| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
ALİ YÜKSEL (Konya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi üzerine söz almış bulunuyorum. Hepinizi saygıyla selamlıyorum.
1'inci maddede, kamu alacaklarının yetmiş iki aya kadar tecil edilmesi öngörülmektedir. İlk bakışta, vatandaş lehine bir kolaylık gibi sunulan bu düzenleme, gerçekte borç yükünü azaltan değil büyüten bir yapıdır çünkü gecikme zammı aynen korunmakta, üzerine bir de yüksek tecil faizi eklenmektedir. Bugün, yüzde 39'luk tecil faizi ve yüzde 44,4'lük gecikme zammı, reel sektörün taşıyabileceği sınırların çok üzerindedir. Esnaf, çiftçi, sanayici zaten yüksek maliyet ve finansman krizi altında ayakta kalmaya çalışırken devlet borcu hafifletmek yerine faizi büyüten bir mekanizma kurmaktadır. Süreyi uzatmak çözüm değildir, asıl mesele borcun ödenebilir hâle gelmesidir. Bu nedenle tecil faizlerinin Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi'ne endekslenmesi ve gecikme zamlarının makul seviyeye çekilmesi artık ekonomik bir zorunluluktur. Bu noktada önemli bir husus da şudur: Borçların sürdürülebilirliği yalnızca süre uzatımıyla değil, ekonomik gerçeklerle uyumlu politikalarla sağlanabilir. Aksi hâlde yapılandırma adı altında getirilen her düzenleme kısa vadeli bir nefes aldırabilir fakat orta vadede borç stokunu daha da ağırlaştırır. Bu durum hem mükellefin mali yapısını zayıflatır hem de kamu alacaklarının tahsil kabiliyetini düşürür.
Değerli milletvekilleri, teklifin 4'üncü maddesi ise vergi sistemimiz açısından çok daha tartışmalı bir düzleme getirmektedir. Buna göre son üç yıldır Türkiye'de vergi mükellefiyeti olmayan kişiler yurt dışından elde ettikleri gelirleri tam yirmi yıl boyunca Türkiye'de vergisiz şekilde kullanabilecektir. Şimdi soruyoruz: Bu ülkede yıllardır vergisini düzenli ödeyen vatandaş ne olacak? Maaşından daha eline geçmeden vergi kesilen işçi ne olacak? Kazancının her kuruşunu beyan eden esnaf ne olacak? Bir tarafta tam vergi yükü altında yaşayan milyonlar, diğer tarafta sadece yurt dışında bulunduğu için yirmi yıllık ayrıcalık elde eden bir kesim oluşturulmaktadır. Bu düzenleme açık şekilde vergi adaletini zedelemektedir. Vergi sistemi, fedakârlığı sürekli aynı kesimden isteyen değil, yükü adil dağıtan bir sistem olmak zorundadır, aksi hâlde toplumsal güven zedelenir, vergiye gönüllü uyum azalır ve kayıt dışı artar.
Teklifin 10'uncu maddesi ise yeni bir varlık barışı düzenlenmesidir yani kaynağı belirsiz para ve varlıkların düşük oranlarla sisteme sokulması hedeflenmektedir. Üstelik bazı durumlarda vergi oranı sıfıra kadar düşürülebilmekte ve bildirilen varlıklar için vergi incelemesi yapılmayacağı güvencesi verilmektedir. Bu tablo toplumda çok tehlikeli bir algı oluşturmaktadır.
Vergisini zamanında ödeyen cezalandırılıyor, kayıt dışı kalan ise ödüllendiriliyor. Sürekli çıkarılan aflar ve varlık barışları mali disiplini güçlendirmez, tam tersine "Nasıl olsa bir gün af çıkar." anlayışını büyütür. Kalıcı ekonomik güven aflarla değil, şeffaf, öngörülebilir ve adil bir vergi sistemiyle sağlanır. Bizler elbette yatırım gelsin, üretim artsın, ekonomi büyüsün istiyoruz ancak büyüme, adaleti zedeleyen, vergi yükünü belirli kesimlerin sırtına yıkan bir anlayışla sağlanamaz.
Bu faiz, vergi ve borca dayalı sistem değişmeli, bunun değiştirilebileceğinin tatbikî olarak gösterildiği 54'üncü Hükûmette Erbakan Hocamızın uygulamaları iyice incelenip uygulanmalıdır. Bu düzen insanımızı mutlu etmiyor, devletimizi güçlü kılmıyor. Millî görüşün adil nizamı uygulanmalıdır, millet bunu dört gözle bekliyor diyor, hepinize saygılarımı sunuyorum. (YENİ YOL ve İYİ Parti sıralarından alkışlar)