| Konu: | |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
MEHMET AKALIN (Edirne) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; 21'nci madde üzerindeki konuşmamda ülkemizin gerçek gündemlerinden olan geçim sıkıntısı ve konut edinmeyle ilgili görüşlerimi ifade etmek istiyorum.
Evet, bugün net asgari ücret 28.075 lira. TÜRKİŞ verilerine göre açlık sınırı 34.587 lira, yoksulluk sınırı ise 112.661 lira seviyesindedir. Bekar bir çalışanın aylık yaşam maliyeti 44.000 liranın üzerine çıkmış durumdadır. Bu tablo bize şunu göstermektedir: Ortalama bir çalışan, tam zamanlı olarak çalıştığında yalnızca temel ihtiyaçlarını karşılayacak gelire ulaşamıyor, hatta bu seviyenin belirgin biçimde altında kalıyor.
Enflasyon tarafına baktığımızda, TÜİK yıllık enflasyonu yaklaşık yüzde 32 olarak açıklıyor ancak gıda fiyatlarındaki yıllık artış yüzde 40'ları buluyor. Vatandaşın en çok harcama yaptığı alanlarda fiyat artışı daha yüksek olduğu için hissedilen enflasyon ile açıklanan enflasyon arasında ciddi bir fark oluşuyor. Sonuçta bu durum, maaşların kâğıt üzerindeki değerlerini korusa bile, günlük hayattaki alım gücünü sürekli aşağı çekiyor.
Gelir dağılımına baktığımızda da tablo daha da belirginleşiyor. TÜİK verilerine göre en zengin yüzde 20 toplam gelirin yaklaşık yarısını alırken en yoksul yüzde 20 yalnızca yüzde 6 civarında pay alıyor. Yani ekonomide üretilen gelirin önemli bir bölümü dar bir kesimde toplanırken toplumun geniş kesimleri sınırlı bir payla yaşamını sürdürmeye çalışıyor. Bu durum ekonomik büyümenin toplumun geneline dengeli şekilde yansımadığını ortaya koymaktadır.
Konut ve kira tarafında ise baskı daha da artmaktadır. Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankası verilerine göre konut fiyatları yıllık yaklaşık yüzde 26 artarken yeni kiracılar için kira artışı yüzde 34 seviyesindedir. Büyükşehirlerde ortalama kira bedelleri 25-30 bin lira aralığına ulaşmış durumdadır. Bu, asgari ücretle çalışan bir kişinin gelirinin neredeyse tamamını barınmaya ayırması anlamına gelmektedir. Geriye kalan tutarla gıda, ulaşım, faturalar ve diğer zorunlu harcamaların karşılanması ise her geçen gün daha zor hatta imkânsız hâle gelmektedir. Emekli maaşlarında ise durum daha da vahimdir. En düşük emekli maaşı maalesef açlık sınırının yarısıdır. Dolayısıyla biz emekli maaşlarının ve asgari ücretin yılın ilk yarısından önce gözden geçirilmesi ve arttırılması gerektiğini söylüyoruz.
Gelelim konut tarafına. 2025 yılında toplam konut satışları 1 milyon 688 bin olarak gerçekleşirken kredili satışların payı yalnızca yüzde 14 seviyesinde kalmıştır. Bu veri, konut alımının kredi yoluyla erişilebilir olmaktan uzaklaştığını açıkça göstermektedir. Yani, ortalama gelir grubundaki vatandaş için ev sahibi olmak giderek daha zor bir hedef hâline gelmektedir. Tüm bu verilerle birlikte değerlendirildiğinde ortaya çıkan sonuç açıktır: Gelirler temel yaşam maliyetlerinin çok gerisinde kalmakta, özellikle gıda ve barınma giderleri bütçenin büyük bir kısmını oluşturmaktadır. Bu koşullarda tasarruf yapabilmek imkânsızlaşmakta, uzun vadeli planlar giderek ertelenmektedir. Eskiden çalışarak ev sahibi olmak zor ancak ulaşabilir bir hedefti, bugün ise birçok kişi için öncelik değişmiştir; önceliklerin başında karnını doyurmak ve kirayı ödeyebilmek gelmektedir. Bu şartlarda geçinmekte bile zorlanan insanların nasıl konut sahibi olmalarını düşünüyorsunuz, hakikaten merak ediyorum.
Bu duygu ve düşüncelerle yüce heyetinizi saygıyla selamlıyorum. (İYİ Parti ve YENİ YOL sıralarından alkışlar)