| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
YAVUZ AYDIN (Trabzon) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; görüşmekte olduğumuz kanun teklifi üzerinde söz almış bulunuyorum ancak bir gerçeği de açıkça ifade etmek zorundayım.
Artık hepimiz biliyoruz, bu teklifler saray mutfağında hazırlanmakta, sonra Meclise getirilmektedir. Biz de itirazlarımızı kayda geçirmeye, milletin kürsüsünden milletin sesini yükseltmeye devam etmekteyiz. Bu sebeple, teklif üzerindeki konuşmamı seçim bölgem Trabzon'a ayırıyorum çünkü Trabzon'un meseleleri ertelenmekte, ötelenmekte ve görmezden gelinmektedir.
Bugün, bu vesileyle, sözlerime önce bir hatırayı, bir kültürü ve yüreğimizde hâlâ sızlayan bir acıyı anarak başlamak istiyorum. Benim de akrabalarımın, dostlarımın, hemşehrilerimin yaşadığı o topraklarda, Beşikdüzü'nde, Büyükliman'da Mayıs Yedisi yalnızca bir gelenek değildir. O, çocukluğun hatırasıdır; yayla yolunun heyecanıdır; deniz ile dağın buluştuğu bir ortak hafızadır fakat 20 Mayıs 2000 yılında yaşanan deniz faciası bu güzel geleneğin hafızamıza kazınmış bir hüzün tarafı olmuştur. O gün kaybettiğimiz 38 canımızı rahmetle, hasretle ve derin bir hürmetle anıyorum. Cenab-ı Allah'tan 38 canımıza rahmet, ailelerine ve Beşikdüzülü hemşehrilerime bir kez daha sabır diliyorum.
Değerli milletvekilleri, Trabzon'un birçok ilçesinde elektrik kesintileri artık teknik bir aksaklık olmaktan çıkmıştır, doğrudan doğruya hayat kalitesini bozan bir yapı sorununa dönüşmüştür. Araklı'da kırsal mahallelerde yıllardır düşük voltaj, eskiyen hatlar, yetersiz trafolar, sık ve uzun süreli kesintiler, geciken müdahaleler konuşulmaktadır. Yazın nüfus arttığında şebeke yükü artmakta, kötü hava koşullarında arızalar uzamakta, hemşehrilerimiz temel hizmete erişemez hâle gelmektedir. Temel hizmetlere erişim lütuf değildir bir haktır. Araklılı hemşehrilerim sadaka değil eşit vatandaş muamelesi beklemektedir. Aynı sorun Büyükliman'da da vardır, Şalpazarı'nda da vardır. Orada da hemşehrilerimiz kışın elektrik, yazın su derdiyle baş başa bırakılmaktadır. Sözde yönetim vardır, sözde hizmet vardır fakat 30 mahallenin 30'unda da yol çamur, altyapı yetersiz, hayat zordur. Akçaabat'ta da benzer şikâyetler yükselmektedir. Yani, mesele tek bir ilçe meselesi değildir, Trabzon'un farklı ilçelerinde ortaklaşan bir sorun yumağı vardır. Bu tabloya bakınca, insan sormadan edemiyor: Siz bu memleketi seçim zamanlarında astığınız afişlerle ve söylediğiniz yalanlarla mı kandırmaya çalışıyorsunuz? Trabzonlu hemşehrilerim elbette günü geldiğinde bu yalanların hesabını da soracaktır.
Gelelim Arsin'e. Şimdi, burada fotoğrafı gösterecektim fakat yerimde kaldı, bazen sözün yetmediği yerde o dere yatağına yapılan fotoğraflar konuşur. Arsin Belediyesinin yaptığı Fen İşleri Binası'nın bulunduğu yer dere yatağı, sel riski olan bir alanda yapılmaktadır. Yani olası bir afette ilk lazım olacak iş makinelerinin tutulacağı alanın kendisi afete en açık yere yapılmaktadır. Bu nasıl planlamadır, bu nasıl akıldır? Cumhurbaşkanı bundan üç yıl önce "Fay hatlarına, dere yataklarına, heyelan bölgelerinde bina yapma dönemi bitmiştir." dediği bir ülkede, kendi partisinden bir Belediye Başkanı dere yatağına bina yapmaktadır, sonra da buna "Hizmet." demektedir. Sel geldiğinde orayı su vurursa ne olacaktır? O iş makineleri kullanılmaz hâle gelirse ne olacaktır? Afet anında ilk çalışması gereken fen işleri afetin ilk vurduğu yere kurulursa bunun adı "tedbir" değil ancak "ihmal" olur. Şimdiden tarihe not düşüyor ve buradan uyarıyorum: Bu yanlıştan dönülmezse Allah göstermesin, faturası acı bedeli ağır olacaktır ve faturayı da hemşehrilerimiz canıyla ve malıyla ödeyecektir.
Değerli hemşehrilerim, Trabzon'un sorunları bunlarla da bitmiyor. AK PARTİ Trabzon Milletvekili Sayın Adil Karaismailoğlu geçtiğimiz günlerde turizm sezonu için "Geçen seneden daha hazırız." demiş.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
YAVUZ AYDIN (Devamla) - Bitiriyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun.
YAVUZ AYDIN (Devamla) - Ben Trabzon'daki turizmcilerle konuşuyorum, onlar böyle söylemiyor. Sayın Karaismailoğlu'na soruyorum: Sektörün hangi bileşenleriyle konuştunuz? Şayet konuşsaydınız rezervasyonlardaki düşüşten, turizmcilerimizin kayıpları azaltmak için başka ülkelere, Türkistan coğrafyasına yönelmek zorunda kaldıklarından haberdar olurdunuz. Sayın Karaismailoğlu bu bilgileri belli ki turizmcilerden değil de "Trabzon'un hiçbir sorunu yok." diyen mevkidaşından öğrenmiş olabilir. Trabzon'un hiçbir sorunu yokmuş gibi konuşmak Trabzon'umuza yapılacak en büyük kötülüktür diyor, Genel Kurulu ve Trabzonlu hemşehrilerimi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)