| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler.
Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Türkiye'de gençlik meselesi, gençlik sorunları artık tek tek sorun başlıklarıyla açıklanacak bir alan olmaktan çıkmıştır. Gençlerin yaşadığı sorunlar, derinleşen ekonomik kriz, demokratik gerileme ve toplumsal eşitsizliklerle birlikte çok boyutlu bir yapısal krize dönüşmüştür. Türkiye'de milyonlarca genç, geleceğe umutla bakmak yerine işsizlik, güvencesizlik, borçluluk, barınma sorununu, ifade özgürlüğünün daraltılması ve toplumsal dışlanmayla karşı karşıya bırakılmaktadır. Genç işsizliği bu krizin en görünür boyutlarından biridir. TÜİK'in son verilerine göre, 15-24 yaş grubundaki genç işsizlik oranı yüzde 15'in üzerindedir. Genç kadınlarda bu oran yüzde 20'nin üstüne çıkmaktadır ancak asıl sorun yalnızca işsiz kalan gençlerin sayısı değildir. İş bulan gençlerin çok büyük bir bölümü düşük ücretlerle, güvencesiz ve geleceksiz koşullarda çalışmaktadır. Kısa süreli sözleşmeler, esnek çalışma, sigortasız istihdam ve uzun çalışma saatleri gençliğin temel gerçeği hâline gelmiştir. Üniversite diploması artık bir gelecek güvencesi olmaktan çıkmıştır. Yıllarca emek verilerek alınan diplomalar çoğu zaman işsizliğin başlangıç belgesine dönüşmektedir. Kendi alanında iş bulamayan gençler, farklı sektörlerde düşük ücretlerle çalışmak zorunda kalmaktadır. Bu nedenle çok sayıda genç "Okusam da bir şey değişmiyor." düşüncesine sürüklenmektedir. Bu durum bireysel bir umutsuzluk değil, eğitim ile istihdam arasındaki bağın kopmasının sonucudur. Türkiye'de milyonlarca genç ne eğitimde ne de istihdamdadır. 15-34 yaş grubunda yaklaşık 6 milyon 762 bin genç yani yüzde 27,7'lik bir kesim eğitim sisteminin ve üretim süreçlerinin dışında kalmıştır. Bu, her dört gencin birinden fazlasının toplumsal yaşamın dışına itildiği anlamına gelmektedir. Gençlerin yaşadığı en ağır sorunlardan biri de barınma krizidir. Kamu yurtlarının yetersizliği, özel yurt ücretlerinin ve kira bedellerinin astronomik seviyelere çıkması nedeniyle binlerce öğrenci eğitimini sürdürmekte zorlanmaktadır. Barınma hakkı fiilen piyasanın insafına bırakılmaktadır. Ailesinin maddi desteği olmayan gençler ya eğitimini yarıda bırakmakta ya da ağır borç yükü altında yaşamaktadır. Borçluluk gençliğin bir başka temel problemidir. Kredi ve Yurtlar Kurumu borçları, kredi kartı borçları ve eğitim masrafları daha iş yaşamına başlamadan gençleri ekonomik baskı altına sokmaktadır. Mezun olan birçok genç işsiz olduğu hâlde borçlarını ödemek zorunda bırakılmaktadır. Gençler yalnızca ekonomik sorunlarla değil, ciddi ruhsal ve sosyal sorunlarla da karşı karşıyadır. Gelecek kaygısı, belirsizlik ve toplumsal baskılar nedeniyle gençler arasında umutsuzluk ve yalnızlık duygusu giderek artmaktadır. Psikolojik destek hizmetlerini yetersizliği ise bu sorunları daha da ağırlaştırmaktadır. Genç kadınlar açısından bu tablo daha da ağırdır. İşsizlik oranlarının yüksekliği, toplumsal cinsiyet eşitsizliği, bakım yükü ve ayrımcılık genç kadınların eğitime ve istihdama katılımını sınırlandırmaktadır. Genç kadınların ne eğitimde ne de istihdamda olma oranı erkeklerden çok daha yüksektir. Bir diğer önemli sorun ise farklı kimliklere mensup gençlerin ekonomik sorunlarına ek olarak kültürel ve siyasal baskılarla karşı karşıya kalmasıdır. Ana dilinde eğitim hakkının tanınmaması, kültürel ifade alanının sınırlandırılması ve ayrımcı uygulamalar gençlerin aidiyet duygusunu zedelemektedir. Üniversiteler, özgür düşüncenin ve bilimsel eğitimin merkezi olması gerekirken giderek baskı altına alınmaktadır. Öğrencilerin demokratik talepleri soruşturmalarla, disiplin cezalarıyla ve gözaltılarla karşılık bulmaktadır. Gençlerin düşüncelerini özgürce ifade etmesi çoğu zaman cezalandırılmaktadır. Demokratik katılım kanallarının daraltılması gençlerin kamusal yaşama olan güvenini sarsmaktadır.
Bir diğer önemli sorun liyakat ilkesinin aşınmasıdır. İşe alımlarda torpilin, kayırmacılığın ve siyasal sadakatin belirleyici hâle gelmesi gençlerin emek vererek bir yere gelebileceğine dair inancını da yok etmektedir. Bu durum, sadece bireysel hayalleri değil toplumsal adalet duygusunu da tahrip etmektedir.
Bir diğer önemli sorun ise gençlerin giderek artan biçimde ülkeyi terk etme düşüncesine yönelmeleridir. Eğitimli gençler liyakatin zayıfladığı, emeğin değersizleştirildiği ve gelecek güvencesinin ortadan kalktığı bir ortamda yaşamlarını başka ülkelerde kurmayı çözüm olarak görmektedir. Bu durum, gençlerin bu ülkede adaletli, özgür bir gelecek kurabileceğine dair inancının zayıfladığının açık göstergesidir.
Değerli milletvekilleri, gençler sadaka değil hak talep etmektedir. Güvenceli iş, parasız ve nitelikli eğitim, ulaşılabilir barınma, ifade özgürlüğü, ana dilinde eğitim, liyakate dayalı istihdam ve demokratik bir ülke talep etmektedir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun devam edin.
YILMAZ HUN (Devamla) - Teşekkürler Sayın Başkan.
Bu Meclisin görevi gençlerin umutlarını tüketen politikaları sürdürmek değildir. Meclisin görevi gençlerin özgürce düşünebileceği, eşit yurttaşlık temelinde yaşayabildiği ve geleceğe güvenle bakabildiği bir toplumsal düzeni kurmaktır.
Türkiye'nin en büyük gücü olan gençleri umutsuzluğa mahkûm etmeye kimsenin hakkı yoktur. Gençlerin yaşadığı bu yapısal sorunlara derhâl kalıcı ve adil çözümler üretilmelidir diyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)