| Konu: | Geçmiş Kurban Bayramı’na, Toprak Mahsulleri Ofisinin açıkladığı hububat alım fiyatlarına, tarıma, hayvancılığa, Et ve Süt Kurumunun politikalarına, Bilgi Üniversitesine ve Hafize Çetin’e ilişkin açıklaması |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 97 |
| Tarih: | 02.06.2026 |
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Sayın Başkan, saygıdeğer milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Geçmiş bayramımızı tebrik ediyorum; Genel Kurulun, kıymetli milletvekillerimizin, aziz Türk milletinin geçmiş bayramı mübarek olsun. Allah nice güzel bayramlara hep beraber el ele, gönül gönüle ulaştırsın, memleketimize dirlik, düzenlik, huzur versin, kardeşlik duygularını güçlendirsin.
Toprak Mahsulleri Ofisi hububat alım fiyatlarını açıkladı. Geçen yıl 13.500 lira olan buğday alım fiyatı bu sene 16.500 lira oldu. Artışa baktığımız zaman yüzde 22,22'lik yani enflasyonun çok altında bir artış söz konusu. Şimdi, geçen yılın fiyatları ile bu seneyi kıyasladığımızda işçilik, gübre, mazot, ilaç, tarla kirası, tohum en az girdi maliyetinde yüzde 50'lik bir artış var fakat maalesef bu, buğday fiyatına verilmedi. İYİ Parti olarak dedik ki birinci sınıf makarnalık buğday 24,5; birinci sınıf ekmeklik buğday da 23,5 lira olmalı ama bunun çok altında kaldı. Şimdi, bunu söylediğimiz zaman iktidar cephesi diyebilir ki "Biz destek veriyoruz, teşvik veriyoruz." Onların da hesabını çıkardık. Buğday, arpa temel destek 403 lira, planlı destek 403 lira, sertifikalı tohum desteği de 155 lira yani dekar başına 961 lira ediyor. Bütün bunları hesap ettiğimizde 550 kilogram 1 dekara buğday olduğunu hesap ettiğimizde -ki Güney Marmara'da böyledir ortalama- ton başına 1.750 liralık bir destek var, bir teşvik var; bunu da kattığımız zaman 18.250 lira ediyor buğdayın tonu fakat bunun müstahsil kesintisi var, nakliyesi var, hamaliyesi var; bunları da düştüğümüz zaman maalesef çiftçimizin, üreticimizin eline 17.400 lira kalıyor ve bu da şu andaki maliyetlerin çok altında.
Değerli arkadaşlar, şu anda tarım çöküyor, köyler boşaldı, ortalama çiftçi yaşı 58 ve tarımda çalışan işçi sayısı giderek azalıyor, aktif olarak çiftçilik yapanların sayısı da giderek azalıyor ve maalesef Türkiye'de tarım planlı bir şekilde çökertiliyor ve maalesef çiftçimizin de şu anda üretimi giderek azalıyor. Tarlalar satışta, traktörler satışta ve çiftçi derin bir borç batağı içerisinde.
Geçtiğimiz günlerde Rize'deydim, oradaki çay üreticilerinin dertlerini dinledim, onlarla konuştum. Onlar da aynı şeyi söylüyorlar "35 lira verdi ama şu anda bize 32-33 lira pratik olarak ödeme yapılıyor." diyorlar ve maliyet hemen hemen bu rakamda veya bunun birazcık üzerinde. Bu itibarla, her alanda bir çöküş var. Burada net bir şekilde hem buğdayda hem genel tarımda, hububatta hem de çay da olan bu vahameti Meclis gündemine taşımayı uygun gördüm.
Değerli arkadaşlar, tabii, bir taraftan tarım çökertilirken hayvancılık da planlı bir şekilde çökertiliyor. Oturdum, baktım, Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğunda kıymanın fiyatı neymiş diye. Kıyma 40 liraymış, bugün kıyma 1.000 liraya dayandı yani 20-25 kat arası kadar bir fiyat artışı söz konusu. Dolar üzerinden baktığımız zaman, kıyma, Sayın Erdoğan Cumhurbaşkanı olduğunda yaklaşık 4 dolar civarındaydı, 4-4,5 dolar civarındaydı, bugün 18-19 dolarlara çıkmış görünüyor. Bu ne demek biliyor musunuz? Dolar üzerinden de kıyma fiyatında, et fiyatında inanılmaz bir artış var. Peki, bunun sebebi ne? Ben size bunun sebebini izah edeyim: Geçtiğimiz günlerde Et ve Süt Kurumu bir fiyat açıkladı. Neydi açıkladığı fiyat? Canlı hayvan alım fiyatı. Değerli arkadaşlar, Et ve Süt Kurumunun temel sorumluluğu tüketicinin ucuz et yemesini temin etmek, üreticinin de girdi maliyetlerini azaltarak piyasadaki fiyat dengesini düzenlemek, Et ve Süt Kurumunun vazifesi budur. Fakat bizim Et ve Süt Kurumunun Başkanının tabii şirketleri var yurt dışında; Macaristan'da et şirketi var, Çekya'da et şirketi var, AK PARTİ'nin Gençlik Kolları üyelerinin Polonya'da et ihraç eden şirketleri var. Dolayısıyla, meseleye rant gözüyle baktığınız için Türkiye'deki et fiyatları konusunda zerre kadar bir hassasiyetiniz yok ve et fiyatları yükseliyor.
Şimdi çok önemli bir rakam paylaşacağım sizinle: 2025 yılında Et ve Süt Kurumu besilik dana satış fiyatını 228 lira olarak belirledi. 2026 yılında belirlediği fiyat 420 lira kilogram başına, yüzde 84,2'lik bir artış var. Allah aşkına, "Enflasyon yüzde 30." demiyor musunuz siz? Nedir bu dananın bir kilo fiyatına verdiğiniz artış? Yüzde 84,2. Şimdi bunun arkasında ne var, biraz sonra anlatacağım size. Peki, şunu diyebilirsiniz: "Canım, TL değer kaybetti, dolar değer kazandı. O sebeple biz de artık Türkiye'de yerli hayvan üretmiyoruz, yurt dışından ithal ediyoruz; onlar da dolara bağlı, o bakımdan fiyatlar yükselmiş."
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ona da baktım; geçen sene 5,70 dolar, bu sene olmuş 9,15 dolar. Peki, bunun karşılığı ne? Bunun karşılığı, şu anda Et ve Süt Kurumu -kilo başına tam 4,15 dolarlık bir fark var, bunu da hesaba kattığımızda- tam 30 milyar lirayı cebine indiriyor. Oturdum, Brezilya'dan canlı hayvan alım fiyatlarının faturalarını buldum, çıkardım, oradaki üreticilerle görüştüm. Brezilya'da liman teslimi, canlı hayvanın kilo fiyatı 3-3,5 dolar civarında. Türkiye'ye geliş fiyatı da yaklaşık 1 dolar ekleseniz 4,5 dolar eder, hadi 5 dolar olsun. 9,15 dolar neyin nesidir Allah aşkına? Et ve Süt Kurumu bu milletin ucuz et yememesi için bu kadar fahiş fiyatlarla zam yapar mı, böyle bir uygulama olur mu? Olur. Niye olur? Çünkü Et ve Süt Kurumunun başındaki zatın yurt dışında et ihraç eden, et ithal eden, canlı hayvan ihraç eden, ithal eden firmaları var.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bu itibarla, buradan Et ve Süt Kurumunu uyarıyorum: Bu politikanızdan vazgeçin. Bu millet bırakın bir parça ucuz et yesin. Aksi hâlde bunun faturası hem aziz millete çok ağır olacaktır hem de size çok ağır olacaktır.
Son olarak üniversitelerden bahsedeceğim. AKP iktidara gelmeden önce ortaya koymuş olduğu vaatlerinden bir tanesiydi: "Üniversiteleri idari ve akademik özerkliğe kavuşturacağız. Öğretim elemanları, öğrenciler üzerinde baskı, dayatma ve antidemokratik uygulamalardan vazgeçeceğiz." Yanı sıra, 2002 seçim beyannamesinde şu sözü vermişti AK PARTİ: "Üniversiteler her çeşit düşüncenin demokratik bir ortamda, hoşgörü içinde öğretilip tartışıldığı, yasakların ve sınırlamaların olmadığı özgür bir forma dönüştürülecektir." Baktığınız zaman inanılmaz güzel, mükemmel vaatler. Peki, ne oldu? Maalesef artık üniversitelerde özgürlüklerden bahsetmek mümkün değil. Bilgi Üniversitesini geçtiğimiz günlerde bir gece yarısı kararnamesiyle Sayın Erdoğan "Fermanımdır, kapatıyorum." dedi, üniversiteyi kapattı.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, son dakikaya veriyorum Sayın Çömez.
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Teşekkür ederim.
"Fermanımdır, kapatıyorum." dedi ve kapattı. Bu arada öğrenciler meydanlarda, sokaklarda nümayiş yapıyor, gösteri yapıyor. Tabii, onlar gösteri yaparken polisler biber gazlarıyla, TOMA'larla öğrencilerin üstlerine yürüyorlar. Bir taraftan çok sayıda öğrenci gözaltına alınıyor, yaralanıyor, hastanelere kaldırılıyor. Nihayet üç gün sonra Sayın Erdoğan dedi ki: "Fermanımdır, vazgeçtim. Üniversiteyi tekrar açıyorum." Üniversite açıldı. Peki, bu arada ne yaptınız? Bu arada, Hafize Çetin, bu kardeşimiz sizin 2002'de yola çıkarken verdiğiniz söze de güvenerek meydanlara çıktı, üniversitede hakkını aradı, demokratik hakkını aradı; dedi ki: "Ben üniversitemi geri istiyorum, özgür ve bağımsız üniversitemi geri istiyorum. Emek harcadım, gözyaşı döktüm, gayret ettim, buraya girdim, geri istiyorum." Ne yaptınız biliyor musunuz? Gecenin saat ikisinde bu kardeşimizin evine polisi gönderdiniz, derdest ettiniz, alıp götürdünüz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
TURHAN ÇÖMEZ (Balıkesir) - Ve bu da sizin, AKP'nin nihai olarak geldiği noktanın özetidir. Yazıklar olsun diyorum, saygılar sunuyorum.