GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:92
Tarih:07.05.2026

OSMAN CENGİZ ÇANDAR (Diyarbakır) - Sayın Başkan, değerli arkadaşlar; Türkiye'nin Dreyfus davası diye nitelediğim çok büyük bir hukuk ve aynı zamanda vicdan sorunu hâline gelmiş olan ve düzeltilmediği takdirde Türkiye'nin gelecekte altından kalkamayacağı çok önemli bir konuyu dikkatinize getirmek istiyorum: Narin Güran davası. Hatırlarsınız, 21 Ağustos 2024'te Diyarbakır'ın Tavşantepe adlı köyünde Narin Güran adlı 8 yaşında güzelim bir kız çocuğu ortadan kayboldu. Bütün Türkiye günlerce, haftalarca Narin Güran ismiyle yattı kalktı ve Narin Güran'ın cesedi on dokuz gün sonra parçalanmış bir hâlde bulundu. Konuya ilişkin soruşturma ve yargı Türkiye'de pek rastlanmadık bir hızla sonuçlandı. Narin'in annesi, bir kardeşi ve amcası ömür boyu ağırlaştırılmış hapis cezasına çarptırıldı, konu kapatılmak istendi, konunun kapanması istendi. Misli görülmemiş bir hukuk cinayeti işlendi. Narin Güran'ın bedenine teması ispatlanan tek kişinin verdiği ve tam 7 kez, evet, tam 7 kez değiştirdiği ifadeyle aileye ceza verdiler. Bu, görülmemiş bir zulümdür. Evladı, biricik kız çocuğu hunharca öldürülmüş bir annenin, bir kardeşin, bir amcanın hiçbir şekilde suçları bulunmadığı hâlde ömür boyu hapse mahkûm edilmeleri nasıl bir şey ve bundan daha feci ne olur, bir düşünün. Kendisi Diyarbakırlı olan Cumhuriyet Halk Partisi İstanbul Milletvekili Türkan Elçi arkadaşımız dün bu kürsüden aile mensuplarına birbirlerinin gözleri önünde işkence yapıldığını anlattı ve ben burada şimdi açıklayacağım konuyu ilk kez açıklıyorum. Ailenin iki yıldır büyük acı çekerek hukuk mücadelesi sürdürmeye çalışan mensupları bana ulaştılar. İl milletvekili olduğumu, Diyarbakır milletvekili olduğumu ve yaşamı başımı göz önüne alarak "Derdimize siz çare olabilirsiniz. Kalan tek umudumuz sizden isteyeceğimiz bir şeyi yapmayız." dediler. "Nedir o?" diye sordum. "Cumhurbaşkanıyla görüşmeniz; sizi dinler, eğer siz ona anlatırsanız, o, bu konuya el koyarsa çözer." diye cevapladılar. Buna nereden hüküm verdiler, hükmettiler bilmiyorum. Çaresizliğin vardığı noktayı görüyor musunuz? Cumhurbaşkanına Türkiye Büyük Millet Meclisi kürsüsünden bu vesileyle seslenmeyi daha uygun görüyorum: Sayın Recep Tayyip Erdoğan, lütfen, bu konuya el atınız. Sakın Aile Bakanınız ve Külliye'de ismini vermeyeceğim ama kim olduğunu gayet iyi bildiğiniz kişinin size verdikleri bilgiye, bilgilere itibar etmeyiniz. Onlar sizi hep yanılttılar ve hepiniz sayın milletvekilleri, lütfen, zaman ayırın ve Youtube'da "140journos" adlı bir yayıncının "şeytantepe" başlıklı belgeselini ve bu hafta pazartesi günü "T24" adlı internet sitesinde yayınlanmış olan DEM PARTİ Diyarbakır Milletvekili Sevilay Çelenk arkadaşımızla yapılmış söyleşiyi okuyunuz. Sevilay Çelenk, Narin Güran davasını en iyi bilen, başından beri izlemiş, yazılı her şeyi incelemiş bir arkadaşımız. Orada bu davayla ilgili her şeyi öğreneceksiniz. Yargılanmanın iadesi gerekiyor arkadaşlar. Adalet Bakanlığının Narin Güran davasında yargılanmanın iadesi yolunu araştırmasında, konuya el atmasında yarar var ve Sayın Cumhurbaşkanı, bu konuya -tekrar edeyim- Aile Bakanını ve Külliye'yi dinlemeden bizzat siz el atın.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin.

OSMAN CENGİZ ÇANDAR (Devamla) - Tamamlıyorum.

Ve siz Sayın Cumhurbaşkanı, doğru adreslere giderseniz Türkiye'nin Dreyfus davasının çözülmesine katkıda bulunmanız ve eşi görülmemiş bir adaletsizliği ortadan kaldırmanız ve Narin Güran'ın ruhunu şad etmeniz mümkün olacaktır. Aksi hâlde, bu konuda yan çizen herkes günaha iştirak etmiş olacak ve vebal altında kalacaktır.

Genel Kurula saygılar sunuyorum. (DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)