GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:96
Tarih:20.05.2026

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; bugün önümüzde duran düzenleme adına "İstanbul Finans Merkezi" denilen ama özünde belli çevrelere özel vergi ayrıcalıkları dağıtan bir imtiyaz paketidir. İktidar olarak yine en iyi bildiğiniz şeyi yapıyorsunuz; millete kemer sıktırıyor, vatandaşa vergi yüklüyor ama iş büyük sermaye gruplarına gelince vergi sistemini delik deşik ediyorsunuz. Bu mudur vergi adaleti? Bu mudur rekabet?

Efendim, bir yeri finans merkezi yapmak gökdelen dikmekle olmaz. Söyleye söyleye dilimizde tüy bitti. Bir ülkeye yatırım çekmek için önce o ülkede hukuk güvenliğini sağlamak zorundasınız. Siz yıllarca ne yaptınız? Merkez

Bankasının bağımsızlığını tartışmalı hâle getirdiniz. Yargıya güveni yerle bir ettiniz, adaleti her alanda yok ettiniz. Kuralları sürekli kendinize göre yonttunuz, değiştirdiniz. Ekonomiyi günübirlik kararlarla yönetebilir hâle getirdiniz. Sonra dönüp diyorsunuz ki: "Bir bina yapalım, içine de vergi muafiyeti koyalım. Ülkemiz finans merkezi olsun." Olur mu? Olmaz tabii. Biliyor musunuz ki dünyada hiçbir ciddi finans merkezi böyle kurulmadı. Gerçek finans merkezleri hukukun üstünlüğüyle, öngörülebilir ekonomi politikalarıyla, şeffaf denetim mekanizmalarıyla yükselir. Nitekim, İstanbul'un yaşadığı tablo da bunu gösteriyor. Bir dönem küresel finans merkezleri sıralamasında yükselen İstanbul bugün gerilere düştü. Niye? Çünkü yatırımcı binaya değil, güvene bakıyor. Bu ülkede her alanda güveni sağlayamadığınız sürece ağzınızla kuş tutsanız nafile. Tekrar üzerine basa basa söylüyorum: Sermaye ürkektir; önce vergi muafiyetine değil, hukuk güvenliğine bakar. Bu gerçeği artık lütfen görün.

Sayın Başkan. muhterem milletvekilleri; bakınız, iktidara geldiğiniz 2002 yılından bu yana bu milletten topladığınız vergi ne kadar biliyor musunuz? Tamı tamına 2 trilyon 700 milyar dolar. Yurt dışından alınan kredi ne kadar? 454 milyar dolar, özelleştirmeden peşkeş çektiğiniz ve buradan sağladığınız gelir 71 milyar dolar. Bu, üçünün toplamı 3 trilyon 285 milyar dolar. Bu parayı yirmi yıla bölersek yılda 164 milyar 250 milyon dolar toplamış ve harcamışsınız bu kadar parayla dünyanın yatırımını yapmış olmanız gerekirdi.

Bir de yatırım olarak söylediğiniz köprülere, otoyollara, şehir hastanelerine de para vermediğinize göre yirmi dört yılda nereye, hangi yatırımı, hangi dişe dokunur yatırımı yaptınız, çıkın da vatandaşa anlatın. Bakınız, bu 3 trilyon 285 milyar dolarla ne yapılabilirdi? 96 tane Osmangazi Köprüsü yapardınız, sonra devam ederdiniz 41 tane Keban Barajı, bunun üzerine 23 adet şehir hastanesi, onun üzerine 320 adet Tokat Havalimanı'nı yapabilirdiniz. Oysa siz "yatırım" diye söz ettiğiniz zorunlu altyapı yatırımlarını "Hazineden beş kuruş harcamadan yapacağız." dediniz ama memleketi yani aslında vatandaşı on yıl, on beş yıl, yirmi yıl arası borçlandırarak üstelik de fahiş fiyatlarla yaptınız. Şimdi, vatandaş bir kez daha haklı olarak soruyor: Bu 3 trilyon 285 milyar dolar nerede? Yani o meşhur Nasrettin Hoca'nın eşine sorduğu gibi eğer et buysa, ciğer buysa kedi nerede? Kedi buysa ciğer nerede?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlayayım efendim.

BAŞKAN - Buyurun.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - İYİ Parti olarak biz rekabeti bozan, vergiyi belli gruplar için ayrıcalığa dönüştüren, Türkiye'yi hukuk devleti yerine imtiyaz devleti hâline getiren bu anlayışı doğru bulmuyoruz. Türkiye'nin ihtiyacı 81 ilin tamamını kapsayan güçlü bir yatırım iklimidir. Türkiye'nin ihtiyacı ayrıcalıklı vergi adaları değil, adaletli bir vergi sistemidir. Bu nedenle vergi adaletini zedeleyen, rekabeti ortadan kaldıran, belli sermaye çevrelerine ayrıcalık sağlayan bu düzenlemeye karşı olduğumuzu ifade ediyor, heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)