| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
HASAN TOKTAŞ (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; 270 sıra sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi, iktidarın son yıllarda bir gelenek hâline getirdiği, yasama ciddiyetinden uzak ve toplumun geniş kesimlerinin dertlerine derman olmaktan ziyade, belirli sermaye gruplarının taleplerine odaklanan torba kanun mantığının tipik bir örneğidir. Teklifin geneline baktığımızda, vergi sistemindeki adaletsizliğin derinleştirildiği, mülkiyet ve eşitlik ilkelerinin zedelendiği ve Türkiye'nin ekonomik kaynaklarının verimsiz alanlara kanalize edildiği bir tabloyla karşı karşıyayız. Plan ve Bütçe Komisyonunda yürütülen tartışmalar bu metnin teknik bir ihtiyaçtan ziyade siyasi bir tercih ve ekonomik bir sıkışmışlığın dışa vurumu olduğunu açıkça ortaya koymuştur. İktidarın ekonomi politikalarındaki başarısızlığı Türkiye'yi rasyonel bir vergi sisteminden uzaklaştırarak sürekli istisnaların ve muafiyetlerin havada uçuştuğu bir yapıya sürüklemiştir. Bir taraftan bütçe açıklarını kapatmak adına dolaylı vergiler artırılırken diğer taraftan bu teklifle yurt dışından gelenlere ve belirli lokasyonlarda faaliyet gösterenlere devasa vergi avantajları sağlanmaktadır. Bu durum, Türkiye'nin vergi sistemini dürüst olanın cezalandırıldığı, imtiyazlı olanın ise korunduğu bir mekanizmaya dönüştürülmektedir. Komisyon görüşmelerinde de vurguladığımız üzere, bir ülkenin vergi sistemi aslında o ülkenin adalet terazidir ancak bu teklifle o terazinin kefeleri sermaye lehine, çalışan ve üreten aleyhine ağır bir şekilde bozulmaktadır. Teklifin en dikkat çekici ve sorunlu alanlarından biri Türkiye'yi bir vergi cenneti veya kaynağı belirsiz varlıkların aklanma merkezi hâline getiriyor olmasıdır. Özellikle yurt dışı kazançlara yönelik yirmi yıl sürecek olan gelir vergisi istisnası ve periyodik hâle getirilen varlık barışları Türkiye'nin uluslararası finans sistemindeki itibarını zedelemektedir. Bu tür düzenlemelerin hiçbir üretim ve yatırım şartı aranmaksızın sadece ülkede bulunma kriterine bağlanması iktidarın "Parayı getir de nasıl getirirsen getir." şeklindeki günübirlik anlayışının bir sonucudur.
Muhterem milletvekilleri, yirmi beş yılın sonunda aslında geldiğimiz nokta şu: Bu bilmem kaçıncı varlık barışıdır. Varlık barışı yoluyla ülkenin düzeleceğini düşünüyorsanız hukuku bir kenara iterek, burada yanılıyor olduğunuzu aslında görmüş olmanız lazım. Mesela, Epstein yaşıyor olsaydı o sapık adam, sapık yollarla elde etmiş olduğu gelirleri Türkiye'ye getirmiş olsa sizin çıkardığınız kanun buna uygundur, Epstein'in parasına kaldınız. Ya da dünyanın en büyük narkoterör örgütlerinden biri olan PKK'nın, narkoterör yoluyla elde etmiş olduğu gelirleri bu çıkardığınız yasaya göre Türkiye'ye getirip getiremeyeceğini bu millete açıklıkla ifade etmek lazım. Bu böyleyse PKK'nın narkoterör parasına maalesef muhtaç etmiş durumdasınız.
Muhterem milletvekilleri, burada ihracatçının, üreticinin, yerli üreticinin desteklenmesi... Evet, belli konularda desteklenme vardır fakat ihracatçı çok büyük sorunlar yaşamaktadır, bunu mutlaka görmek lazım. Baskılanmış döviz kuru konusu, Bursa'dan örnek vereyim size: Otomotivde ihracatımız yüzde 3 gerilemiştir ve bu ihracat rakamlarıyla geçen yıl ihraç edilen 1 dolarlık üründeki kâr marjı bu yıl yarının da altına düşmüştür. Dolayısıyla, ihracatçının çeşitli ülkelerde olduğu gibi, Çin'den örnek vermek istiyorum: Çin'de yurt dışından getirilen 1 doları normalde 6,5 yuana vatandaş bozdururken ihracatçının getirdiği 1 doları 7,5 dolara devlet almaktadır yani yaklaşık yüzde 15. Yani kafa kafaya üretim yaparak yurt dışına göndermiş olsa Çinli bir ihracatçı yüzde 15 sadece kur farkından dolayı, devletin vermiş olduğu destekten dolayı para kazanmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
HASAN TOKTAŞ (Devamla) - Bitiriyorum Sayın Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
HASAN TOKTAŞ (Devamla) - Bizim ihracatçımızı, başta Bursa'da can çekişen tekstil sektörünü, can çekişen makine sektörünü, can çekişen otomotiv sektörünü mutlaka ve mutlaka dikkate almak zorundayız.
Bu yapılandırmayla ilgili de birkaç kelam etmek istiyorum. Otuz altı ayı yetmiş ikiye çıkarıyorsunuz ama burada da istediğinize yani kaç ay uygulayacağınızı idarenin yetkisine bırakıyorsunuz. Bu, yanlıştır; bu, ilgilinin talebiyle gerçekleştirilmesi gereken bir durumdur.
Uygulanan faiz oranları da oldukça yüksektir, az önce Selçuk Özdağ Milletvekilimiz, Grup Başkan Vekili ifade ettiler; bu uygulanan faiz ancak ve ancak tefecinin vatandaşa uygulayabileceği bir faizdir diyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)