| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
HAYDAR ALTINTAŞ (İzmir) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.
Tarihte mart ayı gerek cumhuriyet öncesi gerekse cumhuriyet sonrası siyasi manada ciddi kırılmaların, ciddi değişikliklerin oluşumuna tanıklık etmiştir. Bundan yüz on altı yıl önce 31 Mart vakası padişahı devirmiş, İkinci Meşrutiyet'i ilan etmiş yerine yeni bir padişah geçirmiştir. Elli beş yıl önce "12 Mart Muhtırası" denilen bir hadise, birtakım marjinal grupların militarist gruplarla birleşerek ihtilal yapmak için çıktıkları yolda beceremeyince "12 Mart Muhtırası" diye bir muhtıra verilerek Türkiye'nin siyasi hayatına ağır bir darbe ve ekonomisinin omurgasının kırılmasına sebep olmuştur. Bundan on dört ay önce de "silkeleme" denilen bir hadiseyle başlayan ve "19 Mart sendromu" diye anılan, "darbe" de demeyelim ama bu hadise ekonomiyi milletin üstüne yıkmıştır. Dolayısıyla bu tür yasa dışı uygulamalar Türk milletinin hiçbir surette lehine olmamış ve belediyeler silkelenmek isterken ekonomisi silkelenmiştir.
Ekonomik kriz her şeye rağmen devam ediyor. "Bu neden oldu, niçin oldu, sebepleri nedir?" diye düşündüğümüzde sanki polisiye bir film seyrediyoruz; gece yarısı baskınlar, gizli tanıklar, itiraflar, itirafçılar... "Neden oluyor bütün bunlar?" diye olaya bakarsak; ülkemiz hukuk devleti olma özelliğini kaybetmiştir, kuvvetler ayrılığı ilkesi askıya alınmıştır, Parlamento halktan kopmuştur, görev, yetki ve sorumluluklar birbirine karışmıştır, askerî vesayet kaldırılmış, bunun yerine bir sivil vesayet getirilmiştir. Siyasetçi ve siyaset kurumu mahkeme değildir. Siyasetçi kolluk kuvveti, hâkim ve savcı görevini yapamaz. Mesken masuniyeti ve kişilerin özel hayatı da korunmalıdır. Yürütme erki adalete müdahale etmemelidir. Peki "Bu girdaptan ülkeyi çıkarmak için ne yapmak gerekir?" denilirse, birinci öncelik olarak Siyasi Partiler Kanunu, Seçim Kanunu, siyasetin finansmanı, sporun finansmanı ve Türkiye'nin düzenini bozan, alelacele çıkarılmış, Büyükşehir Yasası çağdaş normlara göre yeniden yapılandırılmalıdır, aksi takdirde bu krizden kurtulmanın yolu yoktur. Fikir ve söz hürriyetinin önündeki engeller kaldırılmalı, partili cumhurbaşkanlığı sistemi denge ve denetleme sistemleriyle kontrol altına alınmalıdır. Bu çıkmaz yoldan, bu girdaptan acilen çıkmak için bu tedbirleri mutlak surette almalıyız. Eğer bunları alamazsak diğer ulusal güvenlik problemleriyle meydana gelen bileşenlerden ortaya çıkan hadiseler de karşımıza çıkarsa çok daha ağır bir faturayla karşı karşıya kalırız. Enerji, su, finans, veri, lojistik kapasite, dayanıklılık bütün bunlar topyekûn ele alınmalıdır. Bu saydığımız değerlerin herhangi birisindeki bir aksama sistemi toptan çökertir, bu değerler modern tarımın, gıdanın ayrılmaz parçalarıdır. Bu konudaki rekabet ve savaşlar görünür ve görünmez olarak devam etmektedir. Yüzyılın yönetimlerinin ve insanın en büyük korkusu enerjiden daha fazla gıdadır, geleceğin savaşları gıda ve enerji paylaşımları üzerinde olacaktır. "Enflasyonu önleyeceğiz." diye baskıladığınız kura bağlı olarak TL çökebilir, döviz patlayabilir, ithalat yıkanabilir, enflasyon da kontrolden çıkabilir.
Değerli milletvekilleri, Anayasa'yı ihlal etme konusunda büyük bir cesaretle hareket ediyoruz. En fazla ihlal ettiğimiz maddelerden birisi de 45'inci maddedir. 45'inci madde açık ve net bir şekilde diyor ki: "Bitkisel ve hayvansal üretimi artırmak maksadıyla tarım arazilerinin, çayır ve meraların amaç dışı kullanılması ve tahribinin önlenmesi gerekmektedir." Bu vesileyle, çıkarılan Cumhurbaşkanlığı kararnameleriyle ötekine berikine peşkeş çekilen bu sahalardan da uzak durmak gerekir. Bütün bunlarla birlikte Türkiye'nin ekonomik kabiliyeti ve kapasitesi bu krize dayanacak gücünü bitirmiştir. Eğer KOBİ'leri de çökertirsek ve KOBİ'lerin 1 trilyon 700 milyar lira civarındaki KDV alacağının üstüne devlet olarak çökersek bu memlekette üretim yapmak, insanların hizmetine sunmak imkân ve dâhilinin dışına çıkacak, işimiz daha da zorlaşacaktır. Gelin, aklımızı başımıza devşirerek, burada memleketin hayati meselelerini yeni bir paradigma üzerinden çözecek, problemleri birbirimizle tartışarak, kavga etmeden meseleleri akıl yoluyla çözerek milletimize dirlik ve düzen sağlayalım ve bu dirlik ve düzen temeli üzerinden beka problemini ortadan kaldıralım; aksi takdirde, geleceğimiz daha da tıkanacak, yolumuz daha da karanlıklaşacaktır.
Hepinizi saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)