GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:96
Tarih:20.05.2026

YENİ YOL GRUBU ADINA MESUT DOĞAN (Ankara) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.

Gerçekten bazen Mecliste çalışmaları yürütürken canımızın sıkıldığı, moralimizin bozulduğu zaman dilimleri oluyor çünkü şu anda geçen haftadan itibaren iktidar partisinin getirmiş olduğu bir kanun teklifini konuşuyoruz, tartışıyoruz ama bakıyorum, iktidar cenahında hemen hemen 3-5 milletvekilinin dışında kimse yok. Ondan sonra, ciddi bir konuyu konuşurken sırf sorunu daha temelinden konuşabilelim diye muhalefet yoklama istediği zaman ona karşı olumsuz cümleler kullanıyoruz ama bu hâlimiz hâl değil ki. Zaten Türkiye'nin ne hâlde olduğunu görmek için herhâlde şu anda salona bakmak yeterli.

SÜLEYMAN ŞAHAN (Yozgat) - Sağınıza bakın, sağınıza.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Böyle bir şey olabilir mi? Gerçekten yazıktır bu ülkeye, yazık; bize güvenenlere yazık!

EMRE ÇALIŞKAN (Nevşehir) - Sizinki de boş.

MESUT DOĞAN (Devamla) - Kanun teklifini getiren Başkanım, sizsiniz, siz. Bakın, şuraya bakıp da ne konuşmamızı istiyorsunuz, ne düşünmemizi istiyorsunuz? Böyle bir şey olabilir mi Allah aşkına? Yani sırf muhalefet iyi niyet gösterdi "Yoklama istemeyeceğiz." dediği için salonu, Kurulu bu hâle getirmek yakışıyor mu bir iktidara?

Evet, bir kanun teklifini konuşuyoruz ve bu kanun teklifinin ne tür tehlikeler içerdiğine dair muhalefet milletvekilleri düşüncelerini, fikirlerini ifade ettiler. Ben de yaklaşım zenginliği olsun diye birkaç tane tespitte bulunmak isterim.

Değerli arkadaşlar, dünyanın her ülkesi, her dönem ama az ama çok bazı sorunlar yaşar ki bu da hayatın olağan akışı içerisinde normal olan bir durumdur ama tam bu noktada ifade etmek isterim ki bir ülkenin yaşayabileceği en tehlikeli, en büyük sorun altını çizerek söylüyorum: Bereketsizliktir. Çünkü bereketsizlik hem maddi hem manevi sorun ihtiva eden özel bir kelimedir. Peki, bereket nedir, bereketsizlik nedir? Bereket azın çoğa yetmesidir, bereketsizlik ise çoğun aza yetmemesidir. Peki, ben neden böyle bir giriş yapma ihtiyacı hissettim? Üzülerek söylüyorum ki ülke olarak tarihimizin en büyük bereketsizliğini yaşadığımız bir döneme hep beraber şahitlik ediyoruz. Her şeyimiz olduğu hâlde büyük bir yokluk yaşıyoruz. Bu ülkede bir insanın yaşayabilmesi için ihtiyaç duyup da olmayan ne var Allah aşkına, her şeyimiz var. Ama hiçbir şeyimiz yokmuş gibi ekonomik sorunlar, ekonomik sıkıntılar yaşıyoruz. Bunun neden bu hâlde ve bu şekle geldiğini görebilmek için ben sözü çok uzatmama niyetiyle çok kestirme olarak ifade edeyim. Şu anda bereketsizliği yaşamamızın ana nedeni AK PARTİ iktidarının yirmi beş yıllık yönetimi süresince bereketin dostunu düşman ilan etmesi, düşmanını ise dost ilan etmesidir. Hafızalarda doğru kalsın diye söylüyorum. Peki, bereketin dostu nedir? Hiç unutmayın ki bereketin dostu da bereketin sigortası da bereketin teminatı da adalettir, adalet. Adaleti yıkarsanız güveni yıkmış olursunuz, güveni yıkarsanız huzuru kaçırmış olursunuz, huzuru kaçırırsanız bereketi kaçırmış olursunuz. Devletin, iktidarın ana vazifesi öncelikli olarak herkesin her konuda kendini güvende hissedeceği bir iklim oluşturmaktır yani AK PARTİ'ye oy verenle CHP'ye oy verenin, MHP'ye oy verenle DEM PARTİ'sine oy verenin, İYİ Partiye oy verenle Saadet Partisine oy verenin aynı derece, aynı oranda kendini güvende hissettiği bir iklim oluşturmaktır. Zengin ile fakirin, kadın ile erkeğin, çocuk ile yaşlının, Müslüman ile Hristiyan'ın aynı derece, aynı oranda kendini güvende hissettiği bir sistemi inşa etmektir. Bunu yapmadığınız takdirde ülkeden bereketi kaçırmış olursunuz. Bugün, düşünebiliyor musunuz, gençlerimizin büyük bir çoğunluğu iş bulmalarının önünde engel olarak torpili görüyorlar. Neden? Çünkü siz "AK PARTİ'li isen çok yaşa, AK PARTİ'li değilsen canı çıksın." sistemini kurdunuz ve bunun bedelini şu anda 87 milyon insan yaşamak zorunda kalıyor. Şunu bilmek gerekir ki: Adaletin olmadığı ülkede güven olmaz, güvenin olmadığı yerde de hem adam durmaz hem para durmaz. Siz, şimdi, adaleti yok ettiniz ve ihtiyacınız olan parayı da temin edebilmek için bereketin düşmanını dost ilan edip yanınızda tutmaya çalışıyorsunuz. Ne demek bu? Bereketsizliğin nedeni ve bereketin en büyük düşmanı arkadaşlar, faizdir. Bugün sıcak para bulabilmek için şimdi rüşvet teklif ediyorsunuz paraya, diyorsunuz ki "Ülkemize gelin, size yüzde 10 rüşvet vereceğiz." Para kendini güvende hissetmediği için gelmiyor. Siz artırıyorsunuz "Gelin, size yüzde 20 rüşvet vereceğiz." yine gelmiyor. Bu sefer diyorsunuz ki: "Yeter ki gel, sana yüzde 30 rüşvet..." yine gelmiyor. Bu sefer yüzde 40 rüşvet veriyorsunuz ama geldiğimiz noktada yüzde 40 rüşvet yani faiz bile yeterli olmadığı için şimdi diyorsunuz ki: "Yeter ki gel, yirmi yıl senden vergi almayacağız." Peki, bunun karşılığında oluşacak olan sorunun bedelini kim ödeyecek? AK PARTİ iktidarı mı ödeyecek? Yok; garibanlar ödeyecek, insanlarımız ödeyecek.

Arkadaşlar, bir ülkede var olan tüm sorunlar birbiriyle akrabadır, bütün sorunlar birbirini olumsuz anlamda etkiler, tetikler. Bugün var olan sorunları en çok etkileyen ekonomik sıkıntımız, şimdi siz bu ekonomik sıkıntıyı ortadan kaldırmak için köklü adım atmazsanız yani adaleti inşa etmezseniz vereceğiniz rüşvetlerle bu sorunu asla halledemezsiniz, bunu bilin çünkü hepimiz biliyoruz; faiz, üretmeyen, insana verilen haksız tüketme hakkıdır; faiz, emeği ve alın terini çürütmektir; faiz helal lokmayı kurşunlamaktır; faiz 40 türlü belanın ana kaynağıdır ama bunu bildiğiniz hâlde bugün tabiri caizse, bu ülkede garibandan vergi alan, zengine haraç veren bir sistem kurdunuz, güce boyun eğen ama zayıfa haddini bildiren bir sistem kurdunuz. Eğer biz de bu kurmuş olduğunuz zalim sistemi yıkamazsak inanın bize yazıklar olsun! Böyle bir dönemde oturup var olan tüm sorunları konuşmak yerine sadece günü kurtaracak adımlar atarak bu sorunlardan kurtulmamız mümkün olmaz. Yüzde 90'ının hassasiyet taşıdığı bir konuyu insanımızın dünyasının içerisine yerleştirdiniz, şimdi faizle, rüşvetle, tabiri caizse sıcak parayı Türkiye'ye getirebilmek için her şeyi vermeye razı olan bir anlayışla ülkenin ekonomisini toparlamaya çalışıyorsunuz ki burada başka püf nokta da şu: O rüşveti bile sizden olanlara verme duygusu ve düşüncesi taşıyorsunuz. Çünkü gelecek paranın kime ait olduğunu herkes biliyor, siz daha iyi biliyorsunuz. Ondan dolayı içinde bulunduğumuz bütün ekonomik sorunları, tüm ekonomik sıkıntıları çözmek için bu ülkenin fıtratına uygun, bu toprakların, bu coğrafyanın inancına uygun çözüm önerileriyle halletmediğimiz takdirde içinde bulunduğumuz bu hâlden kurtulmamızın mümkün olmadığını ifade ediyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)