| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 99 |
| Tarih: | 09.06.2026 |
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Bu kürsüde yıllardır hepimizin konuştuğu bir mevzudur bu vize konusu. Vize randevularının reddedilmesine dair hep burada bu problemi gündeme getirdik. Zira, ülkelerin itibarının öyle "asrın lideri" vesaire söylemleriyle değil, pasaportunuzun ve yurt dışında gördüğünüz itibarla orantılı olduğunu da bas bas bağırdık, haykırdık. Dışişleri Bakanı geldi, bu kürsüde bu problemi gündeme getirdiğimizde birtakım açıklamalar yaptı, "Sıkıntı yok, ilgileniyoruz." dedi. Biz de hep dedik "Ya, hayır, ilgileniyorsunuz ama vatandaş vize kuyruklarında perişan oluyor, vize almayı bırak, randevusunu dahi alamıyor." Ve nihayetinde bu sıkıntı ortaya çıktı. Uluslararası raporlara yansıdı. Vize pazarının büyük bir pazar olduğu ve bu pazar içinde yolsuzluklar olduğu, maalesef Türkiye'de de bu rezaletin içine düşüldüğüne dair birtakım iddialar gündeme getirildi. İddia şu: Türkiye'de ve dünyada vize randevu süreçleri büyük bir pazar hâline getirilmiş durumda ve dünyada faaliyet gösteren uluslararası bir firmanın Türkiye operasyonlarında rol oynayan bir yerel firmanın adı burada geçiyor. Bu firma, bu uluslararası firmanın Türkiye'deki şubesi, âdeta bir bayisi gibi hareket ediyor. Bu, öyle bir yerel firma ki, daha önce araç klimaları ve iklimlendirme sektöründe iken, ne hikmetse, bir yanda vize sektörüne geçmiş ve korkunç bir servet, korkunç bir sermaye elde etmiş. Burada önemli olan nokta şu: Bütün bunlar olurken 2019 yılında bir yönetmelik değişikliğiyle Dışişleri Bakanına bu aracı kurumun tespit edilmesi konusunda da olağanüstü yetkiler tanınmış arkadaşlar. Ne hikmetse, büyüyen bu firmanın da işte bazı siyasi dostlukları ve yakınlıkları olduğuna dair de çok ciddi iddialar var. Bakın, bunun peşinin bırakılmaması lazım. Hani muhalefetle ilgili ufacık bir şey bulduğunuzda şafak operasyonlarıyla her türlü algı operasyonunu yapıp üstüne gidiyorsunuz ya, buyurun, samimiyetinizi gösterin, bu iddiaların ortaya çıkması için vermiş olduğumuz araştırma önergesini kabul edin.
Vize... Tabii, itibar konusunda da ayrı bir rezillik var. Az önce Sayın Milletvekilimiz Lütfullah Kayalar'la da konuşuyorduk, bakın, bir milletvekili, bizler de yaşadık, diplomatik pasaportumuz var, başka ülkelere vize almak zorunda kalıyoruz. Bu ülkenin vatandaşları İngiltere, Amerika elini kolunu sallayarak buraya geliyor. Çin'e vize serbestiyeti tanıdık ama biz Çin'e gideceğimiz zaman milletvekili olsak dahi maalesef vize almak mecburiyetinde bırakılıyoruz. İşte, bir ülkenin itibarını bunlarla ölçersiniz arkadaşlar.
Vize randevu sistemlerindeki iddia ne? Bu aracı kurum bir bot yazılım sistemi geliştirmiş, büyükelçilik randevuyu çıkarttığı an tamamını kapatıyor yani siz vatandaş olarak randevu alamıyorsunuz, sonra bunları size satıyor, hem de fahiş fiyatlarla satıyor. SMS bilgilendirme, beraberinde kurye hizmeti, belge tarama, "premium" salon kullanımı gibi de ekstra ücretler size "charge" ediyor. Olayın bir başka hayati boyutu da var. Tabii, bunu söyleyeceğim ama sizin için bir şey ifade etmeyecek: Veri güvenliği. Bakın, bu vizelere biz başvururken bankada ne kadar paramız olduğundan tutun da işyerimizin adresi, ev adresimize kadar her türlü bilgiyi bu aracı kuruma -büyükelçiliklere de değil- ne idiği belirsiz bu aracı kurumlara teslim ediyoruz arkadaşlar. 15 yaşındaki çocukların veri çaldığı bir ülkede, sahte diplomayla baraj yapan bir mühendisin olduğu bir ülkede tabii bunun sizin için hiçbir anlam ifade etmediğine adım gibi eminim. Peki, bir denetim yapılıyor mu? Hiçbir denetim de yok. Hizmet bedelleri, sigorta giderleri ve diğer başvuru masrafları dikkate alındığında toplam cebimizden ne kadar para çıkmış biliyor musunuz? 27 milyar Türk lirası yani 500 milyon dolar. Vize başvurusunda bulunup vize alamayan vatandaşlarımızın bu aracı kurumlara bıraktığı paranın bedeli bu. Vize alanları da eklediğiniz zaman 750 milyon dolarlık bir rakamdan bahsediyoruz. Şimdi, Ticaret Bakanlığı bir soruşturma başlatmış. Sorarım size: Ya, aklınız neredeydi? Bugüne kadar "Ya, şunları bir denetleyelim, burada ne oluyor?" hiç mi demediniz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (Devamla) - Keşke deseydiniz, biz de bu araştırma önergesini vermek zorunda kalmazdık.
Peki, ne oldu? Bu haberi yapan yayınlara yayın erişim yasağı getirdiniz. Demek ki bir şeyden endişe ediyorsunuz. Yani bu bilgilerin vatandaşa verilmesinin ne zararı var? Bir güvenlik problemi; kamu güvenliği, kamu düzeni gibi bir gerekçeyle bu haberlere erişim engeli getirdiniz. Ya, madem böyle bir erişim engeli getirip bu kadar şaibeli bir konunun tartışılmasını engelliyorsunuz, bu yüce Mecliste bir güvenlik problemi olduğuna dair tereddüdünüz var mı? O zaman, yüreğiniz yetiyorsa kaldırın ellerinizi, bu araştırma önergemizi kabul edin; hiç kimse de huzursuz olmasın, kamu düzeni de bozulmasın, bu Gazi Meclis çatısı altında, güven içinde biz buradaki vurgunu, yolsuzluğu hep beraber konuşalım diyorum, yüce Meclisi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)