GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:95
Tarih:14.05.2026

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Siirt) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; bugün, bütün toplumun bu Meclisten beklentisi eşitlik ve barışken iktidarın önümüze getirdiği teklifin adı "Varlık Barışı" Peki, bu düzenleme ne getiriyor? Bir kez daha sermayeye vergi kolaylığı getiriyor. Muafiyetlerle, istisnalarla doldurulmuş bir vergi sistemine rağmen iktidar yine sermayeyi koruyan bir tercih yapıyor. Bilmem kaçıncı kezdir varlık barışıyla kayıt dışı servet sahiplerine yeni bir kapı açılıyor. Üstelik, bunu yaparken emekçilere, işçilere, yoksullara fedakârlık çağrısı yapılıyor. Yurt dışındaki varlık sahiplerine "Paranı getir, düşük vergiyle hatta miras yoluyla bile avantaj sağla." mesajı veriliyor çünkü iktidarın derdi üretim değil, kısa vadeli sıcak para akışıdır. Oysa, miras ve servet vergileri toplumsal eşitsizlikleri azaltmanın en temel araçlarından biridir. Peki, siz ne yapıyorsunuz? Tam tersine, ayrıcalıklı kesimlere yeni koruma alanları açıyorsunuz, tercihinizi bir kez daha halktan yana değil, sermayedardan yana kullanıyorsunuz. İnsanlar emeğinin karşılığını almadan, hayat pahalılığıyla, kirayla, faturayla mücadele ediyorken bu ülkede vergi adaletsizliği artık günlük rutin, günlük yaşamın somut bir gerçeği hâline gelmiş çünkü Türkiye'de vergi yükünü patronlar değil emekçiler, yoksullar taşıyor. Dolaylı vergilerle işçi de emekçi de yoksul da aynı yükü taşımak durumunda kalıyor. Ekmekten elektriğe, mazottan temel tüketim ürünlerine kadar her kalemde halk vergiyi maalesef peşin ödüyor ama büyük sermaye grupları için her dönem yeni bir vergi affı, yeni biri istisna paketi hazırlıyor bu iktidar. Ne kadar ironik değil mi?

Değerli milletvekilleri, bugün ise 14 Mayıs yani Dünya Çiftçiler Günü. Normalde, bugünlerde, çiftçinin emeğini koruyan, üretimini destekleyen, tarımsal krize çözüm üreten yasa tekliflerini konuşmamız gerekirdi bu Mecliste çünkü Türkiye'nin en büyük kriz alanlarından biri de tarım alanıdır. Hububat, bakliyat ve yağlı tohumlarda dışa bağımlılık derinleşirken buğday ve ayçiçeği yağı gibi en temel gıda ürünlerinde bile ithalata mahkûm hâle getirilmiş durumdayız. Durum böyleyken iktidar üretimi desteklemek yerine ithalatı kalıcı bir politika hâline getirmiş durumda. Kendi kendine yetebilen bir tarım ülkesi olması gereken Türkiye bugün küresel piyasalara ve döviz kuruna bağımlı hâle getirilmiştir. Döviz yükseldiğinde sofradaki ekmek de yağda et de aynı oranda pahalanıyor çünkü üretim yerine ithalata dayalı, kırılgan bir sistem kurulmuştur. Bunun nedeni açıktır: Siz, tarım alanlarını korumak yerine maden şirketlerine, enerji projelerine ve rant politikalarına alan açarsanız, çiftçiyi desteklemek yerine şirketleri teşvik ederseniz, üretimi değil de ithalatı büyütürseniz sonuç da bu olur. Bu ülkenin ihtiyacı varlık barışı değil değerli arkadaşlar, bu ülkenin ihtiyacı adaletli vergidir, ekmekten, emekten yana bir ekonomi politikasıdır, çiftçiyi toprağında tutacak, üretimi destekleyecek tarım politikasındadır ve buradan iktidara bir çağrı, daha doğrusu bir önerimiz vardır: Önceliğiniz sermaye gruplarıyla barışmak olacağına gelin, her yeri maden ocaklarıyla delik deşik ettiğiniz doğayla barışın. Hırs ve rant uğruna devasa HES projeleriyle kurduğunuz derelerle, nehirlerle barışın. Onurlandırmak yerine cezalandırdığınız çiftçilerle barışın. Politikalarınız yüzünden emeğinin karşılığını alamayan işçiyle, geçinemeyen emekliyle, okulu artık güvensiz bulan öğrenciyle barışın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın.

SABAHAT ERDOĞAN SARITAŞ (Devamla) - Teşekkürler.

Bir gece yarısı kararıyla hayatlarını altüst ettiğiniz KHK'liyle barışın. Kayyımlarınızın iradesini gasp ettiği halkla, sizi eleştirdi diye ucuz gerekçelerle içeride tuttuğunuz gazetecilerle barışın. Halk yoksullaşırken sermayeyi koruyan bu anlayışı kabul etmiyoruz. Vergi yükünün emekçinin sırtına yıkıldığı, üreticinin tasfiye edildiği, servetin ise korunduğu bu düzene karşı emeğin, üretimin, toplumsal adaletin yanında olmaya devam edeceğimizi söylüyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)