| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
YENİ YOL GRUBU ADINA SELÇUK ÖZDAĞ (Muğla) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; grup önerimiz üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemine geçmeden önce referandumda şöyle söylüyorlardı Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi millete anlatılırken, "Güçlü devlet olacak, hızlı karar alma mekanizmaları olacak, etkin yönetim ve bürokratik engellerin ortadan kaldırılması hedeflenmiştir." diyorlardı ve kişi başına düşen millî gelirimiz 25 bin dolar olacak, aynı zamanda cari açık azalacak, pasaportumuz kıymetli, paramız da kıymetli olacaktı ama gelin görün ki hızlı karar almak ile doğru karar almak aynı şeyler değil arkadaşlar. Bakın, sizlere absürt uygulamaları anlatacağım. Nedir o? Varlık Fonu kuruluyor ve Türkiye'nin çok önemli kurumları ve kuruluşları bir merkezde toplanıyor, burası paranın merkezi, burası çok ciddi şekilde ticaretin merkezi. Peki kim atıyor, kim kimi atıyor? Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan Varlık Fonu Başkanını kendisi atıyor. Böyle bir uygulama dünyanın neresinde var Allah aşkına, var mı böyle bir uygulama? Yok değerli arkadaşlar. Peki aynı zamanda ne yapıyorlar? Merkez Bankasının özerkliğine halel getirecekler, o zaman Merkez Bankasıyla ilgili bir kararname yayınlıyorlar, kendi istedikleri kişileri oraya atayabilmek veyahut da kendi istedikleri kişilerin onlar üzerinde tasarrufta bulunabilmeleri için de tekrar yeniden onları atadıktan sonra kararnameyi değiştiriyorlar. Örnek mi diyorsunuz? Mesela Yusuf Tekin. Nedir? Eski Müsteşar kendisi, rektör olacak. Rektör olmanın şartları neydi? Üniversitede yıllarca hocalık yaptın, profesör olmak. Kendisi ne kadar profesördü? Bir yıllık. Peki o günkü şartlarda rektör olabilmek için üç yıl profesörlük yapma şartı var mıydı? Vardı. Peki ne oldu? Bir kararname: "Profesörlük süreleri değiştirilmiştir." Sıfır. O zaman Yusuf Tekin atanabilir, atandı Yusuf Tekin. Sonra tekrar yeniden bir kararname çıkarıldı. Bu kararnamede ne dedi? "Tekrar eskiye dönüyoruz." dedi. Sonra bir doçent... Bir doçent rektör olacak, bu doçentin rektör olması gerekiyor. Profesörlük şartı da kaldırıldı, profesörlük şartı kaldırıldıktan sonra da tekrar, yeniden eski şekline dönüştürüldü arkadaşlar. Şimdi söylüyorum size: Cumhurbaşkanlığı kararnamesi, Bilgi Üniversitesi... Bir kararnameyle bir üniversite kapatıldı, kararnameyle üniversite kapatıldı arkadaşlar. Sonra kamuoyunda ciddi baskılar oluştu, bu baskılarla beraber öğrenciler ayaklandılar, Türkiye'deki medya bunun yanlış olduğunu söyledi, bir kararnameyle de tekrar, yeniden Bilgi Üniversitesi açıldı. Şehir Üniversitesi, Ahmet Davutoğlu ve de orada bulunan yönetim kurulu üyeleri ve Sayın Ali Babacan veya Ömer Dinçer Bey; bu insanlar eğer Adalet ve Kalkınma Partisine kalsaydılar Şehir Üniversitesi bir kararnameyle kapatılır mıydı? Asla kapatılmazdı arkadaşlar. O nedenle, bu Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi bir keyfîlik sistemidir. Diğer bir örnek veriyorum, Resmî Gazete'de yayımlanarak düzeltilen örnekler: Marmara Üniversitesi bünyesinde Mimarlık ve Tasarım Üniversitesi kurulduğu ilan edilmiş, ardından bunun bir hata olduğu anlaşılmış ve düzeltme yayımlanmış. Peki, bir özür var mı? Yok. İstanbul Topkapı Üniversitesinin adı yıllar önce değiştirilmiş olmasına rağmen Cumhurbaşkanlığı kararnamesinde hâlâ İstanbul Ayvansaray Üniversitesi olarak yazılmış, daha sonra mükerrer Resmî Gazete'yle bu hata düzeltilmiş. Tokat Valisi başka bir göreve atanırken yerine vali atanmamış, Türkiye Cumhuriyeti devletinin bir ili fiilen valisiz kalmıştır ve daha sonra bunlar yapılmıştır. Rektör seçimlerini anlattım sizlere. Devlet yönetimi deneme yanılma yöntemiyle yürütülmez, devlet yönetimi sosyal medya paylaşımı yapar gibi karar alıp sonradan düzeltme yayımlayarak sürdürülmez. Devlet ciddiyet ister, devlet öngörülebilirlik ister, devlet kurumsal hafıza ister. Cumhurbaşkanlığı Hükûmet Sistemi yalnızca teknik hatalar üretmemiştir, aynı zamanda, Türkiye'nin liyakat sistemini de ağır şekilde tahrip etmiştir. Bugün adında "bilim ve teknoloji" bulunan Gaziantep İslam Bilim ve Teknoloji Üniversitesine rektör olarak bir ilahiyatçının atanmasını hangi bilimsel kriterle açıklayacağız? Burada mesele şahısların mesleği değildir, ilahiyat da son derece saygın bir meslek, bilim dalıdır ancak bilim ve teknoloji alanında eğitim vermesi beklenen bir üniversitenin yönetimine o alanın içinden gelen bir akademisyen yerine farklı bir uzmanlık alanından atama yapılması bu iktidarın liyakat anlayışını göstermektedir.
Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin bedelini yalnızca eğitim kurumlarımız ödemedi, millî güvenliğimiz de ödedi. Ülkemizin etrafı âdeta bir ateş çemberidir. Hâlâ etrafımızda, güneyimizde, doğumuzda, kuzeyimizde savaşlar devam ediyor ve bu savaşlardan sonra gerilimler devam ediyor. Böyle bir dönemde siz ne yaptınız? Bir kararnameyle Türkiye'nin askerî sağlık alanındaki en önemli kurumsal birikimlerinden biri olan Gülhane Askerî Tıp Akademisini yani GATA'yı kapattınız. Savaş şartlarında yetişen askerin...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Sayın Özdağ, teşekkürler.
Bugün bir dakikalık ilave süreleri vermiyoruz.
SELÇUK ÖZDAĞ (Devamla) - Bu sistemde istişare yoktur arkadaşlar, bu sistemde kurumsal akıl yoktur, bu sistemde uzman görüşü yoktur. Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi Türkiye'deki problemlerin anasıdır, o nedenle Cumhurbaşkanlığı hükûmet sisteminin değiştirilmesi gerekmektedir ve bu kararnamelerde yapmış oldukları yanlışlıklar nedeniyle bir özür bile dilememektedirler çünkü özür mahallelerine veyahut da evlerine hiç uğramıyor, vicdanlarına hiç uğramıyor.
Teşekkür ediyor, saygılar sunuyorum. (YENİ YOL, CHP ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)