GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili arkadaşlar; herkese iyi bir akşam diliyorum.

Bu akşam toprağı, suyu konuşacağız, çevreyi konuşacağız. Tâhâ suresi 55'inci ayet aynen şöyle der: "Sizi topraktan yarattık, toprağa göndereceğiz ve topraktan yeniden dirilip geleceksiniz." Anadolu insanı ve ozanlar "Toprak benim sadık yârimdir." diye başlarlar, "Su gibi aziz olun, toprak gibi kadim olun." derler; toprağı, suyu bu kadar önemserler. Afrikalılar diyor ki: "Batılılar bizim topraklarımıza geldiklerinde ellerinde İncil vardı, bizim de elimizde topraklarımız vardı, bize 'Gözlerinizi kapatın.' dediler, biz gözlerimizi kapattık, dualar dinledik, gözümüzü açtığımızda elimizde İncil, dilimizde dualar, topraklarımız başkalarının elinde." Siz AK PARTİ'liler geldiğinizde, aynen, o Afrikalıların topraklarında olup bitenleri bu halka... Elinizde ayetler vardı, dilinizde dualar vardı ve sonrası geldiniz, bu toprakları teker teker peşkeş çektiniz; yabancı firmalara çektiniz, kendi yandaşlarınıza çektiniz, halkın ensesine yapıştınız ve halka acı dolu yıllar yaşattınız. Bakın, benim elimdeki bu harita Türkiye'nin nasıl delik deşik edildiği bir harita. Bu mavi renkler hepsi, bunların hepsi Tekirdağ'ın yüz ölçümü kadar. Sizin ne hakkınız var; halkın topraklarına, geleceğine, doğasına, suyuna bu kadar felaket neden? Eskiden bu emperyal güçler gelirdi, silahıyla, tankıyla kuşatırdı, şimdi büyük holdingler olmuşlar, gelmişler, köstebek gibi bu halkın topraklarını deşiyorlar, alıp götürüyorlar, halka hiçbir şey verilmiyor.

Şimdi, sevgili arkadaşlar, Türkiye'nin dört bir tarafında büyük bir kıyım var. Biz hepimiz -iktidar, AK PARTİ hariç- feryat ediyoruz. AK PARTİ'nin yol arkadaşı MHP milletvekili, Ordu Milletvekilini dinliyorum, bizim gibi düşünüyor, feryat ediyor. Peki, biz bir birlik oluşturamaz mıyız ya bu kadar bu topraklara, bu halka zulmedenlere? Ama ne yazık ki bu Ordu'da öyle, Ağrı'da öyle, Varto'da öyle, Karlıova'da öyle, Kulp'da öyle. Ya, Türkiye'nin dört bir tarafında bir işgal var ve siz bu halktan ne istiyorsunuz? Sadece maden ocakları değil; bir taraftan HES'ler var, bir taraftan güneş enerjisi var. Benim bulunduğum kent Ağrı'da yüzlerce merayı kapatmışlar. Kim? Vallahi Türkiye'nin büyük holdingleri. Kim? Buralarda oturup vekillik yapan, şu an vekil değil ama hepsi nüfuzunu kullanarak halkın oradaki bütün merasını, oradaki hazine arazilerinin hepsini kuşatmışlar ve büyük felaketlerle karşı karşıyayız.

Sevgili arkadaşlar, bir başka felaket Ağrı'nın Diyadin ilçesinde. Zaten Diyadin'de bir bütün olarak maden ocakları var orada, işte altın aranıyor; bir taraftan HES var, bir taraftan güneş enerjisi var. Murat'ın doğduğu yer Diyadin'dir. Murat oradan doğar, gelir Ağrı'dan geçer, oradan Muş'a geçer, oradan Bingöl'e geçer ve siyanür akıtır. Muş içme suyu oradan, o Murat'tan beslenir. İçme suyumuz, çayımız, yemeğimiz, zehirle dolu ve o su, o topraklar hem tarım toprağı hem de hayvancılık yapılıyor. O suyu hayvanlar da içiyor. Biz o etten hepimiz hastayız ve Ağrı hastalıkta, kanserde Türkiye'nin 1'inci sırasında. Yarın Muş da 2'nci sırada olacak çünkü içme suyunu oradan temin ediyor. Buna hakkınız var mı ya Allah aşkına? Gidin Diyadin'i görün; vallahi şehir bir köstebek yuvası gibi. O firmalar orada büyük tırlarla yükleri alıp götürürler, altyapı orada tamamen çökmüş. Şimdi buna seyirci mi kalacağız? Valla, halkı isyana davet ediyorum. İsyan edin ya, isyan edeceğiz size ya! (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Toprağımıza sahip çıkacağız, biz suyumuza sahip çıkacağız. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Siz gerçekten bundan anlıyorsunuz. Sevgili arkadaşlar, işgalcilik bu kadarla da yetmiyor, her tarafta işgal var. Bir taraftan elektrik, bir taraftan doğal gaz... Ya, gidin bakın, bir başka imparatorluk, buradan şuradan yasalar çıkarıyorsunuz. Kimin lehine? Varsılların lehine yasalar çıkarıyorsunuz. Doğal gazı eve taşıyacaksınız... Ben bölgedeyim, bu büyük felaketleri de görüyorum doğanın, şeyin yanında. Adam evine elektrik çekecek, yeni bir ev inşa etmiş, deniliyor ki: "Şu kadar müteahhidin hazine şeyine depozit yatırmalısın." 50 milyon, 100 milyon, daha büyük paralar... Yahu, kardeşim, bu ev benim, sonsuza dek bu ev benim; sen benim elektriğimi bağladığında, zaten sana bir ay sonra ödeme yapmadığımda gelip elektriğimi kesiyorsun kesme parası alıyorsun, bağladığında bağlama parası alıyorsun, faiziyle alıyorsun. Doğal gaz aynı şekilde... Peki, nedir? Ben sana... Bir iş sahibi 100 milyon lira götürecek, o müteahhitlerin hesabına yatıracak, sonsuza dek bu para onların parası olacak, buna hakkınız yok ki. Sürekli vatandaşın cebinden alıp yandaşlarınızın cebine aktaracaksınız, o büyük holdinglerin cebine aktaracaksınız. Valla, burada büyük felaketler var ve bu felaketler, emin olun, hepimizin yarın kapısına gelir. Gerçekten insanlar burnundan soluyor. Zaten geçinemiyorlar, bir de doğal gaz patronlarına, bir taraftan elektrik patronlarına, bir taraftan bu bizim toprakları işgal eden madencilere karşı halkın büyük bir öfkesi vardır ve bu Parlamento bu öfkeyi görebilmelidir. Belli konularda birbirimizle anlaşmayabiliriz ama doğamız ve suyumuzla ilgili, geleceğimizle ilgili vallahi hepimiz bu konuda bir konsensüs sağlamalıyız. Sizin de buna seyirci kalmaya hakkınız yok. Söylediğimiz, ülkemizle ilgili; söylediğimiz, geleceğimizle ilgili; söylediğimiz, bizim çocuklarımızla ilgili.

Şimdi, sevgili Nazım Hikmet ne der biliyor musunuz bunlara: "Onlar ümidin düşmanıdır sevgilim / akar suyun / meyve çağında ağacın / serpilip gelişen hayatın düşmanıdırlar. / Bursa'da havlucu Recep'e düşmandırlar. / Fakir köylü Hatçe kadına düşmandırlar. / Irgat Süleyman'a düşmandırlar. / Sana düşman, bana düşman. / Düşünen insana düşman. / Vatan ki bu insanların evidir. / Onlar vatana düşman." (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar) Şimdi, o günden sizi tarif eden bir Nazım Hikmet'i buradan saygıyla, sevgiyle anıyorum. Bu topraklar hepimizin, bu vatan hepimizin. Biz bir toplumsal uzlaşıdan, barıştan ve kardeşlikten bahsediyorsak işte barış buralardan başlar. Barış toprakla başlar, barış suyla başlar, barış kendi insanına, insanlığın hukukuna saygı duyarak başlar. Biz, gelin, bu Parlamentoda böylesi bir iklimi oluşturalım. MHP'de bu duyarlılık varsa, İYİ Partide varsa, YENİ YOL'da varsa, bizde, halkta var, CHP'de var ve sizleri de bu göreve davet ediyoruz. Gerçekten, bu konuda büyük yandaşların yanında değil halkımızın yanında saf tutmalıyız diyorum.

Hepinize iyi bir akşam diliyor, selam ve saygılar sunuyorum Başkanım. (DEM PARTİ ve CHP sıralarından alkışlar)