GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: CHP Grubu önerisi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:93
Tarih:12.05.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Muhterem milletvekilleri, ülkemizde hukukun, iktidarın istediği istikamete sürüklendiğini, hatta siyasi rekabeti dizayn etmek için kullanıldığını görüyoruz ve biliyoruz. Türk hukuk tarihinde ibretlik davalara tanık olmamız bunun en açık kanıtıdır. "Siyasal casusluk" dediğiniz davalar da bunların başında geliyor. Esas casusluk suçu, devletin güvenliğine ilişkin gizli bilgilerin yabancı devletler lehine temin edilmesidir ve aslında ceza hukukunun en ağır, en istisnai suçlarından biridir.

Bakınız, şurada bir belge var; tarih 8 Şubat 2010, Birleşik Krallık Lordlar Kamarası'nda bir toplantı yapılıyor, Türkiye'nin bölgedeki rolü ve geleceği konuşuluyor. Başta "İngiliz ajanı" diye suçlanan, itirafçı Hüseyin Gün burada. Başka kimler var? Dönemin Devlet Bakanı Egemen Bağış, Devlet eski Bakanı Kürşat Tüzmen, Dışişleri eski Bakanı Yaşar Yakış, Türk-İngiliz Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Suat Kınıklıoğlu var, Avrupa Konseyi Parlamenter Meclisi üyesi Nursuna Memecan var. Peki, toplantının bir diğer konuğu kim? Dönemin Başbakanlık Başdanışmanı, bugünün MİT Başkanı İbrahim Kalın. Şimdi soruyorum: Bu fotoğraf karesinden bir ajanlık suçlaması çıkar mı? Çıkarsa da neden sadece Hüseyin Gün'e çıkıyor? Efendim, burada bir de belge 2 var. İşte, bu belge de Hüseyin Gün'ün iddianamedeki savunması. Hâlen süren davanın merkezindeki Hüseyin Gün savunmasında diyor ki: "Devlet bana FETÖ'yle mücadele yetkisi verdi. Ben devlet adına, Hükûmetin bilgisi dâhilinde faaliyet yürüttüm." İmza kim? Fuat Oktay, o zamanki Başbakanlık Müsteşarı. "Ülke ilişkilerini ve tanıtımını yönlendirme, yönetme ve idare etme konusunda Türk Hükûmeti adına tam yetkiye sahiptir." diyor. Şimdi soralım: Dün devlet adına çalışan bir kişi bugün nasıl bir anda yabancı devlet hesabına casus ilan ediliyor? Eğer ortada suç varsa o dönemde verilen yetkilerin hesabını sormak gerekmez mi? Eğer ortada suç yoksa bugün hangi suçlamayla bu insanlar hedef hâline getiriliyor? Bu çelişki bile tek başına davanın hukuki değil, siyasi saiklerle yürütüldüğüne dair ağır bir kuşku oluşturmuyor mu?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Tamamlayayım efendim.

BAŞKAN - Tamamlayın lütfen.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - İmamoğlu davası da başta olmak üzere, bakıyoruz, ortaya hâlen, daha devlet sırrı olduğu söylenen herhangi bir belge çıkmış değil. Hangi gizli bilgi, hangi yabancı devlete verilmiştir, o da ortada yok ama buna rağmen demokratik siyasetin olağan faaliyetleri, seçim çalışmaları, iletişim ilişkileri ve gazetecilik faaliyetleri casusluk torbasının içine atılıyor. Oysa, hukuk devletinde somut delillerle konuşulur iddialarla değil, imalarla değil, siyasi saiklerle hiç değil.

O nedenle, önergeyi destekliyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti, CHP ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)