| Konu: | Zor dönemde muhalefet görevini yerine getirmeye çalıştıklarına, hafta sonu yapılacak liseye giriş sınavına, ikili hukuka ve muhalefetin görevine ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; zor koşullarla zor dönemde muhalefet görevini yerine getirmeye çalışıyoruz. Siyasal partiler rakipleriyle sandıkta yüzleşir, hesaplaşır. Sandık dışındaki hesaplaşmalar, sandık dışında kurulan komplolar, tuzaklar, tarihler boyu konuşulur.
Tarihteki, tarihimizdeki başbakanlara, parti liderlerine baktığımız zaman aralarında çok sert tartışmalar olmuştur, birbirlerini çok sert bir şekilde tenkit etmişlerdir ama iktidara geldikten sonra bu kişiler rakibinin partisinin kurultayına karışmamıştır. Atadıkları hâkimlerle, aldıkları mahkeme kararlarıyla parti liderlerini değiştirmeye teşebbüs etmemişlerdir. Maalesef ki böyle bir iklimdeyiz. Atanan bir hâkim, otuz ay sonra Türkiye'nin son seçimlerdeki 1'inci partisinin kurultayını iptal ediyor, mahkeme Genel Merkeze yazı yazıyor, binlerce polisle Genel Merkez işgal ediliyor. Orayı işgal edenler, kayyumlar daha sonra Meclise yazı yazıyor, siyasetçileri ihraç etmekle, ihraçla tehdit ediyorlar. Olmaz! Bakın, günün birinde tarihte bunlar konuşulacak ve bu iklimi hazırlayanlar mutlaka ki utanacaklar, çok kötü yazılacaklar; 80 darbesini yapanlar gibi, 70'te bu ülkeye müdahale edenler gibi, 90-2000 arasındaki bu ülkedeki müdahaleler gibi çok kötü anılacaklar.
Muhalefet neyi yapmalı? Muhalefet yargıyla mı boğuşmalı, muhalefet il binalarına, ilçe binalarına, Genel Merkeze gelen polislerle, postallarla mı boğuşmalı yoksa bu milletin sorunlarını mı konuşmalı? Ben üç yıldır Cumhuriyet Halk Partisi Grup Başkan Vekiliyim. Burada milletin sorunlarını konuştuk, milletin dertlerini konuştuk, milletin bize anlattıklarını bu kürsüden haykırdık, grup önerilerimiz, konuşmalarımız, bütçe konuşmalarımız hep millet içindi ama görüyorum ki siyaset kurumu, millet iradesi tehdit altında ve bu, günün birinde en çok sizi etkileyecek AKP Grubu, en çok sizi etkileyecek, tarihe geçeceksiniz.
Büyük sorunları var ülkenin, ben her şeye rağmen, büyük bir tehdit altında olmamıza rağmen, belki yarın bambaşka bir yerde olacak olmama rağmen ben yine millet için burada gördüğümü, düşündüğümü, hissettiğimi söylemeye devam edeceğim.
Hafta sonu liseye giriş sınavı, LGS sınavları var. Geçen sene 960 bin öğrencimiz, evladımız girdi. Onlar sınavda ter dökerken internette sınav soruları paylaşıldı. Tarihin en zor sınavında yüzlerce 1'inci ortaya çıktı, sınavda bir şaibe olduğunu söyledik. Anaların, babaların yüreği yandı; yıllarca çocuklarını okula götüren, rızkından kesen, kendine gömlek, palto, araba almayıp çocuklarını okutan ailelerin emeği çalınmıştı. Şimdi, bu evlatlarımız tekrar sınava giriyor. Buradan yetersiz ve ilgisiz Millî Eğitim Bakanına sesleniyorum: Bari bu sefer çocukların emeğiyle oynamayın, sınav güvenliğini sağlayın. Eğer ki o sınav devam ederken o soruların bir şıkkı bile paylaşılırsa sizlere yazıklar olsun! Bunun hesabını sizlere biz her şeye rağmen sormaya devam ederiz.
Hukuktan bahsediyoruz, ikili bir hukuktan bahsediyoruz. Bizler takip ediliriz, bizler yargılanırız, belediye başkanlarımız sebepsiz, nedensiz bir şekilde tutuklanır, daha cezaevinde yoldayken İçişleri Bakanı açıklama yapar, görevden aldığını söyler, seçim tarihi verir. Bakın, Kırıkkale'de AK PART'li Keskin Belediye Başkanı beş yıl ceza aldı, rüşvetten ceza aldı, hâlâ koltukta bu belediye başkanı, biliyor musunuz?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
ALİ MAHİR BAŞARIR (Mersin) - Bakın, haklarında hiçbir delil yokken cezaevinde olan, yerlerine kayyum atanan ya da başka belediye başkanlarını seçtiğiniz birçok belediye varken AKP'li olduğu için, rüşvetten hüküm giyen belediye başkanı bir gün gözaltına alınmadı, tutuklanmadı, hüküm giydi, hâlâ koltukta! Bunu söylediğimiz zaman "bağımsız yargı". Türkiye'de bağımsız yargı falan yok; Türkiye'de muhalefeti ezmeye çalışan, muhalefeti susturmaya çalışan, belediye başkanlarına iftira atan, algı yapan bir sistem var, bunun da en önemli örneği Kırıkkale Keskin Belediyesi.
Biz neler konuşmalıyız, son olarak bunları söyleyerek sözlerimi bitireceğim. Burada ben belediye başkanlarına, siyasetçilere yapılan komploları, parti kurultaylarını konuşmak istemiyorum. Bizleri böyle boğmak istiyorlar, sınırlı bir alana hapsetmek istiyorlar. Biz neyi konuşmalıyız? Bakın, Merkez Bankasının 10 milyar doları bu süreçte harcandı. Türkiye'de 13 milyon gerçek işsiz var. Yirmi üç yılda cumhuriyet tarihinden bugüne kadar tüm kazanımlarımız 65 milyar dolara satılmış. Şu anda borcumuz 14,7 trilyon, biz bir günde 9,5 milyar faiz ödüyoruz, 86 milyonun rızkının her yıl yüzde 20'si faize gidiyor. Bir avuç müteahhide geleceğimizi ipotek etmişiz, milyarlarca lirayı her ay bir avuç müteahhide teslim ettiğimiz köprü, yol parası olarak ödemek zorunda kalıyoruz. Dünyada en yüksek enflasyona sahip 4'üncü ülkeyiz, gıda enflasyonunda 1'inciyiz. Bu ülkede ne sınav güvenliği var ne mülakat güvenliği var ne de gençlerimizin güvenliği var; insanların can, hukuk, mal güvenliği yok. Biz bunları konuşmalıyız, bunları konuşmaya devam edeceğiz. Tüm muhalefetin görevi bu ülkenin gerçeklerini konuşmak, her şeye rağmen, darbeye rağmen, müdahaleye rağmen, baskıya rağmen, şiddete rağmen, kumpaslara rağmen, devlet içerisinde öbeklenmiş bir çetenin siyaset kurumunu hukuksuz olarak takip edip deşifre etmesine rağmen biz muhalefet olarak millet için direnmeye devam etmeliyiz, edeceğiz. (CHP sıralarından alkışlar)
Şunu herkes bilsin: Kendi seçmenleri de bizim muhalefetin seçmeni de bu durumdan rahatsız. Gidecek olanın önünde kimse duramaz, kendi yarattığı barikatlar günün birinde onların karşısına en büyük tuzak olarak çıkacak.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.