GENEL KURUL KONUŞMASI
Konu: Tapu Kanunu ile Bazı Kanunlarda ve 375 Sayılı Kanun Hükmünde Kararnamede Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun Teklifi münasebetiyle
Yasama Yılı:4
Birleşim:91
Tarih:06.05.2026

NEJLA DEMİR (Ağrı) - Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; biliyorsunuz, iki gün önce gıda enflasyonu yüzde 34,55 olarak açıklandı. Ben de bu noktada yapılan yanlış politikalar üzerinden bir söz kurmak istiyorum. Türkiye neoliberal politikalara kurban edilmiş olsa da Tarım Bakanlığı ülkenin bir tarım ülkesi olduğu iddiasını hâlâ sürdürüyor. Tabii, bu iddiasını da sahadaki gerçeklikten çok uzak bir şekilde devam ettiriyor. O sebeple, biz de sahanın asıl gerçeklerini her gün anlatmaya, bu kürsülerde çiftçilerin sesi olmaya elbette devam edeceğiz.

Değerli arkadaşlar, gittiğimiz her yerde, sokakta, kahvede, köyde, taziyelerde bile çiftçiler gelip bize dert yanıyor hatta üretici, artık yalnızca bir tarım krizine değil doğrudan AKP'nin yarattığı yönetim krizine bir çare arıyor.

Biliyorsunuz, mevsim geçişleri alışılmışın dışında seyrederken tahrip edilen doğa, sert yüzünü her geçen gün daha fazla gösteriyor. Don olayları, kuraklık, sel felaketleri, yangınlar; birçok olay çiftçileri olumsuz etkiliyor. Zararın neticeleri ise hem üreticilere hem tüketicilere çok pahalıya mal oluyor. Peki, Hükûmet imardaki tip projeleri gibi tarımdaki tip politikalarını ne zaman değiştirmeye, bölge şartlarını gözeterek yenilemeye ve yeniden üretmeye başlayacak merak ediyoruz doğrusu.

Buradan iktidara sesleniyorum: Yaşanan her doğa olayı sonrası ilk defa karşılaşılıyormuşcasına şaşkın şaşkın çare arıyormuş gibi yapıp sonra da hasarın yükünü çiftçiye yüklemeyin; bunu da halkın cebinden çıkarmaya çalışmayın. İktidar olmanın gereğini yapın; bilimsel öngörülerle, adaletle, vicdanla, olağanüstü durumlar için bütçeler oluşturun. Bakın, bir tarım ülkesinde çiftçi "Ne olursa olsun mağdur edilmeyeceğim." diyerek gönül rahatlığıyla tarım yapabileceği imkânlara sahip olmalı. Bu imkânlar da kâğıt üzerinde değil bizzat tarlalarda görünür ve uygulanır, uygulanabilir olmalıdır.

Peki, Bakanlık ne yapıyor? Her zamanki gibi çeşitli rakamlarla sosyal medyada destek miktarları paylaşıyor ama bu destekler ne çiftçinin cebine yansıyor ne de yurttaşın sofrasına yansıyor. Âdeta Nasrettin Hoca'nın hikâyesine dönmüş durumda. Soruyorum: Destekler yeterliyse çiftçi neden hâlâ perişan?

Değerli milletvekilleri, geçen yıl yaşanan zirai don felaketinde yüz binlerce çiftçi, üretici zarar gördü ama sadece 470 bin üretici destek aldı. Açık açık, binlerce, yüz binlerce çiftçiye "Başınızın çaresine bakın." denildi. Kuraklık ve donun ağır hasar verdiği tarla bitkileri de buğday da arpa da ve sebze üretimi de destek kapsamına bile alınmadı. Özellikle ÇKS kaydı olmayanlar kapsam dışı bırakıldı. Bugün Türkiye Ziraat Odaları Birliğine kayıtlı yaklaşık 5,5 milyon çiftçi var, ÇKS'si olanlar ise sadece 2,3 milyon yani çiftçilerin yaklaşık yüzde 58'i ÇKS sisteminin dışında. Kayıt dışı bırakılan bu çiftçiler -zamanım olmadığı için genişçe açamıyorum ancak- her destekten mahrum bırakılan üreticilerdir ve bu yetmiyormuş gibi çeşitli nedenlerle üretimden de uzaklaştırılıyorlar. Ayrıca, çiftçiler neden ÇKS kaydı yapmıyor ya da yapamıyor? Bu konu, üzerinde durulması gereken önemli bir konu; ayrıca araştırılmalıdır diyorum.

Değerli arkadaşlar, bu anlattığım sebeplerle, 2025 yılında tahıl üretimi azaldı. Sadece iki kalem belirtmem gerekirse buğday üretimi yüzde 13,7'ye, arpa üretimi yüzde 25,9'a geriledi. Çiftçiyi koruyamayan tarım politikaları kimlerin çıkarlarını koruyor, köylüyü koruyamayan politikalar kimleri koruyor diye tekrar sormak gerekiyor. Hepimiz biliyoruz ki bu mesele yalnızca çiftçinin meselesi değildir, bu mesele doğrudan bu ülkede yaşayan her yurttaşın sofrasının meselesidir.

(Mikrofon otomatik cihaz tarafından kapatıldı)

BAŞKAN - Buyurun, devam edin lütfen.

NEJLA DEMİR (Devamla) - Bakın, az önce de belirttiğim gibi, yıllık gıda enflasyonu yüzde 34,55 olarak açıklandı yani zamanında "Küçültün." dedikleri porsiyonlar neredeyse yok olmak üzere ama AKP'ye göre her şey gayet yolunda.

Sayın Başkan, değerli milletvekilleri; halk "İktidarın beceriksizliğinin yarattığı krizi nasıl aşabilirim?" diye diye eğitimden kıstı, sağlığından kıstı, sosyal yaşamından kıstı, çocuklarından kıstı, kendinden kıstı; şimdi ancak ev kirasını ve mutfak masraflarını -onu da tabii yarım yamalak- ancak karşılayabilir hâle geldi. Halk kendinden kıstıkça devlet de halktan kısmaya devam ediyor. Defalarca söyledik, halka sırtınızı dönerek hiçbir krizi, hiçbir sorunu çözemezsiniz.

Genel Kurulu saygıyla selamlıyorum. (DEM PARTİ sıralarından alkışlar)