GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:93
Tarih:12.05.2026

CHP GRUBU ADINA VELİ AĞBABA (Malatya) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; hepinizi saygıyla selamlıyorum.

Değerli arkadaşlar, bugün bir kanun teklifi görüşüyoruz, bir torba kanun yine. Tabii, bu torba kanunda Türkiye'nin bugün konuşulan hiçbir ihtiyacının olmadığını başında ifade etmek isterim.

Şimdi, sokağa çıktığınız zaman -sağ olsun Cumhuriyet Halk Partisi Grubu her gün sahada- esnaf, KOBİ, iş adamı ne bekliyor? Doğru bir yapılandırma bekliyor ancak kanun teklifinin 1'inci maddesinde otuz altı ay yetmiş iki aya çıkarılıyor ancak bunun yeterli olmadığını herkes biliyor çünkü bu taksitlendirme vergi dairelerine, SGK'ye başvurarak olmuyor değerli arkadaşlar; birçok belge isteniyor -Talat Dinçer iyi bilir- birçok gerekçe gösteriliyor ve bu çok rahat yapılmıyor. Millet, insanlar çok hızlı bir şekilde bir yapılandırmayı bekliyor. Bunu ifade etmek istiyorum.

Ayrıca, bakın, 2025 yıl sonu itibarıyla yaklaşık 3 milyar 737 milyon vergi ve sosyal güvenlik prim borcunun yapılandırmasının yeterli olmadığını söylüyoruz. Bunun niye yeterli olmadığını söylüyoruz? Bakın, arkadaşlar, 3,7 faiz uygulanıyor; 3,7 faiz uygulanıyor; geçmiş dönemlerde bu daha yüksekti; 4,5'ti. Âdeta bir tefeci faiziyle karşı karşıya insanlar; bu uyguladığınız faizle, yapılandırsanız da otuz altı ayı yetmiş iki ay da yapsanız da insanların bunları ödemesi mümkün gözükmüyor.

Bir başka mesele değerli arkadaşlar, madde 4 "Yurt dışından elde eden kazanç ve iratlar için vergi istisnası." Değerli arkadaşlar, ne diyordu Sayın Erdoğan? "Giderlerse gitsinler." Şimdi "Ne olur gelin." diyorlar, "Yeter ki dönün vergi almayalım." diyorlar. Değerli arkadaşlar, gidenlerin gitmesindeki temel saik, temel neden az vergi ödemek değildir. Konuyu vergiye bağlamak, sorunun hâlâ net olarak anlaşılamadığını ortaya koyar. Gidenler demokrasi, adalet, özgürlük için gittiler; siz bunları vadederseniz ve insanlar inanırsa zaten herkes geri döner. (CHP sıralarından alkışlar) Vergi tekniği açısından bu sorunlu bir düzenleme. Gidenler zaten dünyanın gelişmiş ülkelerine gitmişler değerli arkadaşlar; bakın, gidenler dünyanın gelişmiş ülkelerine gitmişler. Amerika Birleşik Devletleri yüzde 19,6 oranında en çok tercih edilen ülke olup özellikle elektrik, elektronik mühendisleri ve teknoloji uzmanları gitmektedir. Peki, burada vergi oranı ne? Yüzde 37 ile yüzde 50 arasında Amerika'da vergi var. Almanya da yüzde 19,4'lük oranla 2'nci sırada yer alıyor -bizim nitelikli bilgisayar mühendislerinin, sağlık çalışanlarının cazibe gördüğü memleket- orada gelir vergisi oranı yüzde 42. Birleşik Krallık'ta, İngiltere'de çok sayıda Türk var, gelir vergisi oranı yüzde 45. Kanada'da gelir vergisi oranı yüzde 50. Hollanda'da gelir vergisi oranı yüzde 45. Yani siz burada vergi vermeden, "Kimseden vergi almıyorum." deseniz de kimse size selam vermez değerli arkadaşlar. Bu açıdan da değerlendirildiğinde, göç eden insanları bu ülkeye çekebilmek için bu anlayışın değişmesi lazım. Bu anlayış ceberut bu anlayış, bu anlayışta hukuk yok, bu anlayışta demokrasi yok, bu anlayışta yargı bağımsızlığı yok, bu anlayışta liyakat da yok. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, tabii, burada, aslında en önemli konu değerli arkadaşlar, varlık barışı. Allah aşkına bu varlık barışının kaçıncısı yapılıyor? 9'uncusu. Niye ihtiyaç duydunuz? Niye ihtiyaç duydunuz? Çünkü sıfırı tükettiniz, sıfırı tükettiniz. (CHP sıralarından alkışlar) Bakın, arkadaşlar, ekonomi çökmüş durumda. Bu, müthiş bir ekonomi dehası vardı ya, hani "Nas, nas" diyordu, "İnancımız gereği." diyordu. Ya, "nas" derken inanç da nası bırakınca inançsız mı oldunuz? Niye devam ettirmediniz bu nası? Madem dinimizde var, niye devam ettirmediniz? Ne oldu? Kur korumalı mevduat sistemi getirdiler, ben Plan ve Bütçe Komisyon üyesi değilim o dönem. Arkadaşlar, bir gece yarısı geldi, Mustafa Elitaş geldi, açıkladı, AK PARTİ Grubunun Plan ve Bütçede büyük bir ekonomi buluşu yapmış gibi elleri patladı alkışlamaktan. Dolar 18'den 12'ye düştü ama o kur korumalı mevduat sistemi itirazlarımıza rağmen... Büyük ekonomist var ya, ne diyordu? "Faiz sebep, enflasyon netice." diyordu ya, onun sayesinde ülke maalesef iflasa sürüklendi. Ardından, değerli arkadaşlar, akıllanmadı bu arkadaşlar. Akıllanmadı, 2024 seçimlerinde, 31 Mart seçimlerinde millet bu kötü yönetime "Dur." dedi, yine anlamadılar. Ne yaptılar? Bu kötü gidişi durdurmak yerine, ekonomiyi düzeltmek yerine, yoksulluğu düzeltmek yerine, fakirliği yok etmek yerine ne yaptılar? Ne yaptılar? Cumhuriyet Halk Partisine savaş açtılar.

19 Mart darbe girişimi, tam 60 milyar dolar o günün parasıyla yakılan para değerli arkadaşlar. Şimdi diyorsunuz ki: "Millet bize parayı getirsin." Elin oğlu size güvenir mi ya? Elin oğlu size güvenir mi? Yurt dışından ya da temiz para getirir mi değerli arkadaşlar? Temiz para gelmez. Bakın, bir taraftan iş adamları paralarını yurt dışına götürüyor, hepiniz de biliyorsunuz. İnsanlar evi nerede alıyor? En kötü ihtimal Yunanistan'dan alıyor, Bulgaristan'dan alıyor. Londra'da gidin Türklerin oturdukları mahallelere buradaki koca koca iş adamları gitmişler, ev alıyorlar.

Değerli arkadaşlar, kimse bu anlayışa güvenmez, kimse bu anlayışa para getirmez. Ayrıca, başka bir mesele: Türkiye'nin en büyük problemlerinden birisi kayıt dışılık meselesi. Bu getirilen yasayla kayıt dışılıkla mücadeleye büyük bir darbe vurulacaktır. Değerli arkadaşlar, bakın, geçmiş dönemde parayı kimler getirmiş, bir iki tane örnek vereyim size. Geçmiş dönemde parayı getiren ne demiş: "Cumhurbaşkanımız 'Yastık altı döviziniz varsa serbestçe tasarruf edin.' deyince ona dayanarak Hollanda'dan paramı getirdim, yatırım yaptım." Kim? Uyuşturucu baronu Çetin Gören. Varlık barışından yararlandı, 2020'de Bataklık Operasyonu'yla cezaevine atıldı. Uyuşturucu baronu Nenad Petrak varlık barışından yararlandı, 2023'te Kartel-2 Operasyonu''yla tutuklandı. Gelen bunlar olacak. Gelen kim olacak? Uyuşturucu kaçakçısı olacak, uyuşturucu baronu olacak, fuhuş baronu olacak. Kim olacak? Kirli para, kara parayı alanlar getirecek, Türkiye âdeta bir kara para cennetine dönüşecek. Bakın "Para nereden gelirse gelsin, yeter ki gelsin." diyorsunuz. "Para fuhuştan mı gelir, uyuşturucudan mı gelir, nereden gelirse gelsin, yeter ki para gelsin." diyorsunuz.

Değerli arkadaşlar, bakın, güçlü bir demokrasi ve adalet sisteminin olmadığı, hukuki öngörülebilirliğin olmadığı, mülkiyet hakkına ilişkin tereddütlerin olduğu bir ülkeye temiz para, helal para gelmez. Bunlar bizim ülkemizde var mı? Bakın, birkaç örnek vereceğim. Bizim ülkemizde hukuk güvenliği var mı, mal güvenliği var mı, namus güvenliği var mı? Bunların hiçbiri yok arkadaşlar. Bakın, kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan insanların malına çökülüyor. Bakın, tekrar söylüyorum: Kesinleşmiş mahkeme kararı olmadan milletin malına çökülüyor. Şu anda Türkiye'nin en büyük şirketi kim, biliyor musunuz Türkiye'nin en büyük şirketi kim? Koç mu Ömer Fethi Gürer? Melih Bey, Sabancı mı? Bilemediniz. Kim biliyor musun Nail Çiler? Sen biliyorsun, iş adamısın. Türkiye'nin en büyük şirketi kim biliyor musunuz? TMSF. Biliyorsunuz, FETÖ'yle mücadele döneminde çıkan bir yasa var, insanların malına kayyum atıyorsunuz, el koyuyorsunuz; bunu da fırsata çevirdiniz, bunu da fırsata çevirdiniz.

Değerli arkadaşlar, bakın, Tele1 denen bir televizyon var, Merdan Yanardağ'ın kurduğu, oğlunun sahibi olduğu bir televizyon. Merdan Yanardağ daha dün yargılanmaya başladı, bugün yargılanma devam ediyor, Tele1 haziran ayında satışa çıkarıldı. Ya, Allah'tan korkmazlar, adamın daha mahkemesi sonuçlanmamış, mahkemesi. (CHP sıralarından alkışlar)

Bakın, bir başka holding değerli arkadaşlar, Ciner Holding, Türkiye'nin en büyük soda sanayisine sahip, yurt dışında büyük yatırımları olan, sizin de geçmişte birlikte iş tuttuğunuz bir holding. Bu holdinge TMSF tarafından el konuldu, daha yargılama yok, hiçbir şey yok, TMSF elindeki bir araziyi üçte 1 fiyatına sattılar, kayyumu kaldırdılar.

Başka bir örnek: Sizin besleyip büyüttüğünüz, hangi ilişkilerinizin olduğunu merak ettiğimiz, sarayın mı başka yerin mi, saraydaki başdanışmanların mı ilişkisinin olup olmadığını merak ettiğimiz bir Can Holding var. Can Holdingin patronu mahkemede diyor ki: "Ben devlet büyükleri ne dediyse onu yaptım. Devlet Büyükleri 'Bilgi Üniversitesini al.' dediler, aldım. Devlet büyükleri 'Özel okulu al.' dediler, aldım. Devlet büyükleri 'Habertürk'ü al.' dediler, aldım, 'Başına şunu getir.' dediler, getirdim." Peki, ne oldu? Biliyorsunuz, çok iddia var bunlarla ilgili, akaryakıt, sigara gibi çok iddia var, birçok iddia var. Zaten bilinen bir şirket, 90'lı yıllardan beri bilinen bir şirket ama sizin döneminizde bir büyümüş ki uçmuş gitmiş. Neyle büyümüş? Akaryakıt kaçakçılığıyla -iddia odur ki, demeyelim ki kesin- sigara kaçakçılığıyla -iddia odur ki- büyümüş ve bunlara devlet büyükleri "Al." demişler, sonra Habertürk'e el koydular, Bilgi Üniversitesine el koydular, diğer kurumlarına el koydular.

Değerli arkadaşlar, başka bir örnek, Ekrem İmamoğlu'nun babası 1980'li yıllardan itibaren ticaret yapan, bir dönem benim de meslektaş olduğum, meslektaş olduğumdan dolayı tanıdığım birisi; Trabzon'da inşaat malzemesi satıyor. Sonra geliyorlar 90'lı yıllarda Beylikdüzü'ne yerleşiyorlar, Beylikdüzü'nde iş yapmaya başlıyorlar ve para kazanıyorlar, zenginleşiyorlar.

Sayın Yenişehirlioğlu, 2014'te Ekrem İmamoğlu Beylikdüzü Belediye Başkanı oluyor...

BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Neden bana anlatıyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Geleceğim şimdi.

2019'da Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor, 2024'te tekrar Büyükşehir Belediye Başkanı oluyor. Bir darbe girişimi neticesinde -ki içi boş olduğunu hep beraber görüyoruz bu duruşmanın, utanıyoruz her gittiğimizde- 19 Mart 2025'te gözaltına alınıp tutuklanıyor. İlk yapılan iş ne biliyoruz arkadaşlar? Sayın Yenişehirlioğlu, ilk yapılan iş Ekrem İmamoğlu'nun tüm şirketlerine, malına mülküne el koymak.

BAHADIR NAHİT YENİŞEHİRLİOĞLU (Manisa) - Neden bana anlatıyorsunuz?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, bunu mafya yapmaz, mafya! (CHP sıralarından alkışlar) Bunu mafya yapmaz! Ya adamın eğer belediye başkanlığından dolayı bir geliri varsa el koy kardeşim, adamın ata, dede mallarına el koyuyorsunuz; bakın, bu mafya düzeninde olmaz, mafya bunu yapmaz!

Başka bir şey, Hüseyin Köksal, Trabzonlu bir iş adamı tanımam, bilmem, adam yıllarca büyümüş, para kazanmış, tekstilcilik yapmış, sonra Ekrem İmamoğlu'yla dost olmuş, dostmuş zaten, sırf Ekrem İmamoğlu'na yakın olduğu için arkadaşlar binlerce insanın çalıştığı şirketlere, Hüseyin Köksal'ın şirketine el konuldu. Bir isim vereceğim, siz tanırsınız, yakın tanırsınız, bakın siz iyi tanırsınız; adam devletin bütün o tanıtım işlerini yapıyor, Turizm Bakanlığının tanıtım işlerini yapıyor, Türkiye'yi dünyaya tanıtıyor, Öykü Ajansı'nın sahibi Necati Özkan. Ne yapmış Necati Özkan? O da maalesef Ekrem İmamoğlu'nun kampanyasında çalışmış, onun da tüm malvarlığına el koydunuz. Sayın Yenişehirlioğlu ya da Sayın Çankırı size söylüyorum: Bakın, sizin babanız zengin, siz de Allah versin daha zenginsiniz, sizin başınıza böyle bir iş gelse ne yaparsınız Allah aşkına? Ne yaparsınız Allah aşkına?

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Sizin çenenizi yoruyor işte.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, sizin babanız da yargılandı, yargılandı, aklandı, bir şey demiyorum. Ya, arkadaş, daha yargı kararı olmadan insanların malına çökülür mü? Bakın bu memlekette hukuk güvenliği olmadığı sürece, yargı güvenliği olmadığı sürece, liyakat olmadığı sürece ne kadar barış yaparsanız yapın, kimse parasını getirmez size.

Değerli arkadaşlar, hukuk yok, yargı bağımsızlığı yok, ekonomik güvenlik yok, yargı yok, bir de ne yok biliyor musun? Sayın Günaydın, Sayın Yenişehirlioğlu ne yok biliyor musunuz? Maalesef utanma yok, utanma. Memlekette utanma yok. (CHP sıralarında alkışlar) Bir mafya düzeniyle karşı karşıyayız arkadaşlar.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Sen nasıl konuşuyorsun?

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, değerli arkadaşlar, şimdi, sizin hepinizin gözüne bakarak, tüm milletvekillerimizin gözüne bakarak birkaç duygumu, düşüncemi sizlerle paylaşmak istiyorum. Değerli arkadaşlar, şu Türkiye'de 1950'lerden beri siyasi partiler arasında rekabet olur, bazen çok sert rekabetler olur, bazen çok büyük rekabetler olur. Bakın, hatırlayın, Demirel ile Ecevit'i, İnönü ile Bayar'ı, Menderes'i, Özal ile İnönü'yü, ardından Mesut Yılmaz'ı, Tansu Çiller'i, Alpaslan Türkeş'i, Erbakan'ı, bunların arasını, hepsinde rekabet vardı? Ama arkadaşlar, bu kadar bel altı, bu kadar ahlaksızca, bu kadar hayasızca bir olayı, dönemi hiç kimse yaşamadı. (CHP sıralarından alkışlar)

Şimdi, bakın, buradan söylemeye utanıyorum, bu yüce Meclisten de kürsüde de ifade etmeyeceğim bunları. Arkadaşlar, milletvekillerimizin, yan yana oturduğumuz milletvekillerinin namuslarına dil uzatılıyor. Bakın, herkesin çoluğu var, çocuğu var. Bugün bir milletvekilimizin oğlu arıyor "Anne, üzülme." diyor. Bu ahlaksızlık, bu hayasızlık, bu namussuzluk, bu şerefsizlik, bu alçaklıktır ya! (CHP sıralarından alkışlar) Ya, arkadaşlar, söylemeye utanıyorum, söylemeye dilim varmıyor. Bunu kim yapıyor, biliyor musunuz? Kim yapıyor, biliyor musunuz Sayın Yenişehirlioğlu? Siz niye burada oturuyorsunuz Sayın Yenişehirlioğlu, niye burada oturuyorsunuz? Gidin, bunu kaldırtın, sorumluluğu da sizin bu Mecliste. Sizle aynı sırada oturuyoruz biz. Sizle siyasi rekabet edebiliriz. Bakın, yarın Allah beni kahretsin, eğer size bir haksızlık olduğu zaman sesimi çıkarmazsam Allah beni kahretsin, Allah beni kahretsin! (CHP sıralarından alkışlar) Ya, şu düzeni görüyoruz musunuz arkadaşlar? İnsanların çalışma arkadaşlarına saldırıyorlar, çalışma arkadaşlarına.

CEYDA BÖLÜNMEZ ÇANKIRI (İzmir) - Siz kendi arkadaşlarınıza...

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ya, ne benim arkadaşım! Ne benim arkadaşım!

ÖZGÜR KARABAT (İstanbul) - Bir dinleyin ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Ne benim arkadaşım! Ne benim arkadaşım! Kimin arkadaşı, kim besliyor? Bakın, size bir şey söyleyeceğim Sayın Bölünmez...(AK PARTİ sıralarından gürültüler)

Bakın, size değil, Sayın Yenişehirlioğlu'na da...

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Ayıp ya!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bir AK PARTİ'li yöneticiye ya da Cumhurbaşkanına birisi bir "tweet" attığı zaman ne oluyor? Ne oluyor?

CEM AVŞAR (Tekirdağ) - Ters kelepçe, ters kelepçe!

VELİ AĞBABA (Devamla) - Adana İlçe Başkanı, Gençlik Kolları Başkanı bir "tweet" attı diye altmış gün cezaevinde kaldı. Ya, bunlara müdahale edecek vicdan yok mu? Vicdan yok mu, vicdan yok mu yahu! (CHP sıralarından alkışlar) Bak, birisi -söylemek istemiyorum, ismini biliyorsunuz- her gün, her gün saldırıyor ya, her gün video çekiyor ve bir grup maalesef alkışlıyor. Hepimizin kızı var, çocuğumuz var, hepimizin ailesi var. Tekrar söylüyorum: Bakın, bu saldırı bizim dönemimizde olsa size, Allah o saldırıyı yapanların belasını versin, biz destekliyorsak Allah bizim de belamızı versin. (CHP sıralarından alkışlar)

Arkadaşlar, hepinizin vicdana sesleniyorum: Yahu, genç kadınların, çalışma arkadaşlarımızın namuslarına dil uzatılıyor arkadaşlar ve maalesef çıt çıkmıyor. Bir kadın yanında birkaçı da var, diyor ya Bölünmez "Sizin içinizdekiler de var." Evet, bizdeki alçaklar da var. Evet ama sizdeki alçaklar bunları koruyor, sizdeki namussuzlar bunları koruyor ama. Ya, buna bir müdahale edilmez mi Sayın Yenişehirlioğlu? Bakın, vicdanınız varsa size sesleniyorum, siz sanatçısınız, size sesleniyorum: Ya, böyle bir iftira olur mu? Böyle bir iftira olur mu arkadaşlar ya? Ne oluyor? Bakın, bu insan Genel Başkanımızın kızının evinin adresini yayınladı. 24 yaşında bir kızı var, evinin adresini yayınladı. Ne oldu, biliyor musunuz? O yetmedi, kızın evinin fotoğraflarını yayınladılar. Peki, bir şey oldu mu? Erişim engeli getirildi mi örneğin veya bir şey yapıldı mı arkadaşlar? Bunu yapanlar cezalandırıldı mı? Yok. Niye? CHP. Çünkü Ce-Ha-Pe'ye savaş açmışsınız. Ama bakın, hepimizin inandığı değerler var.

SİBEL SUİÇMEZ (Trabzon) - Keser döner sap döner.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, hangi değerde, hangi raconda, hangi ahlakta, hangi namusta böyle bir saldırı var ya? Hangi?

Değerli arkadaşlar, bakın, böyle bir... Bakın, ben bir şey demiyorum artık, bir şey demiyorum, Allah'a sığınıyorum. Bakın, vicdan yok, ahlak da mı yok ya? Bu memlekette ahlak da mı tükendi ya? (CHP sıralarından alkışlar) Yahu, siyasi rekabet düşmanlık mı? Siyasi rekabette ahlak olmaz mı ya? Ya, mafya bile bunu yapmaz, mafya!

Başka bir olay, benim ismim geçtiği için rahat rahat söylüyorum. Gözlerinizin içine bakarak konuşuyorum, gözlerinizin içine bakarak konuşuyorum. Cuma günü Malatya'dayım, bir cenazedeyim, dediler ki: "Seninle ilgili bir şey var." "Ne var?" Bir baktım, benimle ilgili birisi itirafta bulunmuş. Neymiş? 1 milyon euro almışım, bana getirmemiş de genel merkezin 6'ncı katına... 6'ncı katını görenin gözü kör olsun. Arkadaşlar, Sayın Yenişehirlioğlu, zavallı birisinin -acıyorum, acıyorum, acıyorum- zavallı bir adamın karısıyla, kendi öz karısıyla, nikâhlı karısıyla çekilen, cep telefonunda bulunan videolar devletteki bir çete eliyle paylaşılıyor arkadaşlar, paylaşılıyor, devletteki bir çete tarafından. Hepimizin eşi var yahu, hepimizin özel yaşamı var! Bu telefondaki görüntüler sosyal medyada geziyor arkadaşlar. Ne oluyor? Adam diyor ki: "Ben ne derseniz deyin imzalayacağım." diyor, bula bula beni buluyor "Veli Ağbaba'ya 1 milyon euro verdim." diyor.

Değerli arkadaşlar, Sayın Yenişehirlioğlu, açıklama yapıyorum, açıklamanın şu kısmında diyorum ki: "Kendisini ilk ve son kez 16 Eylül 2025 tarihinde, babası Muhittin Böcek'i cezaevi ziyareti sırasında tanıdım." Kim var yanımda? Aykut Kaya var, Seyit Torun var, Cavit Arı var, Çetin Osman Budak var. Bunlarla gitmişim "Geçmiş olsun." demişim. Şimdi -içinizdeki bir grup yani size yakıştırmıyorum da onu ama içinizde- akşam televizyon yayınında ahlaksız diyor ki: "Veli Ağbaba yalan söyledi, Gökhan Böcek'i tanıyormuş." diyor. Ya, açıklama yapmışım. Ne zaman? Cuma günü. Cuma günü açıklama yapmışım, ben bu insanı ömrümde bir sefer görmüşüm. Telefonu varsa namussuzum, telefonu varsa bende ben namussuzum ama bu iftira elinizdeki güçle yayılıyor ve bu insan, bakın, zavallı diyorum... Ya, bir insanın aile içi görüntüsü hangi dönemde oldu ya, hangi dönemde oldu! Ve bakın, mafya bunu yapmaz, mafya! Karısıyla Gökhan Böcek'in ifadesini aynı saatte alıyorlar. Birisini İstanbul'da gözaltına alıyorlar, kadını, ne için? Şantaj için.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Teşekkür ederim.

Bakın arkadaşlar, ne için alınıyor? CHP'ye bir şeyler söyle. CHP'yi suçla. Benim bunlar hiç umurumda değil. Bakın, benim hiç umurumda değil ama bu işe üzülüyorum arkadaşlar, bu işe üzülüyorum, bir insan olarak söylüyorum. Bakın, ben, siyasette zaman zaman sert eleştiriler de yapıyorum ama arkadaşlar, kimsenin namusuyla, şerefiyle, oynamadım, oynamayacağız da. (CHP sıralarından alkışlar) Oynamayacağız da! Yarın güç bizim elimizde olsa da rakiplerimize bu şekilde saldırmayacağız. İnsanların ailelerine, insanların çalışma arkadaşlarına saldırmayacağız. Bakın, ben şaşkınım ve dehşet içerisindeyim. Son bir haftadaki yaşadığımız olayları görünce inanamıyorum. Bakın, para bulamadılar, İmamoğlu'nda para bulamadılar, toprakları eştiler, bir şey bulamadılar, şimdi insanların namusuna saldırıyorlar.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

VELİ AĞBABA (Devamla) - Allah'a havale ediyorum, başka bir sığınacak gücüm yok, Allah'a havale ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar) Bunu yapanları da...

Başkanım, bitirebilir miyim?

BAŞKAN - Teşekkür ederiz.

VELİ AĞBABA (Devamla) - Bakın, bunu yapanları da, yayanları da buna sessiz kalanları da Allah'a havale ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)