| Konu: | Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
NURTEN YONTAR (Tekirdağ) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 250 sıra sayılı Kanun Teklifi'nin 22'nci maddesi üzerine söz aldım. Yüce heyetinizi saygıyla selamlarım.
Bu maddeyle, zemin ve temel etütleri de yapı denetimi kapsamına alınmakta, bu alanlardaki ihlaller için idari yaptırımlar getirilmektedir. Ayrıca, ceza alan yapı denetim kuruluşu sahipleri ve sorumlu teknik personelin zemin etüt firmalarında görev alması veya ortak olması engellenmektedir. Teklifin adının, evet "Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik" olması sizleri yanıltmasın, teklif 15 ayrı kanunu ve 1 kanun hükmünde kararnameyi değiştiren 31 maddelik klasik bir iktidar torbasıdır. Torbanın içinde tapu, çevre, TOKİ, imar, yapı denetimi, belediyeler, afet konutları, hazine taşınmazları, var da var. Bu bir yasa yapma sürecinden ziyade konu bütünlüğünden, yasama tekniğinden, etki analizinden, müzakere ciddiyetinden yoksun bir torba kanun pratiğidir. Hukuk devleti aşındırılmakta, Meclis etkisizleştirilmekte, yerel yönetimler giderek artan bir vesayet altına alınmaktadır.
Değerli milletvekilleri, AKP iktidarı, önce sorunu yaratıyor, sonra torba kanunla yamıyor, orada da bir patlak oluştuğunda başka bir torbayla ek yama yapıyor; işte, iktidarın yasa yapma anlayışı maalesef ki budur, yama, yama, yama! Tapu Kanunu, İmar Kanunu, Çevre Kanunu, 375 sayılı Kanun Hükmünde Kararname defalarca değiştirilmiş. Evet, arkadaşlar, maalesef ki hukuk devleti böyle yönetilemez.
Teklifin bazı maddeleri çok vahimdir; örneğin 11'inci maddeyle sosyal konut alanı gerekçesiyle Bakanlığa acele kamulaştırma yetkisi veriliyor. Acele kamulaştırma olağanüstü bir durumda verilir; savaşta, afette, çok acil kamu yararı durumlarında başvurulması gereken istisnai bir yöntemdir ama siz bunu olağan hâle getiriyorsunuz. Vatandaşın toprağına, tarlasına, evinin tapusuna "sosyal konut" diyerek hızla el koyacaksınız, sonra da buna "kamu yararı" diyeceksiniz. Kamu yararı vatandaşın hakkını ezmenin kılıfı olamaz, tapu devri bir kişinin iki dudağının arasında hiç olamaz.
17'nci madde ise açıkça yerel yönetimlere siyasi vesayet düzenlemektedir. Belediyelerin şirket kurması, ortak olması, sermaye koyması Cumhurbaşkanı iznine bağlanmıştır. Bu ne demek? "Benim düşüncemde değilsen, bana itaat etmiyorsan seçilmiş belediye başkanı da olsan meclis üyesi de olsan sen halktan yetki aldın ama ben izin vermezsem hizmet üretemezsin." demektir.
Değerli arkadaşlar, bu maddeyle yerel yönetimler merkezî idarenin memuru gibi görünüyor, özellikle muhalefet belediyelerinin eli kolu bağlanmak isteniyor. Evet, kreş açan, sosyal destek veren, kadın kooperatifleriyle çalışan belediyeler sizi rahatsız ediyor, biliyoruz çünkü mesele hukuk değil, siyasi kontrol meselesidir. Sandıkta kazanamadığınız belediyeleri kanunsuzca etkisizleştirip çalıştırmıyorsunuz. Bu, milletin iradesine saygısızlıktır.
18 ve 19'uncu maddelerde Bakanlığa hazine taşınmazları ve kamu idarelerine tahsisli mallar üzerinde çok geniş yetkiler veriliyor. "Atıl taşınmaz" diyorsunuz ama neyin atıl sayılacağı açıkça tanımlanmıyor, "Etkin kullanılmıyor." diyorsunuz ama ölçüt koymuyorsunuz, sonra da bu taşınmazların Bakanlık eliyle devrinin, satışının, gelir paylaşımının önünü açıyorsunuz. Dün "ihtiyaç fazlası" dediğinize bugün "atıl" diyorsunuz, yarın belki başka bir kavram bulursunuz ama sonuç asla değişmiyor. Kamu mallarını satarak yok ediyorsunuz. Cumhuriyet kazanımlarını sata sata maalesef hâlâ bitiremediniz. Tekirdağ Süleymanpaşa'da, Ergene'de, Saray'daki sağlık alanlarını "ihtiyaç fazlası ve atıl" diyerek satışa çıkardığınız gibi ama biz Tekirdağ halkı olarak buna asla müsaade etmeyeceğiz.
Çevre Kanunu'na ilişkin düzenlemelerde de benzer sorunlar var. Çevreyi koruması gereken mekanizma piyasa ilişkilerine teslim ediliyor.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
NURTEN YONTAR (Devamla) - Sayın Bakan, çevre danışmanlık hizmeti veren firmanın hizmet verdiği firmayı denetlemesi doğru değildir. Çevre denetimi kamusal bir görev olup özel firmaların iyi niyetine asla bırakılamaz.
Değerli milletvekilleri, afet konutları ve kentsel dönüşüm başlıklarında da ciddi kaygılarımız var. Afetzedelerin barınma hakkı elbette korunmalıdır ancak Kentsel Dönüşüm Başkanlığına geniş mali ve idari yetkiler verilmesi doğru değildir. Afet yönetimi sosyal devlet sorumluluğunda olup gayrimenkul yönetimi ve satış mekanizmasına dönüştürülemez. OHAL koşullarında üretilen yetkiler olağan döneme taşınamaz.
Bu teklife Meclisin müzakere gücünü zayıflattığı, yerel yönetimlerin idaresini sınırladığı, mülkiyet hakkını tartışmalı hâle getirdiği, çevre denetimini bozduğu ve kamu taşınmazları üzerinde denetimsiz bir tasarruf alanı açtığı için karşıyız.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun.
NURTEN YONTAR (Devamla) - Sosyal konuta, yapı güvenliğine, dijital dönüşüme, bürokrasinin azaltılmasına, çevrenin korunmasına karşı değiliz, biz hukuk devletinin budanmasına karşıyız. Kanun yapmak akıl, şeffaflık, etki analizi, Anayasa'ya sadakat, halkın iradesine saygı ister. Bu teklif bu şartların hiçbirini taşımıyor. Devlet, vatandaşın tapusuna gölge düşürerek güçlenmez. Meclis, torba yasalarla büyümez. Yerel yönetimler vesayetle değil özgür iradeyle hizmet üretir.
Hukuk devleti iktidarın ihtiyacına göre eğilip bükülen bir metinler manzumesi değildir diyor, Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (CHP, İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)