GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu:
Yasama Yılı:4
Birleşim:92
Tarih:07.05.2026

DEM PARTİ GRUBU ADINA YILMAZ HUN (Iğdır) - Teşekkürler Sayın Başkan.

Değerli milletvekilleri, şeker fabrikalarının durumu ülkedeki tarım politikalarının nasıl çökertildiğinin, üreticinin nasıl yalnız bırakıldığının ve kamusal birikimin nasıl sermayeye devredildiğinin göstergesidir. Şeker fabrikaları üretimin, istihdamın, köylünün ve bölgesel kalkınmanın temel dayanaklarından biriydi. Şeker pancarı üretimi çiftçinin toprağında kalmasını sağlayan ve kırsal göçü azaltan, yerel ekonomiyi canlı tutan stratejik bir üretim alanıydı. Ancak yıllardır uygulanan yanlış tarım politikalarıyla bu yapı bilinçli bir şekilde tasfiye edilmiştir. Şeker fabrikalarının özelleştirmesiyle birlikte kamu yararı tamamen göz ardı edilmiştir. Özelleştirilen şeker fabrikalarının ve taşınmazların ihale süreçlerinin ne kadar şeffaf yürütüldü hâlen tartışmaya açıktır. Türkiye'de şeker üretimindeki düşüş tesadüf değildir. Bunun temel nedenlerinden biri kota politikalardır. Yıllardır pancar üreticisine dayatılan kotalar çiftçinin üretimden kopmasına neden olmuştur. Üretici ne ekeceğini, ne kadar satacağını, emeğinin karşılığını alıp alamayacağını bilemez hâle gelmiştir. Bir yandan mazot, gübre, elektrik fiyatları katlanmış, diğer yandan üretici kota kıskacına alınmıştır. Sonuç olarak köylü üretimden çekilmiş, tarım, şirketlerin ve ithalat politikalarının insafına terk edilmiştir. Bunun en somut örneklerinden biri de seçim bölgem Iğdır Ovası'dır. Bir zamanlar Iğdır Ovası'nda ciddi düzeyde şeker pancarı üretimi yapılırdı. Iğdır'ın verimli toprağı, uygun iklimi ve üretim kültürü sayesinde bölge çiftçisi pancar üretiminden geçimini sağlayabiliyordu ancak kota uygulamayla birlikte üretim adım adım tasfiye edildi, çiftçiye "Sen bu kadar üretime üretebilirsin." denildi. Nakliye maliyetleri arttı, alım garantileri zayıfladı, destekler yetersiz bırakıldı. Bu uygulamalar nedeniyle Iğdır Ovası'nda şeker pancarı üretimi tamamen durmuş durumdadır. Bu, sadece ekonomik bir mesele değildir, aynı zamanda sosyolojik bir yıkımdır çünkü üretimin durduğu yerde işsizlik büyüdü, gençler göç etmek zorunda kaldı, köyler boşaldı. Bugün Iğdır'da yaşanan tam olarak da budur. Tarım, piyasaya terk edilemez. Gıda güvenliği şirketlerin kâr hırsına teslim edilemez. İktidar yıllardır tarımı tanımak yerine özelleştirmeyi tercih etti, kamu eliyle üretimi güçlendirmek yerine ithalat politikalarına sarıldı, çiftçiyi desteklemek yerine büyük sermaye gruplarını korudu. Türkiye'nin birçok yerinde olduğu gibi Iğdır'da da üreticinin toprağını terk etmesinin temel nedeni budur. Ayrıca, özelleştirme süreçlerinin hangi kriterlere göre yürütüldüğü, ihalelerin gerçekten rekabetçi olup olmadığı, kamunun zararına olup olmadığı hâlâ net değildir. Eğer bu özelleştirmeler kamu yararı için yapıldıysa üretim neden düştü?

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun.

YILMAZ HUN (Devamla) - Neden Iğdır Ovası gibi üretim potansiyeli yüksek bir ovada pancar üretimi tamamıyla tasfiye edildi?

Bu nedenle önümüzdeki araştırma önergesinin önemli buluyoruz ancak gerçek bir araştırma yürütülecekse bunun sadece teknik bir inceleme değil, aynı zamanda yıllardır uygulanan neoliberal tarım politikalarının yarattığı tahribatın da sorgulanması gerektiğini ifade ediyoruz. Çünkü mesele sadece şeker değildir, mesele üretimdir, emektir, köylünün toprağında kalabilmesidir, Iğdır Ovası'nın yeniden üretimle buluşabilmesidir. Ayrıca, özelleştirilen şeker fabrikalarının sahip olduğu taşınmazların akıbeti ne oldu? Kimlere ne kadar değerde satıldı? Değerinde satılıp satılmadığının araştırılmasını da önemli buluyoruz.

Bu açıdan, YENİ YOL Grubunun araştırma önergesini desteklediğimizi belirtiyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (.DEM PARTİ ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)