalatı yapan ülke neresi? Orası da Türkiye.
Ya, şimdi, beyaz et sektörüyle uğraşacağımız yerde neden kırmızı et sektörüyle uğraşmıyorsunuz? Neden uğraşmıyorsunuz? Neden uğraşmıyorsunuz biliyor musunuz? Uğraşamazsınız çünkü orada ithalat var, orada mama var arkadaşlar. Peki, ithalatı kim yapıyor? Kim yapıyor biliyor musunuz? Et ve Süt Kurumunun Genel Müdürü bu memlekette et ithalatçısı. Et ve Süt Kurumunun Genel Müdürünün et ithalatçısı olduğu bir yerde onunla uğraşabilir misiniz? Uğraşamazsınız.
Peki, başka kimler kırmızı et ithal ediyor? Adalet ve Kalkınma Partisi Gençlik Kolları MYK üyesi. Bakın, 19 yaşında, gepgenç bir arkadaş, Türkiye'nin en büyük et ithalatçılarından bir tanesi, son dört yılda 20 milyar liralık -ki piyasanın yüzde 51'ine tekabül ediyor- et ithal eden firmanın hissedarlarından bir tanesi. Yani kırmızı et sektörüyle uğraşamazsınız çünkü orada büyük bir rant var, o rantı da -iki elin parmakları- insanlar kendi aralarında paylaşıyor. Oraya dokunamazsınız; en fazla bunlara, bu haberlere engel getirirsiniz.
Bir de son günlerde buğday fiyatları açıklandı, ona da girmek isterim, ton fiyatı 16.500 lira. Üreticiler büyük bir hayal kırıklığına uğradılar, yüzde 22'lik bir artış var geçtiğimiz seneye göre. Maliyetler yüzde 50 artmışken; işçilik maliyeti, mazot maliyeti, gübre maliyeti ortalama yüzde 50 artmışken buğday fiyatları yüzde 22 artıyor.
Şimdi, benim seçim bölgemde daha da farklı bir sorun var, sıkıntı var çünkü Toprak Mahsulleri Ofisi... Kapasite yetersiz. 2 tane alım noktası var; mesela, Akhisar'da alım noktası yok. 26 Haziranda alım yapmaya başlanacak. Şu anda benim memleketim Akhisar'da artık hasada başlanmış durumda. Randevu isteniyor; 2 Temmuza, 3 Temmuza, 5 Temmuza randevu veriliyor. Peki, ne yapıyor üretici? Mecburen 11.500 liraya, 12.500 liraya özel sektöre satmak durumunda kalıyor. Ürününü Manisa'ya veyahut da Salihli'ye götüren üreticiler de şöyle bir manzarayla karşılaşıyor, diyorlar ki: "Nem fazla, protein düşük." Kimse 16.500 lira fiyatla evine dönmüyor, orada da ciddi kesintiler oluyor. Bunun bir an önce düzeltilmesini ben Meclis kürsüsünden rica ediyorum.
Şimdi, Kırkağaç Ziraat Odası Başkanlığı bütün Manisa milletvekillerine Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığına, EPDK'ye bir faks göndermiş; ondan bahsetmek istiyorum. bu faksta diyor ki Emin Özarı, Ziraat Odası Başkanımız...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.
AHMET VEHBİ BAKIRLIOĞLU (Devamla) - Şimdi üreticilerin, bizim çiftçilerin tarımsal sulamaları var, pompaları var, bir de bunlarla alakalı yüksek gerilim tesisleri var. Bu tesislere mevzuat gereğince birer elektrik mühendisiyle sözleşme yapılması gerekiyormuş. Ben masraf etmişim, bir yüksek gerilim tesisi yapmışım ve buraya, buna bir tane elektrik mühendisiyle anlaşma yapmam lazımmış, bunun da yıllık maliyeti 36 bin lira ile 84 bin lira arasında değişiyormuş. Arkadaşlar, çiftçi zaten yorgun, çiftçi zaten perişan yani zaten sulama parası yüksek, bunu ödeyemiyor. Çiftçi yorgun, siz yorgunu yokuşa sürüyorsunuz. Allah aşkına, bunlardan vazgeçelim, çiftçiyi destekleyelim.
Teşekkür ederim. (CHP sıralarından alkışlar)