GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:92
Tarih:07.05.2026

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Bursa) - Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; teklifin 29'uncu maddesi ilk bakışta teknik bir düzenleme gibi görünmektedir ancak aslında, kamu yönetiminde denetim ve teftişin yapısını yeniden tartışmaya açan bir düzenlemedir bu. Bu maddeyle birlikte, Maliye Bakanlığında daha önce millî emlak kontrolörü olarak denetim ve teftiş görevlerinde bulunmuş ve hâlen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında idarecilik yapmakta olan bir kısım personelin görevlerinin sona ermesine müteakip müfettiş veya başmüfettiş olarak atanmasına imkân getirilmektedir ancak eğer denetim ve teftiş sistemi güçlendirilecekse bu, genel bir reformla yapılmalıdır; şayet hak kaybı giderilecekse bu parçalı düzenlemelerle değil, bütüncül bir yaklaşımla olmalıdır. Burada yapılan düzenleme teknik gibi görünse de özünde sadece sınırlı sayıda yani 5 kişiyi ilgilendirmektedir. Oysa bu düzenlemede kapsam dışında kalan, daha önce Maliye Bakanlığında maliye uzmanı unvanıyla denetim ve teftiş yetkisini haiz görev yapmış ve hâlen Çevre ve Şehircilik Bakanlığında idarecilik yapmakta olan 14 kişiyi kapsaması gerekmektedir ama bunu kapsamıyor. Bizim önerimiz açıktır: Sorun varsa çözüm kişiye özel olmamalı, geride de mağduriyet yaratmamalıdır. Dolayısıyla teklif edilen düzenlemede hukuka uygunluk için değişiklik yapılması elzemdir. Yeni bir Anayasa Mahkemesi iptal kararına yol açacak bir yanlışlığa da düşülmemelidir. Bu düzenlemenin başka bir handikabı da boş kadro olmasa bile hukuka aykırı bir şekilde yeni kadroların ihdasına izin vermektedir.

Değerli milletvekilleri, hukuk devleti kişiye özel düzenleme yapmaz, yapmamalı; genel, objektif ve somut kurallara göre düzenleme yapmalıdır. Ancak burada farklı bir tablo var; ayan beyan ortada ki sadece birkaç kişi için özel bir düzenleme yapılıyor. Gerekçede Anayasa Mahkemesi kararı da hatırlatılıyor. Evet, doğrudur, konuyla ilgili 2023'te iptal edilen bir düzenleme var ama bu düzenlemenin yerine benzer bir sonuca yol açacak yeni bir düzenleme koymanın çok daha ciddi hukuki sonuçlar doğuracağı da aşikârdır. Bu düzenleme kurumda planlamayı zayıflatmakta, kadro dengesini geri plana itmektedir, "önce atama, sonra kadro" anlayışını ortaya çıkarmaktadır. Hâlbuki önce kadro açılır, atama arkasından gelir. Bizim itirazımız nettir: Devlet bürokrasisi kişilere göre şekillenmez, kişiler değişir ama kalıcı olan kurumlardır. Ezcümle, teklifin verdiğimiz önergeye göre yeniden düzenlenmesini talep ediyoruz.

Sayın Başkan, muhterem milletvekilleri; son yapılan araştırmalar gösteriyor ki insanlar artık sadece sosyal hayatından değil, mutfağından da kısmaya başladı. Sendikaların açıkladığı raporlara göre en fazla kısıtlama yüzde 15,9'la sosyal hayatta yaşandı ama ardından giyim ve asıl alarm vermesi gereken gıda kısıntısı geliyor. Vatandaş tam yüzde 13,3 oranında gıda ve market alışverişlerinden kısmaya başlamış. Bu, ne demektir biliyor musunuz? Tasarruf sırası temel ihtiyaç maddelerine kadar gelmiş. Bir insanın hayatını idame ettirebilmesi için gerekli olan gıda ihtiyacını karşılayamamasını düşünebiliyor musunuz? Bu, zaten geçim derdindeki insanımızın artık sofradaki ekmeği hesaplaması anlamına geliyor.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

YÜKSEL SELÇUK TÜRKOĞLU (Devamla) - Bu, aynı zamanda, çocuğunun beslenmesini düşünmesi demektir, pazara çıkarken cebindeki paradan korkması demektir. İktidarın uyguladığı sözde istikrar programı emeklinin, asgari ücretlinin, esnafın zaten belini bükmüştür. Vatandaş gıdasından bile kısmaya başladıysa bu artık ekonomik veri değil, sosyal çöküş alarmıdır. Ülkenin bu noktaya gelmesinde sorumlu bulunan iktidar partisi ve destekçilerinin biz nerede hata yaptık demeleri için artık çok geçtir. Milletin öncelikli derdi önce geçim ama dermanı da behemehâl seçimdir. Boğazından kısmaya başlayan vatandaşın bir sonrası herhâlde ölümdür.

Heyeti saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)