| Konu: | Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SEYDİ GÜLSOY (Osmaniye) - Sayın Başkanım, çok teşekkür ediyorum.
Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum.
Sayın milletvekilleri, kanun teklifi üzerinde görüşmelerde milletvekilleri tarafından çeşitli eleştiri ve sorular dile getirilmiştir. Müsaadenizle, gündeme getirilen hususlara yönelik ben de bazı açıklamalarda bulunmak istiyorum.
Sayın milletvekilleri, öncelikle, 270 sıra sayılı Kanun Teklifi'yle vatandaşlarımıza, kamuya olan borçlarını ödemelerinde kolaylık sağlamak adına kamu alacaklarının taksit süresinin artırılmasını ve teminatsız tecil tutarının yükseltilmesini, Türkiye'nin üretim kapasitesini ve ölçeğini artırmak için üretim faaliyetleriyle iştigal edenlere kurumlar vergisinin yüzde 12,5 olarak uygulanmasını, teknoloji ve girişimcilik ekosisteminin geliştirilmesine yönelik teknogirişim işletmelerine ve çalışanlarına yeni teşvikler verilmesini, yurt dışında bulunan veya yurt içinde olup kanuni defter kayıtlarında yer almayan gerçek ve tüzel kişilere ait varlıkların millî ekonomiye kazandırılması amaçlanmaktadır. Türkiye'nin küresel rekabet gücünü artırmak, ülkemize yönelik doğrudan yatırımları ve nitelikli hizmet ihracatını artırmak için nitelikli hizmet merkezi ile İstanbul Finans Merkezi'ne sağlanacak teşviklere ilişkin düzenlemeler yapılmaktadır, bunlar öngörülmektedir.
Şimdi, bazı sorularla alakalı da detaylı bilgi vereceğim değerli milletvekilleri: Kamu alacaklarının tecil süresinin uzatılmasına ilişkin düzenlemeyle 6183 sayılı Kanun'un 48'inci maddesinde değişikliğe gidilerek otuz altı ay olan azami tecil süresi 2 katına çıkarılarak yetmiş iki ay olarak belirlenmektedir. Ayrıca kanunda 50 bin TL olan, Cumhurbaşkanı kararıyla 250 bin TL olarak uygulanan teminat almaksızın tecil borçları için bu rakamın 1 milyon TL'ye yükseltilmesi öngörülmektedir. Bu miktara ilişkin Cumhurbaşkanının 10 katına kadar artırma, yarısına kadar indirme, yeniden kanuni tutarını getirmek ve alacaklı amme alacaklı idaresi itibarıyla bu hadler arasında farklı tutar belirleme yetkisi de hâlihazırda kanunda bulunmaktadır.
Şunu da özellikle belirtmek isterim ki: Gelir İdaresi verilerine göre, borçlu mükelleflerin yüzde 98,6'sının borcu 1 milyon TL'nin altındadır, dolayısıyla bu düzenleme KOBİ ve esnafımızın büyük bir kısmını kapsamaktadır. Bu düzenlemeyle borç ödeme niyetinde olan mükelleflerimize daha uzun vadeli ve uygulanabilir ödeme zemini sunmak, üretimin devamlılığı ve istihdamın korunması amaçlanmaktadır.
Üretim kapasitesinin güçlendirilmesi açısından stratejik sanayi kapasitesi, teknolojik dönüşüm, cari denge, tedarik güvenliği kritik önemdedir. Bu kapsam düzenlemede sanayi sicil belgesini haiz fiilî üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumlar ile zirai üretim faaliyetiyle iştigal eden kurumların münhasıran bu üretim faaliyetlerinden elde ettikleri kazançlarına kurumlar vergisi oranının yüzde 12,5 puan indirimle yüzde 12,5 olarak uygulanması imkânı sağlanmaktadır. Böylece üretimden kaynaklanan kazanç ile diğer faaliyetlerden doğan kazanç ayrıştırılacak, yalnızca üretim faaliyetinden elde edilen kazanç için yüzde 12,5 oranında vergi uygulanacaktır. Üretim faaliyetlerinden elde edilen kazançlar aynı zamanda bazı durumlarda da kurumların ihracattan elde edeceği kazancı da kapsayabileceğinden düzenleme kapsamında indirimden yararlanılan kazançlar için ayrıca ihracat kazançlarına uygulanan yüzde 5 puanlık indirimin uygulanmaması hususu da düzenlenmektedir.
Varlık barışıyla alakalı birçok soru geldi, onunla alakalı da bilgilendirmek isterim: Varlık barışına ilişkin düzenlemeyle yurt dışında bulunan veya yurt içinde olup kanuni defter kayıtlarında yer almayan para, altın, döviz, menkul kıymet ve diğer sermaye piyasası araçlarının 31 Temmuz 2027 tarihine kadar millî ekonomiye kazandırılması hedeflenmektedir.
Başka bir deyişle, atıl duran kaynakların ekonomiye kazandırılması, yastık altında veya yurt dışında bulunan kaynakların finansal sisteme dâhil edilmesi yatırımı, üretimi, sermaye piyasalarını ve kamu finansmanını destekleyecektir. Varlıkların devlet içi borçlanması senetleri ile kira sertifikalarında veya vadeli hesap gibi araçlarda tutulması hâlinde yüzde sıfır ile yüzde 5 arasında değişen kademeli vergi oranı öngörülmektedir. Varlıkların bildiriminden itibaren iki ay içerisinde Türkiye'ye getirilmesi şartı da bulunmaktadır. Geç bildirimde bulunanlar için de 0,5 puan ile -süre uzatımı- toplam 1 puan arasında öngörülmektedir.
Cumhurbaşkanına 31/7/2027 tarihini her defasında altı ayı geçmeyen süreyle bir yıla kadar uzatma yetkisi verilmektedir. Şartlara uyulması hâlinde bildirilen varlıklar için vergi incelemesi ve tarhiyat yapılmaması öngörülmektedir. Ancak Türkiye'ye getirmeme, verginin ödenmemesi, taahhütlere uyulmaması durumunda inceleme konusunun düşeceği düzenlenmektedir.
Diğer bir mevzuat uyarınca, alınması gereken tedbirler ile suç gelirlerinin aklanması, terörizmin finansmanı gibi tedbirler aynen uygulanmaya devam edecek. Dolayısıyla, düzenleme bunu açık şekilde koruma altına almaktadır.
Aynı zamanda, gerçek kişilerin de ülkemize gelmesiyle alakalı düzenlemeyle ilgili soru soruldu ve bir de veraset ve intikal vergisiyle alakalı bilgi istendi, onlarla ilgili de bilgilendirmek istiyorum. Gelir Vergisi Kanunu'nda yapılan düzenlemeyle gerçek kişilerin Türkiye'de yerleşmemiş sayılmasından önce, son üç takvim yılında Türkiye'de yerleşmemiş sayılmama ve vergi mükellefi bulunmama şartını sağlayan Türkiye dışında elde ettiği kazanç ve iratlar vergiden istisna tutulacaktır. Düzenlemenin hedef kitlesi hâlihazırda Türkiye'nin vergilendirme yetki alanında bulunmayan kişilerdir. Dolayısıyla mevcut bir vergi gelirinden vazgeçmeme söz konusu değildir, aksine burada yeni bir kaynak oluşturulmaktadır. Bu kişilerin Türkiye içinde faaliyetlerinden doğan kazançları genel hükümler çerçevesinde zaten vergiye tabi olacaktır. Bir de bunların Türkiye'deki veraset konusu olması durumunda da yüzde 1 oranında veraset ve intikal vergisi de uygulanacaktır.
İstanbul Finans Merkeziyle ilgili soruyla alakalı da bir miktar açıklama yapmak istiyorum. İstanbul Finans Merkezinde finansal faaliyette bulunan kuruluşlara uygulanan vergi indirim süresinin uzatılmasına yönelik düzenlemeyle de İstanbul Finans Merkezi'nin uzun vadede rekabet gücünün ve yatırımcılar arasında öngörülebilirliğinin güçlendirilmesi amaçlanmaktadır. İstanbul Finans Merkezi'nde finansal hizmet kazançlarına uygulanan kurumlar vergisi indirim süresinin de 2031'den 2047 yılına kadar uzatılması öngörülmektedir.
Burada bazı milletvekilleri yirmi yıl sürenin uzunluğuyla alakalı eleştiride bulundu. Tabii ki yatırımcı, finansal kuruluş, uluslararası şirket yatırım kararı alırken yalnızca vadeli avansa bakmamakta, aynı zamanda gelecek on yılı, yirmi yılı da kapsayan düzenlemeyi dikkate alınmaktadır.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Devam etmek istiyor musunuz?
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SEYDİ GÜLSOY (Osmaniye) - Tamamlıyorum Başkanım.
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
PLAN VE BÜTÇE KOMİSYONU SÖZCÜSÜ SEYDİ GÜLSOY (Osmaniye) - Böylece, İstanbul Finans Merkezi'nin uluslararası bir cazibe merkezi hâline gelmesi açısından İstanbul Finans Merkezi'nin yatırımcı olarak da uluslararası finans kuruluşlarına uzun vadeli projeksiyon yapabilme imkânı sağlanmaktadır.
Sayın Başkanım, teşekkür ediyorum.