| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 95 |
| Tarih: | 14.05.2026 |
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Teşekkür ederim Sayın Başkan.
Değerli milletvekilleri, dün Havza'da meydana gelen ve hepimizi derinden üzen sel felaketinden zarar gören tüm yurttaşlarımıza, kente geçmiş olsun dileklerimizi iletiyoruz. Bir can kaybı olmaması en büyük tesellimizdir. Selin duyulduğu andan itibaren il başkanımız, parti meclis üyemiz, milletvekilimiz ve tüm kadrolarımızla Havza'da olduk. Civar belediyelerden araçları oraya gönderdik ve yaraların sarılmasına katkı sağladık. Umarım en kısa süre içerisinde zararlar da tazmin edilir ve Havza eski günlerine geri döner.
Bugün Dünya Bilimsel Eczacılık Günü. Eczacı arkadaşlarımızın, kardeşlerimizin, sağlık emekçilerinin tamamının günlerini kutlarım. Zor günler yaşıyor sağlık emekçileri, biliyoruz ancak varlıklarıyla ve hizmetleriyle Türkiye'nin sağlığının garantisidirler. Her birine içten teşekkürlerimizi sunuyoruz.
Bir diğer önemli gün bugün Dünya Çiftçiler Günü. Bu meselenin üzerinde biraz uzun durmak gerekiyor çünkü tarım bir memlekette gıda, yem ve yağ sanayisinin ihtiyacı olan hammaddeyi karşılamak üzere faaliyet gösterir. Türkiye nasıl bir memleket? 78 milyon hektar yüz ölçümümüz var. Burada kabaca 24 milyon hektarda işlemeli tarım yapabiliyoruz ve bunun bir miktarında da yani kabaca 14 milyon hektarında da mera üzerinde hayvancılık yapabiliyoruz. Peki, nasıl gelişti Türkiye'de tarım, 1980'den sonra, 2003'ten sonra nasıl gelişti? Bakın arkadaşlar, 24 milyon hektar dediğimiz alan 21 milyon hektara geriledi. Başka bir deyişle, 30 milyon dönüm alanı çiftçi ekmekten vazgeçti. Peki, aynı zaman dilimi içerisinde nüfus nereye geçti? 1980'de memleketin nüfusu 44 milyondu, 2003'te 67 milyondu, bugün 86 milyon yani yılda 1 milyon nüfus artıracaksın sen ama aynı zaman dilimi içerisinde ekilen alanın 3 milyon hektar, başka bir deyişle 30 milyon dönüm daralacak. "Bu çiftçi neden alanını ekemiyor?" diye sormak zorundayız. Eğer sen traktörüne 57 liradan mazot koyuyorsan, 80 litre mazot alan bir traktöre 4.500 lira bir para ödemek zorunda kalıyorsan ve karşılığında da bir gelir elde edemiyorsan ya alanını boş tutmak zorunda kalıyorsun ya da ektikçe iflas etmek ve satmak zorunda kalıyorsun. İşte bu, Türkiye'nin gerçeğidir.
Peki, mera alanı, 21 milyon hektardan bahsettim. Bugün 14 milyon hektar mera alanı var Türkiye'nin, o da istatistiklerde. İnanılmaz ölçüde verimsiz; tespiti, tahdidi, tahsisi yapılmamış ve hayvancılığa hizmet etmekten çok geri duran, buna karşılık hızla ranta açılan bir çayır ve mera varlığıyla Türkiye karşı karşıya.
Tarımda çok yalan duyduk, koca koca insanlar kravatlarını taktılar ve buralarda bizlere yalan söylediler, bugün yine benzerlerini duyacağız. Arkadaşlar, burası boş konuşma yeri değildir, verilerle konuşma yeridir. Bakın, sadece makro bir rakam nerede olduğumuzu bize söyleyecek. 2013'ten 2026'ya kadar yani on üç yıl içerisinde tarımsal ham madde dış ticaretinde ne yapmışız? 91 milyar dolar ihracat, 139 milyar dolar ithalat yapmışız yani 48 milyar dolar Türkiye -dünyanın tarımın başladığı topraklarda- tarımsal ham maddede açık vermişiz. Bunu kaçla çarpalım, 45'le mi çarpalım? Hadi çarpalım, 2 trilyon 160 milyar TL tarımda son on üç yıl içerisinde açık vermişsiniz, o parayı vermeseniz gıdanın, yemin ve yağın ihtiyacı olan malı alamayacaksınız ama buraya geliyorsunuz "Türkiye Avrupa'da 1'inci, dünyada 5'inci." diye gerçekten yalanları söyleyip geçiyorsunuz.
Arkadaşlar, buğdayı Rusya'dan, Ukrayna'dan, Kanada'dan alıyorsun. Pamuğu Brezilya'dan, Yunanistan'dan, Amerika'dan, Azerbaycan'dan alıyorsun. Pirinci Hindistan'dan, Arjantin'den, Çin'den; mısırı Ukrayna'dan, Rusya'dan; mercimeği Kanada'dan, Kazakistan'dan; nohudu Meksika'dan, Rusya'dan, Kanada'dan; kuru fasulyeyi Polonya'dan, Hindistan'dan; soyayı Amerika'dan Arjantin'den alıyorsun. Türkiye'nin yılda 3,5 milyon ton soya ihtiyacı var...
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - ...üretebildiğimiz soya 200 bin ton bile değil, yüzde 5'ini, 6'sını üretemiyorsunuz. Dışarıdan soya almasan hayvanına bakamayacak durumdasın.
Ha, söyleyeyim, sadece hayvan verileri Türkiye'de bir gerçeği belki bize söyleyebilir. 1980'de nüfus neydi? 44 milyondu, bugün 86 milyon. Peki, bu kadar nüfus artırmışız, yılda 1 milyon nüfus artırmışız, aynı zaman diliminde sığır varlığı ne olmuş? 16 milyon sabit. Koyun varlığı 50 milyondan 44 milyona düşmüş, keçi 20 milyondan 11 milyona düşmüş, her 2 keçiden 1'ini kaçırmışsınız. Manda 1 milyondan 117 bine düşmüş, her 10 mandadan 8'i yok olmuş. Kırmızı et üretimi 2023'te 2 milyon 385 bin ton iken bugün 1 milyon 805 bin ton.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Yalnızca üç yıl içerisinde kırmızı ette 500 bin ton üretim düşmüş, kişi başına kırmızı et tüketimi 7-8 kilograma kadar gerilemiş. Türkiye dünya gıda enflasyonunda ilk beşte, OECD'de açık ara birinci, kendisinden sonra gelen ülkeye 5 katı fiyat farkı atıyor ve siz buralara gelip hâlâ tarımın ve gıdanın iyi olduğunu anlatabiliyorsunuz. Bir rakam daha vereyim, belki bu öğretici olabilir. Bu yılın bütçesinde faize 2 trilyon 740 milyar lira para ayırıyorsunuz. Buna karşılık tarıma ayırdığınız bütçe yalnızca 168 milyar lira. Yani bu memleketin tarımına, çiftçisine, toprağına, faize verdiğiniz paranın yüzde 6'sını veriyorsunuz. Sonra bu kürsülere gelip tarımı bize övebiliyorsunuz. Arkadaşlar, bazı meseleler yalan söylemeye gelmez, bu açlık meselesidir.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, tamamlayın.
GÖKHAN GÜNAYDIN (İstanbul) - Türkiye'de 30 milyon insan açlık sınırının altında yaşıyor, tüketici boyutu böyle. Köyler boşalmış, üretici, çiftçi yaş ortalaması 58'i vurmuş ve biz üretemiyoruz, dışarıdan ithal etmek zorunda kalıyoruz. Bir an evvel bu yalanlardan vazgeçin de hiç olmazsa gerçeklerle yüzleşip ne yapacağınızı ilişkin bir yıllık bir plan yapın çünkü zamanınız bir yıllık, sonrasında gerçek tarımcılar gelecek, bu meseleyi ele alacak. (CHP sıralarından alkışlar)
Çok teşekkür ederim.