| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
SIRRI SAKİK (Ağrı) - Sayın Başkan, sevgili milletvekilleri; ben de hepinize iyi bir akşam diliyorum. "..."(*)
Sevgili arkadaşlar, aslında bu yasalar hep gelip gidiyor çünkü Türkiye'de ciddi bir kriz var. Bu krizin asıl nedeni, Türkiye'de iç barışımızı sağlayamadığımız için ve elli yıldır bütün akarlarımızı çatışmaya, kavgaya aktardığımız için bir türlü sorunumuz çözülmüyor. Bakın, bundan tam yirmi ay önce burada bir sürece başlandı ve bu yirmi aylık süreç içerisinde PKK silahlarını bıraktı, kendini feshetti, yeni bir sürece "evet" dedi ve o yirmi aylık süre içerisinde doğan bir bebek yürümeye başladı hatta konuşmaya başladı. Biz Türkiye'nin yüzyıllık sorununu konuşuyoruz, tartışıyoruz ama yirmi aylık süre içerisinde hâlâ konuşamıyoruz, hâlâ arpa boyu yol alamıyoruz ve bizim için bu hayati bir mesele. Bu sorunu ertelemek, ötelemek... Buradan yeni hayatlar kurmaya müsaade etmeyiz, bu sorunu çözmeliyiz. Ertelemek zamana karşı hırsızlıktır, ertelemek barışın hırsızlığıdır. Ertelemeyin, harekete geçin sevgili milletvekili arkadaşlarım; bizim size böyle bir çağrımız var.
Bakın, ben hayatım boyunca binlerce barış görüşmelerinde bulundum, aileler arası, aşiretler arası; çok büyük kavgaları sulhle çözdük. Şimdi, barışın da bir üslubu, ahlakı, dili olur ama hâlâ siz bu dilden uzaksınız; hâlâ ne olup bittiğini bu Parlamento bilmiyor, bu halkımız bilmiyor, bizler de bilmiyoruz. Onun için diyoruz ki adil bir çözüm; ilk önce hepimizin bilgi sahibi olması lazım. Bir sulh nasıl gerçekleşir? Vallahi karşılıklı oturulur masada, "Nerede, ne eksik yaptık?" -iki taraf için de söylüyorum- "Biz nerede eksik yaptık? Neden insanlar silahlandılar, dağa çıktılar?" denilir. Çünkü reddettiniz, inkâr ettiniz, asimile etmeye çalıştınız ama Kürtler dedi ki: "Biz buradayız, bedelini ağır da olsa ödüyoruz, asimile olmayız, bizi reddetmeyin. Gelin, 1921'in ruhunu yeniden bir toplumsal sözleşme olarak hayata geçirin, toplumsal barışımızı hayata geçirelim." Ama siz hâlâ dönüyorsunuz dolaşıyorsunuz: "Efendim, şu hassasiyetler var." diyorsunuz. Peki, Kürt halkının hassasiyeti yok mudur? Umudumuzu kırmayın, hem Türk halkının hem Kürt halkının umutlarını bu Parlamento kırmamalıdır. Bakın, böylesi önemli bir süreçten geçiyoruz, onun için barışın dilini herkes kullanmalıdır. Kürtler nasıl bu konuda bir hassasiyet gösteriyorsa vallahi de billahi de siz de göstermelisiniz. Öyle buyurgan bir dille barış olmaz, parmak sallamakla barış hiç olmaz. Siz oturup konuşacaksınız. Siz görüştüğünüz, konuştuğunuz insanı orada ablukaya almayacaksınız, onun hukukunu oluşturacaksınız, bu hukuk oluşmadığı müddetçe buralarda barış inşa olmaz. Onun için, sürekli buralara siz yeni yasalar getirirsiniz, bu yasalar yetmez, bir başka yasa getirirsiniz. Size dostça çağrımızdır: Bunu ertelemeyin, bunu ötelemeyin.
Bakın, daha geçen yıl da yine Meclis tatile girecekti, buradan feryat ettik: "Ne olur tatile gitmeyin, Türkiye'nin yüz yıllık sorununu çözecekseniz tatil bize haram olmalıdır." dedik. Şimdi Meclis, vallahi, bir ay sonra yeniden tatile girecek. Ne olacak? "Efendim, tekrar ekime ve ondan sonraki aylara..." Hayır, buna hiçbirimizin hakkı yok. Dünya yangın yeri, Orta Doğu yangın yeri, Orta Doğu'da her gün silahlar patlıyor ve biz de diyoruz ki: Ya, buradan bir sulh yaratmalıyız, hepimiz birlikte demokratik bir ülkeyi inşa etmeliyiz; bunun da yolu sulhten ve diyalogdan geçer. Biz bu kadar feryat etmemize rağmen, o kadar sabırla... Peki, hayat hiç mi size göstermiyor?
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
SIRRI SAKİK (Devamla) - Birkaç kez yaşandı bu süreçler, bu süreçleri heba ettiğimiz yıllar var ve burada can kayıpları oldu. Şimdi geldiğimiz noktada son yirmi ayda can kaybı yoksa bu, ülkemiz adına büyük bir sevinç. Onun için ben Parlamentoyu... Bu yaz tatile gitmeyelim, bu yaz oturalım, konuşalım. Komisyonlar kuruyoruz, komisyonlarımız arpa boyu yol almıyorsa bu Parlamento vallahi görev üstlenmelidir, yetkisini kullanmalıdır, müdahale etmelidir, "Varız." demelidir, bütün siyasi partiler bir barış antlaşmasını birlikte imzalamalıdır; emin olun, toplumun bizden beklentisi budur, sokağın bizden beklentisi budur. AK PARTİ'nin yaptığı anketi biliyorum, toplumun yüzde 75-80'inin bu barış sürecine destek sunduğunu biliyorum, emin kaynaklardan bu bilgiyi alıyoruz. Peki, toplum size çözün diyorsa, bu kadar destek veriyorsa neden çözmüyorsunuz? Çözüm hemen olmalıdır diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)