| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
DEM PARTİ GRUBU ADINA CENGİZ ÇİÇEK (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla sevgiyle selamlıyorum.
Sayın Gül -gerçi, Sayın Bakan burada değil- az önceki konuşmasında "Sürece dair özel yasa Meclise getirilecek." dedi. Biz de aslında çerçeve yasa, kod yasa dediğimiz yasaya dair görüşlerimizi paylaşmak istiyoruz. Öncelikle, iktidara şu eleştiriyle başlamak isteriz: Bakın arkadaşlar, haftalardır, aylardır doğaya düşman, su kaynaklarımıza düşman, yaşam alanlarımıza düşman, sermayeye dost, sınırsız kâr birikimine dost anlayışlarla bu Mecliste yasalar çıkarılıyor ve bu konuda öylesine aceleci bir tavır ve karakter ortaya konuyor ki biz de sormadan edemiyoruz: Memleketin kuruluşundan bugüne en temel sorunlarından olan bir soruna dair yaklaşık iki yıldır bir süreç başlatıldı ve -bu süreç içerisinde herkesin bir şekilde emeği var- cumhuriyetin bundan sonraki serüveninde karakterini belirleyecek tarihsel bir sürecin içindeyiz; doğaya düşman, sermaye dost yasalarda bu kadar hararetle aceleci bir şekilde yasa çıkaran akıl, zihniyet; sürekli ihtiyacına duyulan özel yasaya dair, çerçeve yasaya dair daha ertelemeci, zamana yayan bir anlayış. Rapor komisyonunun bir üyesi olarak da bakın arkadaşlar, bu süreci şöyle hiç tarif etmedik biz, farklılıklarımız devam ediyor, dünya görüşlerimizin farklılığı devam ediyor ama hep birlikte cumhuriyeti demokratikleştirmeye dönük, demokratik standardı yükseltmeye dönük bir ortak çabanın içerisine giriyoruz. Özel yasaya dair de ciddi farklılıklarımız var, görüş farklılıklarımız var. Bunu bir şekilde herkes beyan ediyor ama gelinen aşamada, bakın arkadaşlar, hâlâ kamuya açık, siyaset kurumuna açık bir tartışmadan imtinayla kaçınıyoruz. Bunun niyeti, bunun amacı ne, hepinizin takdirine sunuyoruz.
Biz özel yasayı şöyle tarifliyoruz arkadaşlar: Çatışmalı süreci ortadan kaldıracak, demokratik siyasete alan açacak, demokratik siyaseti teşvik edecek, hukuk zeminini güçlendirecek bir perspektifle ele alınması gerektiğini söylüyoruz. Peki, nasıl olacak bu? Her şeyden önce tarafların görüşünün mutlaka alınmasıyla mümkün bu. Ama şunu unutmayalım ki bakın, muhalefet sıralarından bazı arkadaşlarımız sürekli süreci şöyle değerlendiriyor: "DEM PARTİ bir yere payanda, DEM PARTİ bir yere yedek." Arkadaşlar biz ilan ediyoruz: Kimsenin arzularının nesnesi değiliz. DEM PARTİ ile bu Kuruldaki bütün partilerin arasındaki temel fark şudur: DEM PARTİ, gündelik siyasal çıkarları için konumlanmış bir parti değildir. DEM PARTİ, başta Kürt meselesi olmak üzere Türkiye'de cumhuriyetin demokratik ilkesini zayıflatmış her meseleye dair demokratik bir programla, demokratik bir müdahillikle, demokratik bir ilkeyle hareket etmeye çalışıyor.
Şimdi, soruyorum arkadaşlar: Kırk iki yıllık çatışma zeminini nasıl ortadan kaldıracağız, hangi akıl etrafında ortadan kaldıracağız? Demokratik siyasete nasıl alan açacağız, hepimizin bu cevabı araması lazım ve ivedilikle buraya o yasanın gelmesi gerekiyor.
Bir taraftan "İsrail tehdidi" deyip, İran savaşının ortaya çıkardığı risklerden bahsedip öbür taraftan süreci zamana yayarsanız, emin olun, gerçekten bu konuda, Orta Doğu'daki gelişmeler konusunda memlekete dair tehdit düzeyi ne kadar artmış, bu kaygıyı ne kadar güdüyorsunuz noktasında doğal olarak insanlar soru soruyor ve bizim temel sorumluluğumuz, toplumun bu konuda rızasını yükseltmek, büyütmek.
Bakın, araştırma şirketleri diyor ki: Sürece destek var ama güven yok. Niye güven yok? Yıllardır klasik ezberlerden kurtulamadığımız için bu güven yok. Tekrarlardan ısrarla kaçınmamız gerektiği bir dönem olduğu için bunları söylüyoruz değerli arkadaşlarım.
Şimdi, kök neden... Nedir kök neden değerli arkadaşlarım? Çatışma zeminden uzaklaştıracağız ama bu süreç Kürt sorununu, Kürt meselesini bütün boyutlarıyla çözecek bir süreç değil, öyle değerlendirmiyoruz. İşte, AK PARTİ yetkilileri burada, komisyon sürecinde de ısrarla söyledikleri bir şey var: "Bizim için Kürt meselesi çözülmüştür." Biz ne diyoruz? Hayır, bizim için Kürt meselesi çözülmemiştir. Doğal olarak aramızdaki bu rekabet, bu kavga, bu münakaşa devam edecek, buradan bir kaçarımız yok ama bizim yaklaşım olarak temel farklılığımız şu arkadaşlar: Bakın, İYİ Parti sıraları da burada, Milliyetçi Hareket Partisi burada, farklı görüşlerinizi sürekli dile getiriyorsunuz ama lütfen ve lütfen bu süreci göz bebeği gibi koruyalım, sözün ve siyasetin önünü, diyaloğun ve müzakerenin önünü açalım; sonrası başka bir hikâye zaten. Şimdi, cumhuriyetin sistemsel sorunlarını ele almazsak... Bakın arkadaşlar, benden yaşı büyük olan insanları görüyorum burada. Dün siyaseti kim dizayn ediyordu, AK PARTİ öncesi siyaseti kim dizayn ediyordu? Askerler dizayn ediyordu. AK PARTİ askerî vesayete karşı mücadele sözünü vererek, bunun mücadelesini vererek kendisini ortaya koydu -yani sizin söylemleriniz üzerinden bunu söylüyoruz- şimdi siyaseti ne dizayn ediyor? Yargı dizayn ediyor. Arkadaşlar, şu kördüğümün farkında mısınız? Dünün faili ile bugünün faili ayrı, dünün mağduru ile bugünün mağduru ayrı ve ideolojik önceliklere göre, parti çıkarlarına göre ortaya çıkan bir yaklaşımla karşı karşıyayız. İşte, bu tablonun, haklı olarak Cumhuriyet Halk Partililerin yüksek sesle dile getirdikleri meselenin özü şu arkadaşlar: Dün size, bugün size; bize her dönem, her dönem bize, bize her dönem ama sorun çok net arkadaşlar. Bugün Cumhuriyet Halk Partisinin karşı karşıya kaldığı hukuksuzluğun temel nedeni de cumhuriyetin demokratik ilkeden yoksun olmasıdır. Askerlerden ve yargıdan medet ummadan demokrasi kavgasını, mücadelesini demokratik ilke inşasını siyaset kurumunun kendisine, asıl yerine havale etmek zorundayız. O nedenle şunu tekrardan bizi izleyen bütün milyonlara açıktan ilan ediyoruz, diyoruz ki: Biz hazırız! Sorunları bir günde çözmeyeceğimizin farkındayız. Sürecin enfekte olmaması için çerçeve yasanın, kod yasanın mutlaka Meclise getirilmesi gerekiyor tatile çıkmadan, bu dönem kapanmadan. Ve çerçeve yasaya dair iki ilkeyi öneriyoruz şimdiden. Bir, kimliklere özgürlük ilkesi. İki, ifade ve örgütlenme özgürlüğü ilkesi. Bu perspektifle kırk iki yıllık çatışmalı sürecin sonuçlarını ortadan kaldırma yaklaşımını gütmeyen yasa... Bakın, arkadaşlar, köy boşaltmaları bir olgu, barış akademisyenleri bir olgu, bizimle birlikte siyaset yapan arkadaşlarımızın üçte 2'si sürgünde bir olgu. Ve bugün 18 yaşında bir genç cezaevindeki babasının ziyaret ettikten sonra geri dönüş yolunda hayatını kaybetti; Baran Koyun, buradan rahmetle anıyoruz ve gerçekten utanıyoruz.
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - 50 bin kişinin ailesi ne olacak?
CENGİZ ÇİÇEK (Devamla) - Aceleci olsaydık, sürece dair daha ciddi, daha disiplinli olsaydık belki Baran'ın babası bu yasadan faydalanacaktı ve Baran bugün aramızda olacaktı. Baranlardan özür dilemeliyiz ve onların hayatını gerçekten garantiye alacak, geleceklerini örgütleyecek bir mücadeleyi hep birlikte vermek zorundayız farklılıklarımızla birlikte.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
CENGİZ ÇİÇEK (Devamla) - Biz hazırız, demokratik cumhuriyetin kurucu unsuru olarak sürgündeki yoldaşlarımız Türkiye'ye gelmeye hazır. "Peki, ya siz?" diyoruz. "Siz de hazırsanız herkes görevinin başına." diyoruz.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)