GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:98
Tarih:03.06.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA MEHMET SATUK BUĞRA KAVUNCU (İstanbul) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; kanun teklifi üzerine İYİ Parti Grubu adına söz almış bulunuyorum.

Yine bir klasikle karşı karşıyayız. Biz söylemekten bıktık ama siz yapmaktan bıkmadınız. Yasa yapma usulü bir ülkenin nasıl yönetildiğinin göstergesidir. Yasa yapma kalitesi o ülkenin medeniyetinin gücünün, insanına verdiği değerin göstergesidir. Yasama kalitesi demokratik hukuk devletinin temel ilkesidir.

Yine, önümüze bir torba kanun getirildi; veterinerliği, Devlet Su İşlerini, çeltik tarımını, hobi bahçelerini, avcılığı yani 14 farklı konu başlığını inceleyen bir torba kanun; torbaya atıp ağzını bağladınız ve diyorsunuz ki: Bu torbayı açmayın, hiç konuşmayalım, böyle geçirelim. 6 tane tali komisyona gitmesi gerekiyor, yine, hiçbir tali komisyonun gözünden, incelemesinden geçmeyen bir kanun teklifi. Ya, diyoruz ki: Bu getirdiğiniz kanun tekliflerinde faydalı maddeler de olabilir ama bunu paydaşlara açın, bunu şeffaf bir şekilde zamana yayarak insanların anlamasını sağlayın. Neden yapıldığı, getirildiği konusunda anlaşılmayan bir sürü unsur var. Mesela, çeltikle ilgili, çeltik tarlalarının durumuyla ilgili konu; yerleşim yerlerine uzaklığı ciddi biçimde azaltılıyor. Konuya dair sağlığı ilgilendiren bir etki analizi yapıldı mı, bunu da gerçekten merak ediyoruz. Ben uzmanlarıyla konuştum, bu maddenin ne maksatla, neden yapıldığını kimse bilmiyor. Uzmanlar bundan haberdar değiller, şaşırdılar fakat biz sordukça, araştırdıkça gerekçelerini de bir taraftan anladık. Hani diyorum ya bazen getirdiğiniz tekliflerde faydalı kısımlar da olabilir ama bunun maksadını, amacını, faydasını paydaşlara izah edemediğiniz zaman işte, getirdiğiniz kanun teklifi de bir şekilde murdar oluyor. Bakın, bu önemlidir insana, emeğe verilen saygının bir göstergesidir. Onun için başka ülkelerde iki yüz seksen gün, üç yüz gün süren kanun teklifi görüşmeleri bizim ülkemizde en fazla, maksimum on gün sürüyor; on günde kim, neyi, ne kadar konuşabilir arkadaşlar?

Burada, tabii, bilinmeyen birçok konu var. İşte, sivrisineklerin yaratacağı sıkıntılar, bundan kaynaklanacak birtakım hastalıklar. İşte, teklifte modern sulama tekniklerinden bahsediliyor. Mesela çeltik tarlalarının ne kadarında modern sulama tekniği uygulanıyor yani yüzde kaç bu oran, kaç kişiyi ilgilendiriyor; bununla ilgili sağlıklı bir veri yok.

"Tarım" demişken, yeri gelmişken, Toprak Mahsulleri Ofisinin hububat alım fiyatları konusuna girmezsek olmaz. Zira burada da iş bilmeyen bir iktidarla karşı karşıyayız. Şimdi, öyle bir fiyat açıklandı ki de kurnazlık yapıp dekar başına fiyat verdiler ve diyorlar ki dekar başına verdikleri fiyatta... Ortalama da dekar başına 260 kilogram kabul etmişler, dolayısıyla ton başına 3.014 liralık bir destek verdiklerini söylüyorlar.

Şimdi, dekar başına 350 kilogram alırsanız bu rekolteyi ton başına 2.800; 600 kilo alırsanız 1.600; şayet 1.000 kilogram dekardan verim alıyorsanız o zaman verilecek destek 980 liraya düşüyor.

Bakın, biz İYİ Parti olarak bu çağrıyı yaptık, bir kez daha buradan yineliyorum: Makarnalık buğdaya 21 lira ve 3,5 lira da teşvik primiyle, gelin, bunu 24,5 yapın. Maliyetlerin, girdilerin ne kadar arttığının belli ki farkında değilsiniz. Ekmeklik buğdaya 20 lira, 3,5 lira da teşvik primi, 23,5 lira bir ödeme yapın. Gelin, buğday ucuza satılmasın ama ekmek de pahalı olmasın.

Bir başka madde Devlet Su İşleri... Devlet Su İşlerinin belediyeye devrettiği baraj, kanal, tüm işletme ve bakım giderleri belediyeye bırakılıyor. Vatandaşa, tabii, hizmet değil önceliğiniz; rekabet ve hırsın bunun çok önüne geçtiğini görüyoruz. Bir yandan belediyenin yetkilerini istediğiniz gibi kırpıyorsunuz, mesela iştirak kurma yetkisini Cumhurbaşkanına veriyorsunuz, sırf topu başkasına atmak için başı boş sokak köpekleri meselesini de gene belediyelere bağladınız ama işinize geldiğinde de farklı davranıyorsunuz; mesela, gittiniz, Yerebatan Sarnıcı'nın işletmesini İstanbul Büyükşehir Belediyesinden aldınız, neden aldınız arkadaşlar? Ya bir ölçüsü olmalı yani bir işi belediyeye bağlıyorsunuz, birini elinden alıyorsunuz; ölçünüz ne? Ölçünüz siyasi rekabetteki hırsınız, ölçünüz bundan başka bir şey değil. Harika bir restorasyon yapılmış; ben de gittim, gördüm; turistler akın akın gidiyor, geziyorlar, herkes memnun ancak geldiniz, âdeta çöker gibi resmen çöktünüz ve buranın işletmesini de Vakıflar Genel Müdürlüğüne devrettiniz. Bakın, hırs, rekabet hırsı o kadar gözünüzü karartmış ki dünyanın hiçbir yerinde olmayan bir hadise İstanbul'da var. İstanbul'da metroların isimleri bile farklı; Belediyenin yaptığı metroların sembolü "M", Ulaştırma Bakanlığının yaptığı metroların sembolü "U"; ya, dünyanın hiçbir yerinde böyle bir absürtlük göremezsiniz arkadaşlar. Pekin'e gidin, Moskova'ya gidin, Tokyo'ya gidin; dünyanın hangi kentinde siz metro isimlerinin farklı sembollerle anlamlandırdığını, isimlendirildiğini görürsünüz? Bunun bana bir mantığını söyleyin. Gene tek ölçü var: Siyasi hırslarınız. Sonra da gelip "Millete hizmet siyaset üstüdür." diye nutuklar atıyorsunuz; Allah aşkına, ya göründüğünüz gibi olun ya da olduğunuz gibi görünün çünkü yaptıklarınız ile söyledikleriniz birbirine uymuyor. Şimdi "devlet aklı" falan deniyor, devlet aklı değil, aslında bu yapılanlar iktidarın iş bilmezliği ve rastgele yaptığı işler, tamamen partizanlık ve amatörlük. Eğer devlet aklı varsa ve bu devlet aklıysa Allah devletimize zeval vermesin. Bir gece üniversite kapatıp ertesi gece o üniversiteyi açan devlet aklının olduğu bir ülke ancak duvarlarla ayakta kalır. Getirilen kanunlara baktığınızda da bunu görüyorsunuz. Kanun, kanun teklifleri yeterince tartışılmıyor, paydaşlarla -az önce de söyledim- yeterince görüşülmüyor.

Tabii, bu arada bir çerçeve yasa hazırlığında olunduğu söyleniyor. Ha, burada görüşme olabildiğince uzun yapılıyor. Terör örgütü üyeleri için Meclise getirileceği söylenen çerçeve yasa için İmralı'dan görüş alınacağı söylendi. Veterinerlere verilecek cezayı veterinerlerle, çeltikle ilgili kanunu çiftçiyle, uzmanlarla, doktorlarla ilgili konuyu doktorla görüşmeyen iktidar bu yasa tasarısını terör örgütü ele başıyla görüşecek ortamı gayet doğal karşılıyor, âdeta İmralı'dan icazet alınacak bir tavırdır bu. İnanın, biz sizin adınıza utandık.

Şimdi, bu meselelerin bir başka örneği de hobi bahçeleri. Toprakla uğraşmak, ekmek, biçmek, özellikle bu dönemde çok kıymetli, tarım arazilerini korumak da çok mühim, bütün bunları anlıyoruz ama burada sorulması gereken bir soru var: Vatandaş hobi bahçesi yapacağım diye villa yapıyorsa, kontrolsüz bir şekilde elektrik ve su bağlanıyorsa elbette buna bir düzenleme şart ama burada şu soruyu da sormak gerekiyor: Arkadaş, siz bu zamana kadar neredeydiniz? Hani ne oldu, müesses nizam mı müsaade etmedi bu hobi bahçeleri düzenlemesine? Devlet aklı nereye gitti bu tarım arazilerinin üzerine bu villalar yapılırken? On binlerce insan bu işi yaptı, girin sarı sitelere, bir sürü satılık hobi bahçesi olduğunu görürsünüz. Şimdi mi aklına geldi devlet aklının bu konuya eğilmek?

Bakın, son rezalet de vize randevu skandalı, normal ülkelerde rezalet olarak adlandırılabilecek bir süreç fakat milleti olağanüstülüğe ve rezaletlere o kadar alıştırdınız ki artık hiç kimse bu olan bitene şaşırmıyor. Siz de bu konuyla ilgili çıkan haberlere pişkince erişim engeli getirerek yasaklıyorsunuz. Her yeri yolsuzluklar ve adam kayırmalar almış durumda. Ucu kendilerine dokunacak her işe yayın yasağı geliyor ama muhalefete dokunacak her habere de inanılmaz bir teşvik var arkadaşlar.

Şimdi, ben size on dakika boyunca anlattım devlet aklının ne olduğunu, nasıl işlediğini; kararı siz verin. Burada yapılanlar devlet aklı mı yoksa tek bir adamın yanlışı ve onun üzerinden kendi menfaatlerini oluşturmaya çalışanların mı aklı? Karar yüce milletindir diyorum.

Saygılar sunuyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)