| Konu: | Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle |
| Yasama Yılı: | 4 |
| Birleşim: | 91 |
| Tarih: | 06.05.2026 |
MURAT ÇAN (Samsun) - Teşekkür ediyorum Sayın Başkan.
Bir torba yasanın daha görüşmelerine başladık; 14 kanunu ilgilendiriyor, 1 kanun hükmünde kararnameyi ilgilendiriyor ama hiçbir soruna, hiçbir vatandaşın derdine derman olamıyor.
Ben size iki tane konudan bahsedeceğim seçim bölgem Samsunla ilgili. Bunlardan bir tanesi, defalarca burada dile getirdiğim 2/B arazileri sorunları. Samsun'un hemen hemen bütün ilçelerinde bu sorun kırsalda yaşayan bütün vatandaşlarımızın ana sorunudur. Bağlarını, bahçelerini imar etmişler, tarım ürünleri üretiyorlar, devlete ya da esnafa satıyorlar ve tarıma, ihracata katkıda bulunuyorlar. En önemli ürün fındık ürünü.
Ayvacık ilçemizle ilgili çok daha vahim bir sorun var. Ayvacık'ta 2/B arazisini, vatandaşın kullandığı araziyi vatandaşa fahiş fiyatla satan devlet, bundan otuz küsur yıl önce vatandaşın bağış yoluyla yaptırdığı devlet hastanesini özelleştirme kapsamına aldı. Deli Dumrul'a hakikaten şapka çıkartacak bir hikâye içindesiniz. Vatandaşın kendi mülkünü bağış yoluyla devlete verip kendi parasıyla hastane yaptırdığı yeri özelleştiriyorsunuz, vatandaşın kullandığı arazileri, fındık bahçelerini vatandaşa bir kez daha satıyorsunuz. Yazıklar olsun diyorum!
Diğer konu bundan çok çok daha önemli bir konu, bir AKP klasiği, AKP iktidarında toplumsal çürümüşlüğün en bariz örneklerinden bir yenisi. 8 Nisan 2026 günü Samsun'un bir ilçesinde devlete sığınmış, sevgi evlerindeki çocuklardan birkaçı -sayılarını tam olarak vermeyeceğim, bende var- devletin kurumunda, evinde, sevgi evinde bulunması gereken saatlerde dışarıda birileri tarafından alıkonuluyor. Alıkonuldukları yerde bir kavga, arbede çıkıyor, karakolluk olunuyor. Karakoldan daha sonra... Çünkü yaralanma hadisesi var, istismar var, istismar olunca yaşı biraz daha büyük olan ama 18 yaşının çok altında olan kızlardan birisi istismar yapan birisinin kafasına şişeyle vuruyor ve yaralıyor. Karakol, gözaltı, daha sonra serbest bırakılıyorlar. 23 Nisan 2026 Çocuk Bayramı gününde, buraya çocuklar getirilip şov yapılan günde, çocuklardan birisinin durumu açtığı, kendi derdini anlattığı bir vatandaş tarafından bana telefon açıldı, durum anlatıldı. Ben de mülki amiri aradım, o ilçeye bakan başsavcıyı aradım. Efendim, konunun adli gizlilik altında olduğunu, ben ne kadar biliyorum, ona göre bana bilgi vereceklerini söylediler. Ben de kendilerine "Kamuoyunu bilgilendirin. Bu işin altı başka bir yere gidebilir..." Lütfen, en azından bu sefer doğru iş yapılsın istedim. Bana en son verilen cevap: "Gözaltı süresi devam ediyor." 8 Nisan-23 Nisan... Anladık ki tekrar şüphelileri gözaltına aldılar, tekrar mahkemeye çıkardılar ama bir kez daha ama bu sefer adli kontrol şartıyla serbest bıraktılar.
Bu arada, Samsun'da bunlar olurken bu işlerden sorumlu Aile Bakanı Brüksel'de esnaf ziyareti yapıyordu, selfie çekiyordu ve çocuklar orada "Bir daha başımıza neler gelecek..."
Bir hekim olarak söyleyeyim: O çocukların devletin sevgi evlerinde bulunma sebepleri çok çok daha dramatik. Dolayısıyla suistimal hakkını kendinde görenleri adli kontrol şartıyla serbest bıraktılar. Bunu kamu vicdanına burada teslim ediyorum.
Altını bir kez daha çiziyorum: Devlet koruması altındaki çocukların güvenliği doğrudan devletin sorumluluğudur. En küçük ihmal ihtimali dahi titizlikle araştırılmalı, hiçbir karanlık nokta bırakılmamalıdır. Bizler bu kürsüden hüküm vermiyoruz ancak şeffaflık, hesap verilebilirlik ve çocukların üstün yararının eksiksiz sağlanmasını talep ediyoruz.
(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)
BAŞKAN - Buyurun, devam edin.
MURAT ÇAN (Devamla) - Şunu da biliyoruz ve altını çiziyoruz: Bu süreç yürütülürken çocuklarımızın mahremiyeti hassasiyetle korunmalı, psikolojik ve sosyal bütünlükleri her şeyin üzerinde tutulmalıdır. Buradan uyarıyorum, ilgili sevgi evlerinin idarecisi, ilin idarecisi hakkında herhangi bir idari soruşturma yapıldığına dair bir bilgi yok, kamu vicdanı zedelenmektedir; bu işin altından belki uzun bir süre sonra... Ama buna gerek kalmadan çok yakın zamanda neler olduğu araştırılmalı, kamu bilgilendirilmelidir ki altı yıl sonra güya bir bakan, işte Gülistan Dokuz cinayetinde olduğu gibi, konunun tekrar araştırılacağını kamuoyuna duyursun. Buna gerek yok, bugün Samsun'da yaşanan bu hadiseyi en yakın zamanda devlet eliyle bizlere, kamuya izah etmek durumundasınız.
Teşekkür ediyorum. (CHP sıralarından alkışlar)