GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

BURAK DALGIN (Balıkesir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Şimdi, karşımızda bir torba yasa var, hayatın her aşamasına dokunuyor. Hayatın her aşamasına dokunan başka bir şey de millî gelir. Biliyorsunuz, bu hafta millî gelir hesabı yayımlandı. Gelin, beraber şu hesaba bir bakalım, bu rakamlar bize ne söylüyor, milletimiz için de bir tercüme etmeye çalışalım çünkü biliyorsunuz, negatif büyüme diye bir kavram ortaya atıldı; küçülme denilmiyor, negatif büyüme deniliyor, zam denilmiyor, fiyat ayarlanması deniliyor, satış denilmiyor, işletme hakkı devri deniliyor. Demek ki millî gelir hesabına da bir o gözle bakmakta yarar var.

Şimdi, millî gelirin yüzde 2,5 arttığı ifade ediliyor. Bu ne demek? Öncelikle şunu çok açık söyleyeyim. Türkiye için yüzde 2,5 büyüme sıfır büyüme demektir. Türkiye gibi dinamik bir ekonomide bu istihdama, gelir artışına, herhangi bir derde deva olmaz. Nitekim yüzde 2,5 büyüdüğü düşünülen ekonomi bir senede 400 bin istihdam kaybetmiş, 400 bin kişinin işsiz kaldığı yerde biz bir büyümeden falan bahsedemeyiz; bir bunu tespit ederek başlayalım.

İkincisi, çeyreklik büyüme. Birinci çeyrekteki ilk doksan güne, ilk üç aya baktığımızda büyüme sıfır, doksan gün boyunca Türk ekonomisi yerinde saymış yani ortada bir büyüme falan yok. Büyümenin bileşenlerine şöyle bir bakalım desek, orada da garip bir tablo var. Bir senede yüzde 2,5 büyüdüğü iddia edilen ekonomide imalat sanayisi yüzde 1,4 küçülmüş yani Türkiye büyüyor, Türk sanayisi küçülüyor gibi garip bir tabloyla karşı karşıyayız. İhracata bakalım desek, ihracat hacminde yüzde 13'lük bir düşüş var. Türk ekonomisi büyüyor, ihracat yüzde 13 küçülüyor; Allah aşkına böyle bir tablo makul geliyor mu size? Türkiye'nin acil bir şekilde vergi, faiz, ceza üçgeninden üretim, yatırım, istihdam üçgenine geçmesi gerektiğini gösteren net bir tabloyla karşı karşıyayız. Harcama yoluyla millî gelire baktığımızda da zaten ücretin millî gelir içindeki payı üçte 1, Avrupa'da bu yarı yarıyadır; demek ki ücretli kesimin 1,5 katına kadar ücretlerini artırma imkânımız ve potansiyelimiz vardır.

Şimdi gelelim dünya sıralamasına. Hani millî gelirde dünyada 16'ncıyız, 17'nciyiz lafları çok söyleniyor. Şimdi, biz zaten dünya nüfusunda 18'inciyiz, hiçbir şey yapmasak dünya ekonomisinin 18'inci sırasında olmamız beklenir. Zaten son elli senedir 16'ncılıkla 20'ncilik arasında gidip geliyoruz. Mesela "16'ncı olduk." diyoruz, 2013'te de 16'ncıydık, 1990'da da 16'ncıydık; bunu bir hatırlamamızda yarar var. Daha önemli bir nokta kişi başına düşen millî gelir, orada neredeyiz? Dünyada 66'ncıyız yani ilk 20'de falan değiliz, 66'ncıyız. Ne zaman 66'ncıydık? Ben doğduğum yıl da 66'ncıydık. Yani bu yaşa geldik, bir arpa yol gidemedik.

Gelelim illere göre şöyle bir bakalım, orada çok garip bir tablo var: 81 vilayetimizden sadece 13 tanesi Türkiye'nin üzerinde kişi başı millî gelire sahip. Türkiye'nin 68 vilayeti, seçim bölgem Balıkesir de dâhil olmak üzere Türkiye'nin ortalama millî gelirinden daha alt millî gelire sahip. Çok çarpık bir yapıyla karşı karşıyayız, tam da bu yüzden Anadolu'dan yıldız şehirler çıkarmak ve Anadolu'ya yeniden yerleşmek zorundayız ancak bu şekilde bir kalkınma portföyümüz oluşabilir.

En önemli soru vatandaşlarımız, bana da eminim, sizlere de soruyor vatandaşlarımız: "Ya, bu kişi başı 18. bin dolar bizim eve gelmiyor, komşunun evine gelmiyor, kimin evine geliyor?" diye. Aynı tablo orada da geçerli. 10 vatandaşımızdan 7'sinin millî geliri, kişi başına düşen millî geliri Türkiye ortalamasının altında. 10 kişiden 3'ü bunun üzerinde, 10 kişiden 7'si zaten altında. Yani âdeta vatandaşımıza iyi giden bir durum yok. Nasıl 81 ilin 68'i ortalamanın altındaysa, 10 vatandaşın 7'si de altında. Çok garip bir taksimle karşı karşıyayız.

En önemlisi bir de alım gücüne bakalım, bir hatırlayalım: Emekli ikramiyesi ilk çıktığında 2018 yılında kişi başına düşen millî gelir 9.500 dolardı. Şimdi deniyor ki: "Bu kişi başına düşen millî gelir 2 katına çıktı." Yani o emekli ikramiyesinin de 250 dolardan 500 dolara çıkmasını beklersiniz, değil mi? Madem Türkiye 2 katına çıktı, refah 2 katına çıktı, ikramiye de 2 kata çıkmalı. Hayır, ikramiye yarının da altına indi. 250 dolarla başladığı yolu 100 doların altında devam ettiriyor. Açık söylüyorum: Vatandaşa yaramayan zenginleşme, zenginleşme değildir ancak bir rant dağıtımı mekanizmasıdır.

Değerli arkadaşlar, çözüm, Türkiye'nin çimentosu olan orta direği büyütmektir, gelir vergisi dilimlerini güncellemek, girişimcinin prangalarını çözmek, eğitim ve sağlığı vatandaşa ulaştırmaktır. Millî gelir ancak bu şekilde milletin geliri olabilir.

Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)