GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:99
Tarih:09.06.2026

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.

Sizi ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Bugün 9 Haziran 2026, Manisa Büyükşehir Belediye Başkanı merhum Ferdi Zeyrek'in ölüm yıl dönümü, kendisini rahmetle anıyorum. 2017'de Şenay Aybüke Yalçın öğretmeni kaybetmiştik, şehit edilmişti Şenay Aybüke Yalçın öğretmen yine bugün dokuz yıl önce, onu da rahmet ve minnetle yad ediyoruz. Dün yine bir öğretmenimiz Ağrı'da Irmak Ayşe Koparan evinde ölü bulundu, şüpheli bir ölüm olarak tanımlanıyor ve bu konuyla ilgili adli ve idari soruşturma yapılıyor. Bir an önce bu soruşturmanın da açıklığa kavuşturulmasını diliyorum. Rahmetli öğretmenimize Allah'tan rahmet diliyorum, değerli ailesine ve öğrencilerine de sabırlar ve başsağlığı diliyorum.

Sayın Başkan, değerli Genel Kurul, hafta sonu bir belgesel seyrettim, Japonya'da bilgi işlem ünitelerinin elektrik sarfiyatı fazla olduğu için denizin altına inşa edildiğini, böylelikle de bu bilgi işlem ünitelerinin klima yani soğutma ihtiyacının ortadan kaldırıldığını, böylelikle elektrik tüketiminin azaltıldığını, buna ilişkin projenin hayata geçirildiğini seyrettim. Ondan sonra, pazartesi günü Parlamentodaki görevimin başına geldim, pazartesi günü itibarıyla ziyaretler başladı. Ben pazartesi günküleri birazdan ifade edeceğim ama mesela bugün Sivas ziraat odaları başkanları geldi. Bakın, Japonya'da denizin altına bilgi işlem ünitesi koyuyorlar, bunu soğutuyorlar, elektrik sarfiyatını ortadan kaldırıyorlar, bizim Sivas ziraat odası başkanları arpa ve buğday üreticisinin sorunlarını anlatıyor. Biraz önce değerli milletvekillerinden biri TCK 158 mağdurlarının anlattı, bir başka milletvekili, yine değerli bir milletvekili karşılıksız çek mağdurlarını anlattı. Parlamentodaki bütün milletvekillerinin e-mail hesaplarına, e-postalarına TCK 158 mağdurları, karşılıksız çek mağdurları, okulda kaydını dondurup okula dönmek isteyen öğrenciler, tez aşamasında tezinden koparılmış, şimdi yazmaya çalışan öğrenciler, doktora, yüksek lisans tezi yazmaya çalışan öğrenciler, hepiniz kamuda biriyle sohbet ettiğinizde memur disiplin affını bekleyen kamu görevlileri... Şimdi, biri Japonya, biri Türkiye. İşte, büyük "Türkiye Yüzyılı" olarak tanımladığınız Türkiye'de konuştuklarımız arpa, buğdayla ilgili fiyat farkı, prim ödemesi, TCK 158 mağdurları, IBAN mağdurları... Böyle bir lakap olur mu ya, "IBAN mağduru" diye; böyle bir şey olabilir mi ya, insan kendine böyle bir isim takabilir mi, böyle bir suç çeşidi olabilir mi? Ya, bunlar üniversitelerde öğrenciler. Yani, hak ile batılı, doğru ile yanlışı ayırt edecek yer yargı da -şimdi, tabii, konu oradan başka bir yere sıçrıyor- hangi yargı? Yani, Türk siyasetini her seferinde içinden çıkmaz sorunlarla boğuşturan yargı mı, mesela bunu bir sorması gerekiyor hepimizin. Hatırlayın, 1980'de ihtilalden sonra verilen kararlar da yargı kararıydı. Bugün bu Parlamentodaki bütün milletvekilleri -hangi grubu temsil ettiği fark etmez- o yargı kararlarının acılarını ya bedenlerinde ya ailelerinde yaşıyorlar. Daha sonra, hatırlayın 28 Şubatı, 28 Şubatta Anayasa'da din ve vicdan özgürlüğü var olmasına rağmen, yine, o yargı bunları hiçe saydı, yerel mahkeme hiçe saydı, yüksek yargı hiçe saydı. Yıllardır Türkiye, o din ve vicdan hürriyetiyle kendi arasında, siyaset arenasında bir gladyatör gibi dövüştü. Bundan ekmek yiyenler oldu, istifade edenler oldu ama bakın, bunların yolunu hep yargı açtı. Yargı her seferinde ortaya bir karar koyuyor, o kararın arkasında duruyor, ondan sonra elini yıkayıp çıkıyor; Türk siyaseti, geri kalan ahir ömrünü birbiriyle kavga edip, birbiriyle kutuplaşıp, o sırada da seçmeni ve vatandaşı da kutuplaştırıp bunun üzerinde tepinmekte kendini buluyor.

Şimdi, geldik, o dönem iktidar partisinin taşeron ortağı FETÖ, FETÖ'ye teslim edilen yargı, hatırlayın, askerî vesayete teslim edilmiş yargı ya da kendisini o dönemin vesayetine yaranma duygusuyla...

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.

UĞUR POYRAZ (Antalya) - Her dönemin vesayetine ilişkin o dönemin vesayetine uygun karar verme kabiliyetine sahip bir yargıdan bahsediyoruz. Bu, 80'de askerî vesayet, 28 Şubatta askerî vesayet, daha sonra iktidar partisinin taşeron ortağı FETÖ'nün vesayeti, sonra 17-25 Aralık vesayeti, sonra, 15 Temmuzdan sonra OHAL vesayeti, en sonunda da 2018 yılından itibaren Cumhurbaşkanlığı hükûmet sistemi vesayeti. Yargıya bakıyoruz, yargı her seferinde o dönemin vesayeti, o dönemin muktediri kimse o dönemin muktedirine uygun kararları arka, arka, arka arkaya veriyor. Buna ilişkin yerel mahkemelerden bir tanesi verdi, yüksek yargı da buna müsaade ediyor ve bunun bütün bedelini Türk siyaset ödüyor, bütün bedelini bu Parlamentodaki milletvekilleri, önceki dönem milletvekilleri ödedi, şimdi de bu milletvekilleri ödüyor. Yargının ekonomi umurunda değil, tavuk mu yumurtadan yumurta mı tavuktan çıkar umurunda değil, felsefe umurunda değil ama ne hikmetse, kendi kariyerleri söz konusu olunca her biri bu konuda gerçekten bir aslan, kaplan kesiliyor.

Geldiğimiz noktada -ben sözlerimi çok uzatmayacağım, çok fazla da özne ortaya koymayacağım- biraz önce ifade ettiğim gibi, Japonya bilgi işlem merkezlerini suyun altına koyarken biz Anadolu'nun topraklarındaki arpa, buğdaya verilecek 3.500 lira, 2.500 lira için kanun teklifi verdik ya. Yani bize de nasip olur mu acaba, İYİ Parti Grubu olarak bir kanun teklifi versek "Türkiye'deki bilgi işlem ünitelerinin denizlerinin altına indirilmesi..." diye. Verdiğimiz kanun teklifi arpa ve buğdaya 2.500 ve 3.500 lira prim desteği sağlanması ya! 2026 yılındayız, elinizi vicdanınıza koyun, insaf edin ya!

Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.