| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 96 |
| Tarih: | 20.05.2026 |
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Şimdi, geçen haftadan beri içimi oturan bir hadise var. Aslında birkaç gün gazetelerde yer aldı Çanakkale ilinde bir ağır ceza mahkemesi başkanı hanımefendiyle ilgili haberler silsilesi. Tabii, bu ağır ceza mahkemesi başkanına ilişkin kamuoyuna açık kaynaklarda yer alan bu haberler beni aslında böyle bundan bir yirmi beş, otuz yıl önceye götürdü. Otuz yıl evvel, üniversite birinci sınıftayken üniversiteye arabayla gidebilmek benim için bir tutkuydu ve rahmetli annemin böyle bir çakaralmaz arabası vardı. O arabayla Selçuk Üniversitesine, Konya'ya gittim. Tabii, arabada araba teybi yoktu. Daha sonra, Ankara'ya döndükten sonra -hiç unutmuyorum- Kumrular'da araba teybi satan bir yere gittim ve araba teybi satan yerden -o zaman adam da bana güvendi- 4-5 taksitle ama senet vererek araba teybi aldım. O arabaya teybi taktım, artık dünyanın hâkimi gibiydim o araba teybiyle. Tekrar okula gitme fırsatım oldu. Tabii, birinci sınıfta olduğum için senet nedir, ciro nedir, ödemezsem ne olur, bu konularda fikir sahibi değildim. O dönemde babam yargıç ve bu senetlerden ikisini ödedim, üçüncüsünü ödeyemediğim zaman eve icra takibi geldi ve o zaman 20'li yaşlarımdayım, yirmi yıl boyunca babamdan hiç görmediğim bir tepkiyle karşılaştım. Babam bir yargıç olarak "Bir hâkimin evine icra gelemez. Bir hâkim borç alamaz. Bir hâkim icra takibinin muhatabı olamaz." diye o sakin, huzurlu adam evin içinde böyle dehşet yaratan bir karaktere döndü. İşte, o hâkimlerden, o savcılardan bugün geldiğimiz nokta, Çanakkale'deki bir ağır ceza mahkemesi başkanının uyuşturucu trafiğinde yer alması, başka bir savcının hâkimi adliyede vurması vesaire bugün ülkenin ve vatandaşın yargıya olan güveninin, aynı zamanda yargıdaki insan kalitesinin çok net bir resmi. Ben, sadece bu haberi okuduğum anda kendi ailemdeki hukukçuların nasıl yaşadıkları, nasıl bir ahlaka sahip oldukları ve hayatlarını nasıl inşa ettikleri, evlatlarını nasıl yetiştirdikleri gerçeğini hatırlayıp önce şükrettim, sonra da bugünle ilgili kaygılarımın ne kadar arttığını burada sizlerle paylaşmak istedim.
Yine, geçtiğimiz hafta Sayın Çanakkale Milletvekilimiz Rıdvan Uz'la birlikte Urfa'daydık. Urfa'ya tabii, genel başkanların konvoyuyla ya da genel başkanların heyetiyle gittik ama uzun zamandır tek başımıza gitmemiştik. Urfa'ya gittiğimizde Ceylânpınar ve Akçakale'de'ydik -Sayın Rıdvan Uz oradaki tespitlerini çok daha net paylaşacaktır- Ceylânpınar ve Akçakale'de 2 tane sınır kapısı var; sınır kapılarından Akçakale'deki açık, Ceylânpınar'daki kapalı. Ceylânpınar'daki TİGEM'de binlerce, on binlerce, yüz binlerce dönüm arazide yaklaşık 152 tane güvenlik görevlisi var ve ortalama yirmi yıldır orada çalışıyorlar, yirmi yıldır orada çalışan güvenlik görevlileri hâlâ taşeronda çalışıyorlar ve bununla ilgili çok kaygılılar. Ellerinde uzun namlulu silahlarla bu insanlar orada hayvanları ve oradaki tarım arazilerini koruyorlar ve bu insanların ciddi mağduriyeti var. Bu insanlar bu konuyla ilgili seslerini duyurmakta zorlanıyorlar.
Hakeza, Urfa-Akçakale yolu yıllardır artık bir yılan hikâyesine dönmüş hâlde. Çok enteresan bir şey, aslında orada kâğıdı, kalemi elimize aldık. Yıllardır siyasetçiler geliyor, burada konuşuyorlar -buna İYİ Parti de dâhil olmak üzere- gidiyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz, konuşuyoruz ama vatandaş artık dinlemekten ziyade kendisi konuşmak istiyor ve biz dedik ki: "Bu sefer bunu kıralım, biz hiç konuşmayalım, lütfen, herkes dertlerini anlatsın." Dertlerini anlatırken Ceylânpınar'da çok enteresan bir serzenişte bulunuldu. Sayın Zengin, Ceylânpınar'da son bir hafta içerisinde, geçtiğimiz bir hafta, on gün içerisinde 5 genç intihar etmiş Urfa Ceylânpınar'da, 5 genç. Bu konunun hassasiyetle üzerine gidilmesi gerektiğini düşünüyoruz. Oradaki bize konuyu aktaranlar, biraz kulaktan dolma olabilir, birazcık da kendileri de vâkıf olabilir ama bu meşhur TCK 158, bugün tüm milletvekillerinin maillerini dolduran o TCK 158 hadisesi yani banka hesapları kullanılan gençlerle alakalı...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Tabii ekonomik krizin derinleştiği, ekonomik krizin gencinden yaşlısına herkes tarafından çok yoğun hissedildiği dönemlerden geçiyoruz. Bu dönemlerde herkes bir alternatif oluşturmaya çalışıyor çünkü artık ana-babasının eline bakmak zorunda olan çocuklar ana-babasının yüzüne bakamıyor. Dolayısıyla, bu TCK 158'deki tanımlanan yani bu banka hesaplarını kullandıran gençler için bu bir harçlık kaynağı olmuş durumda ve burada kanunu, mevzuatı ve detayları bilmedikleri için de bu ağın içine düşmüş durumdalar. Bu çıkmazın içinden de Urfa'nın o yiğit ve onurlu çocukları hiçbirimizin onaylamayacağı -rahmetle anıyorum- bu tür tercihlerde bulunmuşlar.
Keza, bölgede ciddi anlamda bir uyuşturucu kaygısı var. Uyuşturucuya ilişkin ailelerin çok ciddi endişeleri var. İstihdamla ilgili problemler var. Burada Urfa ve Ceylânpınar'ın...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - Özellikle iktidar partisi tarafından hani aylardır konuşuyoruz, Millî Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonu. Millî Dayanışma ve Kardeşlik Komisyonuna kadar bugün iktidar, ülkeyi yönetme erkine sahip olan iktidar için Urfa'nın, Ceylânpınar'ın, Akçakale'nin, Mardin'in, Batman'ın, Hakkâri'nin Yüksekova'nın, Şırnak'ın, İdil'in, Bismil'in, Gercüş'ün, buraların kalkınması için, oradaki gençlerin, Türkiye Cumhuriyeti devleti vatandaşı olan gençlerin, bu ülkeye emek vermiş ihtiyarlar da dâhil olmak üzere hiçbirinin herhangi bir millî kardeşlik, dayanışma komisyonuna falan ihtiyacı yok; sadece iktidarın ve yönettiği devletin şefkatine ihtiyacı var. Bunu yapmak için bir eşiğe ihtiyacımız yok; sadece el uzatmak, duyarlı olmak gerekiyor. Etkili konuşmaya da gerek yok. Etkili dinlemek, belki sorunları çözmek için çok daha büyük bir güç.
Bu arada son olarak, çok da uzatmak istemiyorum, zamanımı da verimli kullanmak istiyorum. Daha önce ilk kez bu corona virüs hadisesi dünyada oluşunca...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
UĞUR POYRAZ (Antalya) - ...corona virüs hadisesi ortaya çıkınca İYİ Parti bu konuyla ilgili ilk önerge veren siyasi partiydi. Yine şu an hem hantavirüs hem de ebolayla ilgili dünyanın birçok noktasında birçok ülke alarm durumuna geçmiş durumda. Türkiye'nin de başına felaket gelmeden önce, bugüne kadarki uygulamalardan da biraz ders çıkararak, felaket geldikten sonra yasaklamalarla değil, felaketler gelmeden önce tedbir mekanizmalarını aktive ederek bu sürece ilişkin hazırlıklarının olup olmadığını iyi gözden geçirmesi, sanıyorum bu konuda da lokomotifin Türkiye Büyük Millet Meclisi olması gerekiyor. Bunu da hatırlatmış oldum. Dolayısıyla benim söyleyeceklerim bugünlük bu kadar.
Teşekkür ediyorum, dinleyişiniz ve tahammülünüz için.