GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:09.06.2026

MERAL DANIŞ BEŞTAŞ (Erzurum) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Evet, aslında önemli bir teklif ama yine bir torba yasa garabetiyle karşı karşıyayız. Kamusal denetim ve müzakere fiilen ortadan kaldırılmış durumda, bu kanun teklifinde de bunu görebiliyoruz. Bu yasa teklifinin bütününe baktığımızda, bir cümleyle, bir kelimeyle ifade etmek gerekirse bir ekokırım yaklaşımı tamamına sirayet etmiş durumda.

6'ncı madde üzerinde konuşuyorum, Atatürk Orman Çiftliği'ne ait taşınmazların geçmişe dönük vergi borç ve cezaları siliniyor. Niye? "Kamu yararı" adı altında mali yükümlülükler kaldırılıyor, bu teklifle yapılıyor ve fiilî bir cezasızlık yaratılıyor. Burada aslında korunması gereken alanlar söz konusu ama ne yapılıyor? Piyasaya açılıyor ve anayasal ilkeler ve denetim tamamen saf dışı bırakılıyor.

Şimdi, şunu çok iyi biliyoruz: Kapitalizmin doğa sömürüsü, güvenlikçi devlet mantığı ve savaş politikaları eş güdüm hâlinde ilerler ve burada ekolojik yıkımın ne boyutlarda olduğu, aslında bu Mecliste en çok konuşulan meselelerden bir tanesi. "Güvenlik" adı altında inşa edilen barajlar, HES'ler, karakollar, kalekollar, askerî güvenlik bölgeleri ekosistem bütünlüğünü parçalıyor; bunu burada sayısız defa ifade ettik. Savaş politikası su havzalarını kurutuyor, nehirlerin akışını değiştiriyor ve ormanları askerî operasyon gerekçesiyle günlerce yangınlara teslim ediyor ve her yıl bunu yaşıyoruz. Ağaç kesim ihaleleriyle ormanları çoraklaştıran bu akıl ÇED süreçlerini askıya alarak ekokırımı âdeta bir devlet politikası hâline getiriyor. Savaş sadece insanı değil, toprağı, suyu, kurdu, kuşu da katlediyor, bu realiteyi görmemiz lazım. Bu teklifte de bunu görüyoruz: Coğrafyayı insansızlaştırmak, doğayı işlevsizleştirmek ve yaşam alanlarını ortadan kaldırmak.

Şimdi, bir veri var elimde. 2024 Ekim ayı ile 2025 yılının ekokırım verileri. Buna göre Kürt kentlerinden 24'ünde, 192 ilçesinde 2.207 ÇED başvurusu yapılmış, 625'i hakkında "ÇED Gerekli Değildir" kararı verilmiş. Bu, direkt "Orayı talan edebilirsiniz." demek aslında. Yine Akbelen Ormanı için alınan acele kamulaştırma kararı hepimizin yüreğini yakmadı mı? Kaz Dağları, Cerattepe; ülke batıdan doğuya, güneyden kuzeye âdeta talan ediliyor. Maden faaliyetleri, inşaatlar, HES'ler, JES'ler, orman yangınları.

İki gün önce Manisa'da bir miting düzenlendi. "Nehirlerin Kardeşliği" mitinginde emek ve ekoloji örgütleri ekolojik yıkıma karşı ortak mücadele çağrısı yaptı. Evet, bizlerin yaşadığı habitat, coğrafya güvenlik gerekçesiyle yıllardır bozuldu, bozdu, iklim dengesini yitirdi ve Anayasa 56'ya göre herkesin sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı ihlal ediliyor.

Ekoloji mücadelesi aynı zamanda bir barış mücadelesidir ve bu yıkımı durdurmanın yegâne yolu onurlu ve demokratik bir barışı inşa etmektir, demokratik toplumu inşa etmektir. Barış yalnızca silahların susması değil, nehirlerin özgürce akması, ormanların yangınlarla küle dönmesinin aynı zamanda engellenmesidir. Bizim her gün haykırdığımız barış ve demokratik toplum talebi öyle salt fildişi kulelerde konuşulan bir kavram değildir, gerçek hayata dairdir, yaşam hakkına, çevre hakkına dairdir. Dersim'de Ayşe teyzenin köyündeki deresinin başında özgürce yaşamasını, tehdit olmadan rahatça bağını bahçesini sulamasını savunuyoruz. Bizim bahsettiğimiz barış Şırnak'ta, Hakkâri'de, Akbelen'de, Kaz Dağları'nda Ahmet amcanın tepesinde gezen helikopterlerin, bombaların gölgesinin olmamasıdır ve barış, bu halkın hem savaşın yıkımından hem de kapitalist sömürü kıskacından kurtularak kendi ürettiği sağlıklı besine, temiz suya ve gasbedilen kaynaklarına bizzat kendi eliyle ortaklaşa ve özgürce ulaşabilmesidir. Ekolojik, demokratik ve barışçıl bir yaşamı savunmaya devam edeceğiz. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)