GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:92
Tarih:07.05.2026

İYİ PARTİ GRUBU ADINA AYYÜCE TÜRKEŞ TAŞ (Adana) - Sayın Başkan; kıymetli milletvekilleri; Resmî Gazete'de yayımlanan Türkiye'nin Somali'ye yapacağı 30 milyon dolarlık hibeyle ilgili İYİ Parti adına söz almış bulunmaktayım.

Somali başta Sayın Cumhurbaşkanı olmak üzere AK PARTİ milletvekillerinin çok sevdiği ve özel ilgi gösterdiği bir ülke olduğu için Meclisimizin de gündeminde sık sık yer almaktadır. Somali Afrika Boynuzu'nda yer alan, uzun sahil şeridine ve stratejik konuma sahip ancak on yıllardır süren iç savaş, terörizm, aşırı yoksulluk ve şiddetli kuraklık gibi krizlerle boğuşan güvenlik riski çok yüksek olan bir ülkedir. Nüfusun büyük çoğunluğu yoksulluk sınırının altında yaşamakta olup öyle ki nüfusunun yaklaşık yüzde 70'i günlük 2,17 doların altında gelire sahiptir. Ülke aynı zamanda siyasi istikrarsızlık ve kabile savaşları nedeniyle de başarısız bir devlet olarak nitelendirilmektedir. Ayrıca, çok ilginç bir özelliği daha vardır, o da Yolsuzluk Algısı Endeksi'nde 182 ülke içerisinde 181'inci sıradadır. İşte, biz böyle bir ülkeye birkaç gün önce 30 milyon dolar yani 1 milyar 355 milyon TL bağış yapma kararı aldık ve bu karar Erdoğan'ın imzasıyla Resmî Gazete'de yayınlandı. Önümüzdeki hafta da bir başka anlaşma Gazi Meclisin onayına sunulacak gibi ve kabul edilirse İncek'te 5 bin metrekarelik bir arsayı Somali'ye hibe edeceğiz ve bununla beraber 3 bin metrekare büyüklüğünde büyükelçilik binaları inşa edip hediye edeceğiz. Somali bizim için o kadar önemli ki Sayın Cumhurbaşkanımız da açıkladı, son on yılda Somali'ye yaptığımız hibe 1 milyar doları aşmış durumda. Öyle ki Türkiye yaptığı bu dış yardımlardan ötürü dünyada da en çok dış yardım yapan ilk 5 ülke arasına girmiştir.

Çok ilginç, kendi çiftçisinin borcunu görmeyen, başka ülkeye nasıl hibe veriyor acaba? Kendi emeklisinin açlığını görmeyen, dışarıda nasıl cömertlik taslıyor acaba? Kendi gencine gelecek sunamayan dünyaya nasıl gelecek vadeden ülke oluyor; bunu da anlamak gerçekten zor. Bu ülkede asgari ücrete ara zam yapılması konuşulunca "Kaynak yok." deniliyor; "Emekliye seyyanen zam..." denilince "Bütçe disiplini var." deniliyor; "Çiftçiye kanuni destek..." denilince "Mali imkânlar sınırlı." deniliyor ama bakıyoruz, söz Somali'ye gelince kaynak var, dış yardıma gelince kaynak var, başka ülkelerde "liman, havalimanı, askerî üs, petrol arama, balıkçılık lisansı" denilince kaynak var. Biz de bir soru sormak istiyoruz net olarak: Bu kaynağı nasıl ve nereden sağlıyorsunuz? Ayrıca, daha önceden de söylediğim gibi, Somali, dünyanın yolsuzluk algısı bakımından en sorunlu ülkelerinden biri. Yine sormak istiyoruz, bunun da bizim görevimiz olduğunu düşünüyoruz: Böyle bir ülkeye yapılan hibelerin denetimi nasıl yapılıyor, bu paralar nereye harcanıyor? Harcanan bu paraların, yapılan bu hibelerin takibini kim yapıyor, nasıl yapıyor? Acaba Türk milletinin vergisinin hesabını kim verecek? Burada, biliyor musunuz, Türkiye'nin arazi ve... Bu arada şunu da vurgulamak istiyorum, biraz önceki hatip de söyledi: Türkiye'nin arazi ve bina olarak en büyük büyükelçiliği de Mogadişu'da, bunun da ne anlama geldiğini işin açıkçası merak ediyoruz. Tüm bunlara bakınca diyoruz ki: Amacımız Somali'de faaliyet yürüten belirli şirketlerin ticari imtiyazları ve belli stratejik alanlarını güvence altına almak mı? Mesela Mogadişu Limanı'nın işletilmesi ve rehabilitasyonu için Albayrak Grubuna on dört yıllık sözleşme verildiği uluslararası kaynaklarda yer alıyor. Albayrak Grubunun da Sayın Erdoğan'la yakın bağları bulunduğu uluslararası medya sahipliği izleme kanallarında yine ifade ediliyor. Böyle şeyleri duyunca da şunu sormamak elde değil: Milletin vergileri yardım kılıfıyla başka coğrafyalarda nüfuz alanını kullanmak, imtiyaz düzeni oluşturmak ve belli çevrelere yeni kazanç kapıları açmak için mi kullanılıyor? Bunun adı yardımseverlik değil sayın milletvekilleri. Bu, düpedüz milletin alın terini dış politikada gösteriş malzemesi yapmaktır. Bakınız, mesele sadece Somali değildir, mesele bir zihniyettir. Bu zihniyet köylünün merasını görmez, maden şirketinin ruhsatını gördür. Çiftçinin traktörünü görmez, yandaşın ihalesini görür. Sanayicinin KDV alacağını görmez, dışardaki imtiyazı görür. Bu zihniyetin adı "üretim ekonomisi" değildir. Bu zihniyetin adı "millî ekonomi" hiç değildir. Bu, olsa olsa milletin kaynaklarını önceliksiz, denetimsiz ve savruk kullanan el iyisi iktidar anlayışıdır. Bu iktidar artık milletin önceliklerini kaybetmiştir; millet ekmek diyor iktidar vitrin diyor, millet üretim diyor iktidar gösteriş diyor. Kıymetli milletvekilleri, dış yardımlar Meclis denetimine kesinlikle açılmalıdır, hibe anlaşmaları şeffaf biçimde kamuoyuna açıklanmalıdır. Hangi ülkeye ne kadar kaynak aktarıldığı, hangi amaçla verildiği, nasıl denetlendiği kesinlikle millete anlatılmalıdır. Somali'de faaliyet yürüten Türk şirketlerinin aldığı imtiyazlar, sözleşmeler, gelir paylaşımı ve kamu bağlantıları açıklanmalıdır. Liman, hava limanı, enerji, petrol, balıkçılık, savunma ve eğitim alanındaki tüm anlaşmalar Meclis bilgisine sunulmalıdır çünkü bu para sarayın parası değildir, bu para iktidarın parası değildir, bu para bir avuç şirketin parası hiç değildir, bu para Türk milletinin alın teridir, o yüzden hesabı da millete kesinlikle verilmelidir. Kendi evladının sofrası boşken başkasına ziyafet veren anlayışa denilecek tek şey; el iyisi, ev kötüsü. İşte bu iktidarın özeti de budur. Dışarıda cömert, içeride cimri; dışarıda merhametli, içeride duyarsız; dışarıda güçlü görünmeye çalışan, içeride milletin yoksulluğa mahkum eden bir iktidar. Önce millet, önce Türk gençliği, önce bu vatanın evlatları çünkü devletin namusu önce kendi vatandaşına karşı olan sorumluluğudur. Söz Somali'ye gelmişken, bilmem hatırlar mısınız, bu senenin başında Somali'de uzay üssü kuracağımızı hem Sayın Sanayi Bakanı hem de Sayın Cumhurbaşkanı duyurmuştu, hatta Sayın Cumhurbaşkanı bu projenin 3 aşamalı olacağını ve ilk aşamasının tamamlandığını söylemişti. Acaba orada hâlihazırda durum nedir, bununla ilgili de bilgi istiyoruz. Türk milleti bunu gerçekten merak ediyor.

Yine, ayrıca, Nisan 2026 itibarıyla Somali'ye sondaj faaliyetleri için giden Çağrı Bey sondaj gemisine Türk donanmasına bağlı 3 tane gemi de eşlik etmişti; Somali açıklarında, özellikle Mogadişu yakınlarındaki Curad-1 kuyusu bölgesinde bulunduğunu biliyoruz bu gemilerin. Acaba orada durum nedir, petrol bulunmuş mudur; Türk milleti bunu da merak etmektedir. Oraya bu gemilerin gitmesinin, orada park etmesinin maliyeti nedir? Daha ne kadar orada kalacaklardır? Bunlarla ilgili detaylı bilgiyi de beklemektedir.

Enflasyonla boğuşan, ekonomik krizi bir türlü çözemeyen ve hatta bölgemizdeki ateş sonucu enerji maliyetlerini de sık sık dile getiren Hükûmet için gerçekten burada petrol bulunmasının önemli olduğunu düşünüyoruz; oradan güzel haber gelmesi de hepimizi mutlu edecek diyoruz; inşallah, o haber seçime yakın gelmez diye de sözlerimize eklemeden edemiyoruz.

Ben de sözlerime son vermeden önce, Türkiye'nin içinde bulunduğu hayat pahalılığı, geçim derdi ve ekonomik zorlukların her geçen gün daha fazla hissedildiği bu dönemde en büyük yükü de çoğu zaman sessizce omuzlayan, insanın en zor anında sığınabildiği ilk ve tek kucak olan annelerimizin ve tabii ki başta da şehit annelerimiz olmak üzere bütün annelerimizin Anneler Günü'nü yürekten kutluyorum ve Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti sıralarından alkışlar)