| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 67 |
| Tarih: | 04.03.2026 |
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Dünya Futbol Şampiyonası start alıyor.
Ben de Dünya Futbol Şampiyonası'nda mücadele edecek Türk Millî Takımı'mıza şimdiden başarılar diliyorum; inşallah, finale kalır ve kupayla ülkemize dönmüş olur. Şimdiden Millî Takım'ımızdaki bütün futbolculara başarılar diliyorum.
Bu Dünya Kupası vesilesiyle başta Özbekistan, Senegal, Irak, İran ve Somali futbol kafilelerine Amerika'ya girişte Amerikan makamları tarafından gerçekten insanlık onuruna yakışmayacak bir şekilde, futbolun centilmenlik duygusuna da yakışmayacak bir şekilde yapılmış olan, özellikle narkotik köpekleriyle üst aramasından tutun da daha birçok mobbinge varıncaya kadar yapılmış olan uygulamaları buradan kınadığımı ve Amerika'nın kendisi dışındaki, dışarıdaki diğer ülkelere bakışını da ortaya koyan bir çifte standart olduğunu ifade ediyorum, bir kez daha buradan bu uygulamaları kınıyorum.
Bir diğer önemli husus Sayın Başkanım, insanlığa karşı suçlar. Bunlar içerisinde en önemli olanlarından bir tanesi de işkence. İşkence insanlık onuruna, insanlık haysiyetine aykırı olan bir suçtur ve topyekûn herkesin bu suçla mücadele etmesi lazım. Kaldı ki bu suçta zaman aşımı olmadığını da bir kez daha ifade etmek lazım. İşkenceye karşı olmaz bir iktidar, işkenceye karşı sıfır tolerans göstermesi gerekir devletlerin çünkü dediğim gibi, işkenceyle mücadele değil tek bir münferit vakanın dahi olmaması için elinden gelen her şeyi yapan bir politikadır işkenceye karşı sıfır tolerans. Dolayısıyla, bu ve benzeri hususlarda bir iddia gündeme geldiği zaman devlete düşen vazife, devlet memurlarına, devletin ilgili kurumlarına düşen vazife derhâl adli ve idari tahkikat yapmaktır. Yoksa o zaman zaman ortaya çıkan devletin soğuk yüzüyle, kısa bir basın açıklamasıyla "İddialar külliyen yalandır." şeklindeki açıklamaların insanların bu konudaki hassasiyetlerini ortadan kaldırmadığını bir kez daha ifade etmek gerekir. Üst araması başka bir şey, beden araması başka bir şey ve bu hususlarda da aslında Ceza Muhakemesi Kanunu'muzda detaylı hükümler düzenlenmiş ancak maalesef durumdan vazife çıkaran bir kısım kişilerin maalesef bu üst araması yaparken özellikle kadın tutuklulara veya hükümlülere karşı farklı muameleler yaptığı zaman zaman gündeme düştü. Bu hususlarda özellikle Türkiye Büyük Millet Meclisinden net bir çağrıda bulunmamız gerekiyor ki asla ve asla bunlara müsamaha gösterilmemesi gerekiyor çünkü buna karşı sessiz ve duyarsız kaldığımız zaman bu, insanlık onuruna yakışmayacak davranışları yapanlara cesaret alır, bunu yaygınlaştırmaya kalkarlar. Empati yapmak lazım. Empati nedir? Kendinize yapılmasını istemediğiniz bir şeyi başkasına yapılmasına da rıza göstermemektir. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanıyken Sayın Recep Tayyip Erdoğan'ın bir kısım çalışma arkadaşlarına dönük 2001 yılında dönemin İstanbul Organize Suçlar Şube Müdürü Adil Serdar Saçan'ın Başkanlığında bir operasyon düzenlendi. Gözaltına alınan kişilere dört gün boyunca Vatan Emniyet Müdürlüğünde insanlık onuruna aykırı birçok işkenceler yapıldı. O arkadaşlarımız çıkışta basın açıklamalarıyla bu işkenceyi duyurmaya çalıştılar ama maalesef birçok insan onlara sağır ve duygusuz kalmaya devam etti. Aradan zaman geçti, o arkadaşlarımızdan biri Adalet ve Kalkınma Partisi milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisine geldi ve Türkiye Büyük Millet Meclisi Darbe ve Muhtıraları Araştırma Komisyonuna Adil Serdar Saçan'ın bilgi vermek üzere geldiğini duyunca oraya gitti ve Adil Serdar Saçanı anlatırken oradaki duygularını şöyle ifade etti: "Çok pişkindi, insanların gözünün içine baka baka yalan söyleyecek kadar pişkindi. İşkence yapmadığını Komisyon üyelerinin huzurunda tekrar etti ama ben de biliyordum ki o da biliyordu ki bana işkence yaptı. Ben kendisine 'Benim gözümün içine bakarak işkence yapmadığını söyleyebilir misin?' dedim, lafı eveleyip geveledi. Ama bana işkence yapanlar bu dünyada olmasa da öbür dünyada mutlaka ama mutlaka cezasını çekecek." diyerek duygularını ifade ediyordu o değerli milletvekillerimiz. Bunu niçin ifade ediyorum? Biz nasıl bize karşı bir işkence yapıldığı zaman ve bunu ispat edecek elimizde yeterli bir delil olmadığı zaman feryat figan ediyorsak, nasıl içimiz kabarıp duygularımızı ifade edecek başka bir alan bulamıyorsak başkalarının da bunu yaşayabileceğini bilmemiz ve ona göre bir empati kurmamız gerektiğini buradan bir kez daha net ifade ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.
BÜLENT KAYA (İstanbul) - Elbette hiç kimse yasa önünde herhangi bir soruşturmadan muaf olamaz ama soruşturmaların da yasa çerçevesinde yürütülmesi, hele hele "İşkence ve kötü muameleye uğrayan kişiler eğer bizden değilse -"bizden değilse"yi tırnak içerisinde söylüyorum" bizim mahalleye ait değilse, aynı gönül dünyamıza hitap etmiyorsa o zaman duymayalım, sesimizi çıkarmayalım." demememiz lazım. Burada devlet görevlilerine düşen vazife şudur, bir devlet adamına yakışan vazife şudur, işkenceye sıfır tolerans mücadelesi yapan bir devletin görevlisine düşen vazife şudur böyle bir iddia ortaya atıldığı zaman "Derhâl ilgili olay hakkında adli ve idari tahkikat başlatılmıştır." cümlesini kurması gerekir. Yoksa henüz hiçbir araştırma yapmadan "Açıklamalar ve beyanatlar yalandır, böyle bir olay vuku bulmamıştır." şeklindeki açıklamalar emin olun yapanlara cesaret verdiği gibi olayın üstünü örter. Dediğim gibi iddiadır, doğru da olabilir, doğru olmayabilir ama devlete, işkenceyle sıfır tolerans iddiasında olan bir iktidara düşen vazife asla ve asla bir sayfalık açıklamayla "İddialar yalandır." şeklinde bir şey söylenemez. "Üstüne gidiyoruz, araştıracağızdır." der. Dolayısıyla buradan net bir şekilde şunu ifade etmek istiyorum: Özellikle güvenlik görevlilerimizin sistematik olarak bu olayların içerisinde olmadığını hepimiz biliyoruz. Münferit olarak bu olayı gerçekleştirenler üzerinden kolluk kuvvetlerimizi, adli soruşturmayı yürüten görevlilerimizi zan altında bırakmak da doğru değil ama zaten bu ve benzeri münferit olayların üzerine kararlılıkla gidersek işini namusuyla, dürüstçe yapan birçok güvenlik görevlimizin de zan altında kalmasından kurtarmış oluruz.
Dolayısıyla buradan bir kez daha seslenmek istiyorum Sayın Başkanım: Bir tutuklunun, gözaltında olan herhangi bir vatandaşımızın, hele hele bir kadının çıplak aramaya maruz bırakıldığına, insanlık onuruna yakışmayacak davranışlara maruz kaldığına dair beyanatları yeri göğü inletmeli ve devlet derhâl soruşturma başlatmalıdır. İftiraysa zaten ortaya çıkar ama ya değilse, ya o kadın haykırışlarını kimseye duyuramadığı için ömür boyu lanet okuyorsa emin olun, o lanet ona duyarsız kalan herkesi yakıp yıkmaya yeter diye düşünüyorum.
Buradan YENİ YOL Grubu adına net bir şekilde ifade ediyorum ki düşüncesi, etnik kimliği, mezhebi, parti aidiyeti her ne olursa olsun işkenceye uğramış olan herkesin yanında olduğumuzu, işkence yapan herkesi lanetlediğimizi buradan bir kez daha haykırıyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.