| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
ZÜLKÜF UÇAR (Van) - Sayın Başkan, teşekkür ederim.
Ben yine değerli haklarımızı ve zindanlardaki yoldaşlarımızı saygıyla selamlıyorum.
Değerli milletvekilleri, Türkiye'de vergi gelirlerinin çok büyük bir kısmı doğrudan dar gelirli yurttaşlardan ve emekçilerden yapılan kesintiler ile tüketim ürünlerinden elde edilmektedir. Yurttaştan sınırsız sayıda kalemden vergi alınırken sermaye sahipleri ise büyük vergi afları, varlık barışları ve teşviklerle destekleniyor. Yoksul yurttaşa vergi yükü, sermaye sahiplerine varlık barışı; dürüst bir siyasi zeminde sizin seçim sloganınız bu olmalıydı diye düşünüyorum. Hemen hemen her kanun teklifinizde ve düzenleyici işlemlerinizde hâkim olan şey tam da işte bu adaletsizliktir.
Mevcut kanun teklifinin 9'uncu maddesi de bunların bir örneği olarak önümüzde duruyor. Yine sermaye ile yoksul yurttaşlar arasındaki uçurumu büyütmek için sermaye sahiplerine omuz vermeyi seçmişsiniz. Size önerimiz, bir kez olsun, arkanızda bıraktığınız yurttaşa dönüp bir de onların geçim dertlerini görmeye çalışmanızdır.
Değerli milletvekilleri, bugün 20 Mayıs, dokunulmazlıkların on yıl önce bu Mecliste kaldırıldığı gün. O gün Anayasa'ya aykırı bir şekilde kaldırılan dokunulmazlıklar Kürt halkının siyasi iradesine açık bir darbeydi. Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinin, 2022 yılında, bu kararın ifade özgürlüğünü açıkça ihlal ettiğini hükmettiğine dair kararına dahi uyulmadı çünkü bu konu hiçbir zaman hukuki bir zeminde değerlendirilmedi. Çok boyutlu planlanmış ve Kürt halkının kolektif politik iradesini kırmak için çalışılmış ve geniş ölçekli bir darbe mekanizmasıydı. Nitekim 4 Kasım siyasi darbesiyle bu süreç daha somut bir şekilde devam ettirildi. Bakın, sırf Kürt ve sosyalist vekilleri tutuklatmak için Anayasa'ya madde iliştirildi. "Madde iliştirildi." diyorum çünkü dokunulmazlıkların kaldırılmasına dair tüm aşamalar ve usuller ayaklar altına alındı, Anayasa ihlal edildi. 20 Mayıs 2016 tarihinde, kutsallık atfedilen Anayasa'ya yönetmelik muamelesi yapıldı çünkü konu Kürtlerin hakları olunca Anayasa bir kâğıt parçası hâline geliyor, dikkate alınmayacak bir metin oluveriyor. Aslında, Anayasa sadece Kürt'ün taleplerine karşı kullanılmak için Anayasa muamelesi görüyor, o da sadece yok sayma temelinde. Kürt halkı ne istese adres gösterenler, 20 Mayıs 2016 tarihinde Anayasa'yı kullanarak Kürt halkının iradesine siyasi darbe yaptılar. Bakın, ana dilde eğitim diyoruz, hemen "Anayasa engel." diyorlar; eşit yurttaşlık diyoruz "Anayasa..." diyorlar; sosyal adalet diyoruz, yine "Anayasa..." diyorlar. Soruyoruz: Bu Anayasa sadece Kürt'ü yok sayma Anayasa'sı mı? Sadece yasak ve inkâr temelli bir Anayasa nasıl çözüm sunabilir? Hukuki güvenlik, yurttaşlık esasları, sınırlı devlet gibi ilkeler neden yok? Daha doğrusu, sadece Kürtlere neden yok? Bu, sadece benim değil bütün Kürtlerin, milyonlarca Kürt'ün sorusudur. Şapkayı öne koyup düşünme zamanıdır, iktidarıyla muhalefetiyle bunun öz eleştirisi yapılmak zorundadır ama öz eleştiri bir yana bu darbe Kobani kumpas davasıyla senelerdir sürdürülüyor. Bu davada yoldaşlarımız hakkında kurulan hüküm iki senedir istinafta bekletiliyor. Topluma şu soruların cevabı verilmek zorundadır: Dosyayı hangi akıl hâlen istinafta tutuyor? Dosyanın bekletilmesi talimatını kimler veriyor? Bu mesnetsiz dosya neden hâlâ bozulmuyor? AİHM kararına rağmen Selahattin Demirtaş ve Figen Yüksekdağ başta olmak üzere Kobani kumpas davası tutsakları neden tahliye edilmiyor? Aslında tüm bu soruların cevabı hâlen canlı bir şekilde işleyen kumpas aklında yatıyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
ZÜLKÜF UÇAR (Devamla) - Oysa kumpas aklının ortak yaşam tahayyülünde, kardeşliğin doğasında ve barışın ahlakında yeri yoktur. Kobani kumpas davasında işlemeye devam eden bu akıl, yüzyıl önceki inkâr ve imha siyasetinin güncel versiyonudur ve artık tasfiye edilmek zorundadır.
Size evrensel bir hukuk ve vicdan kuralını hatırlatarak konuşmamı tamamlamak istiyorum. Barışın mekânı hapishaneler olamaz, kardeşlik hukuku hapishanelerde kurulamaz; bu yüzden tüm siyasi tutsaklar derhâl tahliye edilmelidir. Bu da sizin için samimiyet ölçütüdür, kardeşliğin sınavıdır.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)