| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 100 |
| Tarih: | 10.06.2026 |
YÜKSEL COŞKUNYÜREK (Bolu) - Sayın Başkan, çok değerli milletvekilleri; aziz milletimizin gönül dünyasında müstesna bir yere sahip olan İstanbul'un manevi fatihi, büyük mutasavvıf, mütefekkir, hekim, şair ve ilim adamı Akşemseddin Hazretleri'ni anmak üzere söz almış bulunuyorum. Bu vesileyle, yüce heyetinizi saygı ve sevgiyle selamlıyorum.
Bolu'muzun kadim ilçesi Göynük'de 7 Haziran Pazar günü 36'ncısını düzenlediğimiz ve binlerce insanımızın katıldığı Akşemseddin Hazretleri'ni Anma Günü vesilesiyle milletimizin tarihine yön veren bu büyük gönül sultanını rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyoruz. İçinde bulunduğumuz günler aynı zamanda İstanbul'un fethinin 573'üncü yıl dönümünü idrak ettiğimiz müstesna günlerdir. Bu bakımdan, Akşemseddin Hazretleri'ni anmak yalnızca büyük bir âlimi hatırlamak değil bir medeniyet idealini, bir fetih ruhunu, bir milletin istikametini yeniden tefekkür etmektir. Anadolu bin yıldır yalnızca fetihlerle değil, irfanla hikmetle, ilimle ve gönül insanlarının bıraktığı manevi mirasla vatan olmuştur. Bu topraklar kılıçla kazanılmış ancak gönülle mühürlenmiştir. İşte Akşemseddin Hazretleri de bu mührün en büyük nakkaşlarından biridir. Akşemseddin Hazretleri tefsirden hadise, tasavvuftan tıbba kadar birçok ilimde derinleşmiş, yaşadığı çağa ışık tuttuğu gibi asılları da aydınlatmıştır. O, ilim ile irfanı, akıl ile hikmeti, madde ile manayı aynı potada eritebilmiş mümtaz şahsiyetlerdendir. Bugün modern tıbbın üzerinde durduğu bazı hakikatleri asırlar öncesinden işaret eden büyük bir hekimdir. Ancak, onu yalnızca bir tabip, yalnızca bir âlim olarak tanımak eksik kalacaktır. Akşemseddin Hazretleri, Hacı Bayramı Veli'nin irfan mektebinde yetişmiş, insan sevgisini, çalışmayı, üretmeyi, tevazuyu ve halka hizmeti hayatının merkezine koymuştur. Onun anlayışında ilim insanlığa hizmet için, makam millete hizmet için, güç ise adaleti tesis etmek içindir.
Değerli milletvekilleri, Akşemseddin Hazretleri denildiğinde şüphesiz akla gelen en büyük hadise İstanbul'un fethidir çünkü onun hayatı ile Fatih Sultan Mehmet'in hayatı tarihin en büyük hedeflerinden birinde birleşmiştir. O hedef Peygamber Efendimiz Hazreti Muhammed Mustafa'nın asırlar öncesinden verdiği kutlu müjdeye mazhar olabilmektir. Henüz 21 yaşında Sultan Mehmet'in gönlünde yatan fetih ateşini diri tutan, ona ümit veren, cesaret veren ve fetih ufkunu gösteren isimlerin başında Akşemseddin Hazretleri gelmektedir. Fatih Sultan Mehmet Han yalnızca bir şehri fethetmenin değil, Peygamber Efendimiz'in müjdelediği kutlu kumandan olabilmenin gayretleri içerisindeydi. Akşemseddin Hazretleriyse ilmiyle ve irfanıyla, manevi rehberliğiyle bu kutlu yürüyüşün en güçlü dayanaklarından biri olmuştur. Nihayet 29 Mayıs 1453'te İstanbul fethedilmiş, bir çağ kapanıp bir çağ açılmıştır. Fatih Sultan Mehmet Han surları aşmış, Akşemseddin Hazretleriyse gönülleri fetheden ruhu inşa etmiştir. Bu sebeple, milletimiz onu haklı olarak İstanbul'un manevi fatihi olarak anmaktadır. Nitekim, Fatih Sultan Mehmet Hanın fethin sonrasında şöyle söylediği rivayet edilir: "Bende gördüğünüz bu sevinç hâli Akşemseddin gibi bir zatın benim zamanında yaşamış ve yanımda bulunmuş olmasındandır."
Kıymetli milletvekilleri, Akşemseddin Hazretlerinin bize bıraktığı miras yalnızca geçmişe ait bir hatıra değildir. O, bugün bizlere çalışmayı, üretmeyi, kardeşliği, merhameti, güzel ahlakı, ilim ve hikmeti hayatın merkezine koymayı öğütlemiştir. Bugün bizlere düşen görev, ecdadımızı sadece anmak değil, anlamaktır. Sadece isimlerini yaşatmak değil, ideallerini yaşatmaktır, bize emanet ettikleri medeniyet tasavvurunu gelecek nesillere taşımaktır.
Bu duygu ve düşüncelerle, İstanbul'un fatihi başta Fatih Sultan Mehmet Han olmak üzere kutlu fethin kahramanlarını, fethin manevi mimari Akşemseddin Hazretlerini ve bu aziz vatan için emek veren, can veren şehitlerimizi, bütün ecdadımızı rahmet, minnet ve şükranla yâd ediyor, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (AK PARTİ sıralarından alkışlar)